Hilmi Toy
Yazar

Denizde Martı, Sahilde kum, düşlerinde umut, yüreğinde hasret olanlara merhaba… Anıların izi alıp götürdü beni benden üzre. 4 yıl önce bugün Büyük Ada’dan Bostancı’ya Vapurda yolculuk resmi gelip düştü gözlerimin önüne.
Denizde Martı olamasan da…. 


Kadıköy’de Sahilde olmak vardı şimdi, Martıların dansını izlemek güzelliğinde.
Beşiktaş’a gitmek vardı Vapurda Martıların eşliğinde, Eminönü’nde balık ekmek yemek vardı cıvıl cıvıl toplaşırken, oynaşırken bir yanda Martılar, bir yanda güvercinler.
Maslak uzak düşüyor biraz, biraz bize uzak düşerdi gitmek için, biraz ‘yabancı’ gibimsi Şile gibi. Maslak’ta bir güzel, bir iyi dost varmış meğer, ‘kısmet’ diyebildiğim.
Ya Rivera, deme gitsin, bir dost davetiyle gidilir ancak, dostlarla gidilir bir akşam üstü. 4 yıl önce ömrü hayatımda bir kez gittim, sevgili yeğenim Sevda’nın davetiyle Boğazköprüsü’nün kıyısında kahvaltı yapmıştık aile boyu. Geçmiştik Arnavutköyü, Aşiyan mezarlığını ve yürümüştük sahil boyunca İstanbul hatırası olmuştu ömrümüzün.
Yani “İstanbul’da olmak vardı şimdi” diyesim geldi amansız. İstanbul’u dinle Orhan Veli gibi gözleri kapalı. “Taşı toprağı altın” değil artık İstanbul’un, ama sevdalarında, kavganın da büyük şehri London gibi, Paris gibi. Ve benim ilk göz ağrım dediğim Stuttgart… “Bekle bizi İstanbul, bekle kavgamızın şehri” diyen Vedat Türkali’nin mısra mısra şiiri düşüyor dilime.

Taksim’e çıkıyor yolumuz, Taksim de soluğumuz çıkıyor Gezi’ye yöneldiğinde adımlar. Taksim eski Taksim değil elbette Gezi’nin eski Gezi, Beyoğlu eski günlerin Beyoğlu’su olmasa da Taksim Taksim’dir gene de bizim için. “Alacağın olsun seni İstanbul seni” diyor Enver Gökçe. “Yani bizsiz, anne dizi, kardeş dizi, yar dizi güzel değildir” diyen şair. 40’lı 50’li yıllarda mı yazmış Cahit Irgat “…Çıldırmak işten değilAğzımızdan dilimizi çaldılarCebimizden paramızıAlnımızdan terimiziVe renk renk ayırmadanGözlerimizi” diye ne. “Tuna’nın suyu olaydınKaraorman’dan geleydinKaradeniz’e döküleydinMavileşeydin mavileşeydinGeçeydin Boğaziçi’ndenBaşında İstanbul havasıÇarpaydın Kadıköy iskelesineÇarpaydın çırpınaydınVapura binerken…” diyor Nazım. Bugün başımda İstanbul havası var sahiller boyu.
Behçet Necatigil’in dediği gibi “Söner yangın birazdan…Yatışır özlem…Bir gün karşılaşırız…Bir gün, bir yarım akşam…”
Umut bizim ilacımız, hem derdimiz hem dermanımız.
Sevgiyle kalın, umutla yaşayın!

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!