YOKSULLAR CAN DERDİNDE DEVLET YOKSULLARI SOYMA PEŞİNDE – Fetih Koç

Doğan Fetih Koç
Şair Yazar
SimurgNews Yazı Kurulu Üyesi

Korona virüsü yaşamı felç edereken, AKP iktidarı ile CHP belediyeleri birlikte bu durumu fırsata çevirerek halkları, yoksulları ve emekçileri hem parasını hemde esir almak için toplumu soyma fırsatın peşindeler. Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra küresel bir salgın halini alan korona virüsünde vaka sayısı 1 milyon sınırını geçerken… Bir çok ülke vaka ve ölüm sayısının arttığına dair açıklamalar yaparken, dünyanın değişik ülkelerindeki bilim adamları ve yetkililer dünya çapında korona virüsü vaka sayısının 10 milyonu bulabileceğini duyururken, AKP iktidarın ve Türk devletin cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ile CHP belediye başkanları halkların sağlığı için tedbir yerine paralarını almak için yarış halindeler.

Devlet, korona virüsü nasıl önlenir ve ne tür tedbirler alınmalı üzerinde çalışma yapması gerekirken, tam tersi bu dünyayı saran korona vakasını kendi lehine çevirerek yoksulların parasını çalma peşinde plan projelerle “ulusa sesleniş“ adı altında hemde hiç sıkılmadan, utanmadan yapmaktadırlar. Halkların sağlığını, güvenliğini hiçe sayan ama ekranlarda bolca palavralarla yalan söyleyerek ve hiç bir tedbir almıyarak korona vieüsün yayılmasına vesile olmuşturlar /oluyorlar. Bunuda ranta çevirerek iktidarlerını sağlama almak için bir birileriyle yarışmaktalar.

Dünya korona virüsüyle ortak mücadele ederken Türk devleti “Biz bize yeteriz Türkiyem“ diyerek, ırkçı, şövenist ve faşizan tohumları serpmekten geri durmuyor. Hitlerin ruh hastalığıyla örtüşen bu anlayış elbette yeni değil ve Hitlerden önce Türk devletin ruhunda yer almıştı. “Ne mutlu Türküm diyene“ “bir Türk dünyaya bedeldir“ v.b gibi ırkçı temeller üzerinden oluşan bir devletten elbette sosyal bir anlayış ve yaptırım beklemek de körlük olur. Dolayısıyla Türk devletini yöneten iktidarlar Türk halkının sağlığını, güvenliğini değil sadece kendi iktidarının güvenliğini ve kendi varlığını düşünmektedir. Ayakkabı kutularında saklanan paraları örnek verirsek her şeyi çok net anlaşılacağı için başka örneklere gerek kalmıyor. İnsan sağlığını hiçe sayan bir devlet anlayışı hiç bir meşhuriyeti de olamaz.

Dünya, korona virüs salgınıyla mücadele ederken Türk devletin yöneten iktidar sesiz sedasız kamuoyundan gizli ve maske takarak ihaleler yapmakla meşgul. Başta kanal istanbul ve benzeri projlerden halka hiç faydası olmayan, tamamen kendi sermayelerine sermaye katmak için hem insan hemde doğanın yaşamını tehlikeye atmaktan hiç teredüt etmemektedirler. Oysa, Dünyayı ve Türkiyeyi saran bu ölümcül virüs salgının getireceği ekonomi krizi ve yığınlarca işsizliğin önlemek için kulanmak gerekirken, kendi saltanatlarını sürdürmek için hiç teredüt etmeden kulanmayı tercih etemkteler. Ve böyle bir süreçte “Biz bize yeteriz Türkiyem“ adı altında halklardan alacakları parayıda yine kendi çıkarları için kulanacaklardır. Hiç bir diktatör kendinden başka hiç kimseyi sevmez. Kendi diktatörlüğünü sürdürmek için yapmıyacağı hiç bir çılgınlıkta yoktur. Tarih bunu bize çokça ispatlamıştır. Mussolini, Franko, Mustafa Kemal, Hitler ve Saddam Hüseyin bunun en bariz örnekleridir. Recep Tayip Erdoğan da bunların bir versiyonu, devamcısıdır.

Sosyal bir devlet böylesi durumlarda halkın her türlü güvenliğiyle sorumluluk teşkil eder. Halkların tüm ihtiyaçlarını karşılaması, çalışan işçi ve emekçilerini işini anayasal güvenliği altına alması, toplumun sağlığı için her türlü tedbiri sağlamsı, sağlık, eğtim ve sosyal alanda seferberlik ilan etmesi gerekirken tam tersi bir uygulamayla karşı karşıya bıraklılarak halkları kendi kederine terk edilmiştir. Bu tedbirsizlik korono virüsü binlerce can alacaktır. Ve bu can kayıbının yine faturasını ezilen yoksul halklara kesilecektir. “aldığımız sıkı önlemlere uymadıkları için bu ölümler oldu“ diyecektir. Ve yığınlarca yoksul kesimde buna inanarak “kaderimiz böyle yazılmış“ diyecektir. Çünkü bu yoksul halkların sırtını dayıyacağı devrimci siyasal alternatif bir güç hali hazırda yoktur.

“Cehennem acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.” demiş Hallac-ı Mansur. Bin yıl önce bugünün toplumunu ve insanın tarif etmiş. Bir tarafta yıkım ve yoksuluk hayatı ve yaşamı felç ederken, bir tarafta ise bu yıkımın üzerinden geleceğini ve yaşamını inşaa eden gerici iktidarların güçlü varlığı söz konusu…

Korona Virüsü küresel bir sorunken ve tüm dünyayla ortak mücadele edilmesi gerekirken, AKP iktidarı toplumun milli duygularıyla oynayarak insanları ölüme sürüklemeyi tercih ediyor. Buğdaydan enerjiye kadar dışa bağımlı kılınan ülkenin iktidarları ve yöneticileri, bırakın geleceğe dönük adım atma hedefini, günün gereksinimleri karşılama öngörüsünden bile uzaktırlar.

Korona virüsü tüm dünyayı sarıp sarmalarken, Türk devleti başta Kürtler ve Kürt siyasetçiler olmak üzere aydın, illerici, sosyalist ve komunistlere karşı faşizan baskıcı tutumunu terk etmiyor. Kürt illerindeki Kürt belediyelere kayum atarak belediye yöneticileri, siyyasetçileri tutkluyor cezaevilerine koyuyor. Yüz binlerce tutuklu ve mahkümü cezaevlerinde güvensiz ve sağlıksız bir biçimde kendi kederlerine terk ediliyor. Yapılması gereken tek şey bu virüsle bir bütün olarak ortak hareket edip korona virüsünden bir an önce kurtulmaktır. Tüm dünyanın acil ve kırımızı alarmdayken, Türk devleti ve AKP kendi sınıf karekteri gereği ırıkçılık ve ayırımcılıkda ısrar ederek ırkçı ve faşizan tutumunu sürdürüyor.

Fakat bu koronavirüs herkese bir “Dur” diyecek, herkesi gerçeklerin acı yüzüyle tanıştıracak gibi. Şimdiye kadar her türlü dayatmaya rağmen gerçekleri görmek istemeyen eski alışkanlıklarını sürdüren toplumun farklı düşünce ve inançlarından oluşan muhafazakarlar, liberaller, milliyetçiler, ulusalcılar v.b gibi kesimler acı gerçekleri görmek zorunda olacaklar. Esasen gerici devleti ve iktidarı korkutanda budur.

Küresel feleketlerle halkların tepkisi son yıllarda büyüdüğünü hep birlikte görüyoruz. Bu kötü gidişata dur demek için dünyanın değişik ülkelerinde, kıtaların da halkların sokaklara aktığına şahitlik ettik/edeceğiz. Yok oluş isyanları şiarıyla her kesimden insanlar soskları işgal edecektir. Bize gerçekleri açıklayın diyerek isyan ateşin tutuşturacaklardır. Halkların bu haklı ve meşru isyanına şimdiden tüm devrimci ve komunistler buna göre konumlayarak hazır olmak zorunda olduğu da bir gerçektir.

 

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »