“Varmak İçin O Güzel Yarınlara Bizimde Dağlarımız Var Ernesto Che Guavera…”

Yakınına düşerken uzakların, şimdiye dair yaşarken, gelecek düşü kurmalı insan. Günü yaşamalı “carpediem” diyerek, geleceğe bakmalı “revolation” da ısrar ederek. Gelecek geçmişin üzerinde planlanan bir devrim düşüdür. Ama “imkansızı iste”meye sadece düş kurarak ulaşacağını düşünmek ütopist(hayalci)lerin işidir. Ne demiş usta Che; “Gerçekçi ol, imkansızı iste!” Hayatını hep bunun üzerine kurgularken; silah mı? Doktorluk mu? Diye sorduğunda, doktor önlüğünü ve sevdiklerini ardında bırakarak, motosikletine atladığı gibi savaş günlüklerini yazmaya başlıyor. Ömrünü devrim düşüyle, mücadelesini de devrimin inşaasıyla geçiren Che Guavera; Ernesto yoldaş; Küba’nın devrim önderi olarak, yoldaşı Kastro ve Camillo ile birlikte  80 devrimciyle yola çıkıyor. Devrim olduğunda, başlangıçtaki kuruculardan üç kişi hayattadır; Che, Fidel ve Camillo. Che bakan, Fidel ise devrimin önderi olarak Küba’nın başına geçiyor. Camillo ise Devrim gerçekleşmek üzereyken hayata veda ediyor, düşle zaferin gerçekleştiği yerde. İmkansızı istemekten asla vazgeçmeyen bir devrim önderinin düşüdür; Camillo Cienfiegos. Heykelleri ve resimleri Küba’nın görkemli sokaklarında durur hala, yoldaşı Che gibi. Che’de asla vazgeçmez, Kongo ve Bolivya’da devam eder devrim düşüne. Önce Kongo’ya gider, imkansız ötesidir devrim ve vazgeçer ama vazgeçmediği bir şey varsa o da “devrimcinin görevi olan devrim yapmak”tır. Bolivya’ya çevirir rotayı. ABD’nin tetikçisi derin CIA ve uşak Bolivya Devleti peşine düşer yiğit komutanın. Nihayet Bolivya dağlarında pusu kurulur. Teslim olmaz Komutan Ernesto; delik deşik ederler koca bir orduyu, aç kurtlar gibi üstüne salarak. Dünya halkları bir türlü inanmaz öldüğüne, doğrudur da. Dünya halklarının gönlünde halen yaşayan bir devrimci önderdir O. Kanı yerde kalmaz. Monica Ertl isimli kadın yoldaşı alır intikamını. Onu öldürenleri hatırlayanınız ve hayırla yadedeniniz var mı? Ama Binbaşı Ernesto hala unutulmadı ve taptaze yaşıyor dünya devrimci halklarının devrim düşünde…

Devrim olur diye asla devrimci olmadım; devrimcilik bir özgürlük düşünün uzun yürüyüşüdür. Çok uzun bir yürüyüş. Neredeyse hiç bir devrimci, bu düşü nihayete erdirecek kadar yaşayayamamıştır. Asla da vazgeçmemiştir hiçbir devrimci; devrim düşünden. Çünkü yaşamının her zerresine sinmiştir devrimciliği; İbo, Mahir, Deniz gibi. Devrimi görebileceğini düşünenlerimizin sayısı devrimcilik düşü kuranların sayısına oranla devede kulak gibidir. Oysa ki, devrim düşü kuranların sayısı azalmak yerine gittikçe çoğalmaktadır. Yenilmek, ezilmek, bedel ödemek ve ayakta ölmek bir devrimcinin doğasının olmazsa olmaz bir parçasıdır. Yaşamı en çok onlar severler, dolu dolu ve layıkınca yaşarlar ama ayakta öleceklerini bile bile yaparlar bunu. Asla vazgeçmeden, yalpalamadan ve boyun eğmeden. Bir tek mazlumun önünde eğilir onlar. Sehpayı tekmelerken bile dimdik ve kararlı adımlarla yürürler cellatların üstüne. Türkü söyleye söyleye, “yaşasın devrim!!!” diyerek. Selam olsun devrim düşü kurarken gülümseyenlere. Eyvallah…

Levent Kaçar  Ağustosta Rapsody 2020

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »