Ulusal kurtuluşlara saldırmanın dayanılmaz hafifliği – Hüseyin Şenol

Sosyalistlerin yaklaşımı, enternasyonalist-sosyalist çerçevede olmak zorundadır. Devrimci sosyalistlerin görevi, sömürgecilerin ağzından konuşup, ülkelerini bağımsızlığa kavuşturmuş olan ve dünyanın bir çok yerinde mücadeleye devam eden ulusal kurtuluş hareketlerinin karalanmasına ve itibarsızlaştırılmasına hizmet olamaz…

            Hemen baştan belirteyim; konu UÇK üzerinden sosyal-şoven yaklaşımlar hakkında. Bu yorumu kaleme almamın nedeni, Avrupa Demokrat’ta da verdiğimiz haber ve özellikle de “sol”un verdiği diğer haberler ile yaklaşımlar. Habere konu olan gelişme kısaca şu: Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi ve eski Meclis Başkanı Kadri Veseli hakkında 1990’lı yılların sonunda sömürgeci Sırbistan’a karşı savaşta savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlanmaları. Bu haber vesilesiyle, ulusal kurtuluş mücadelesi yürüten hareketlerin itibarsızlaştırmasına bir kez daha şahit oldum.

Enternasyonalist sosyalist yaklaşım

UÇK’ya saldırı, tüm halklara saldırıdır. Ulusal Kurtuluş Hareketlerine saldırıdır.

Kosova Kurtuluş Ordusu (Ushtria Çlirimtare e Kosovës- UÇK), sadece Kosova’da değil, ulusal kurtuluş ordusu olarak, Arnavut halkının tüm parçalardaki bağımsızlık mücadelesi, Kürt ve tüm sömürge halklara örnektir.

UÇK, Kosova’da misyonunu doldurmuş, bu orduyu örnek alan Karadağ, Makedonya, Yunanistan, Sırbistan gibi bazı parçalarındaki Arnavutlar da ulusal kurtuluş mücadelesi sürdürüyor. Makedonya’daki Arnavutların gerilla örgütü “Halk Kurtuluş Ordusu” (Ushtria Çlirimtare Kombëtare – UÇK), şimdiki güney Sırbistan’da bulunan Arnavutların bölgesinde “Preshevës, Medvegjës ve Bujanocit Kurtuluş Ordusu” (Ushtria Çlirimtare e Preshevës, Medvegjës dhe Bujanocit – UÇPMB) ve Yunanistan sınırları içinde bulunan sömürge bölge Çamerya’da mücadele veren Çamerya Kurtuluş Ordusu (Ushtria Çlirimtare e Çamërisë – UÇÇ), buna örnektir.

Sosyalistlerin yaklaşımı, enternasyonalist-sosyalist çerçevede olmak zorundadır. Devrimci sosyalistlerin görevi, sömürgecilerin ağzından konuşup, ülkelerini bağımsızlığa kavuşturmuş olan ve dünyanın bir çok yerinde mücadeleye devam eden ulusal kurtuluş hareketlerinin karalanmasına ve itibarsızlaştırılmasına hizmet olamaz.

Kurtuluşun kriminalize edilmesi

Ulusal kurtuluş hareketlerinin kriminalize edilip, tasfiye edilmek istenmesine, maalesef soldan sosyal-şovenler de çanak tutuyor. Bunu Türkiye’de de yüz yıldır birebir yaşıyoruz zaten.

“Yugoslavya paramparça oldu” deyip, vah vah çekenler, aynı vah vah psikolojisini Türkiye için de yaşamaktalar. Neymiş efendim; paramparça olacakmışız. Onlara göre, halkların her gün paramparça olmaları, toprakların paramparça olmasından daha önemli değil. Ki katledilenler, bizzat kendi topraklarında katledilmektedirler. Kürdistan’nın parçaları Bakur’da, Rojava’da, Kobani’de, Afrin’de, Başur’da ve diğer topraklarda…

Bugün basında yer alan haber üzerine kısa bir not geçmeyi kendime ve ezilen dünya halkalarına bir görev bildim. Görevden de öte bu bir borçtur. İnsanlık borcudur.

Ara ara, özellikle de sömürgecilerden yana tavır koyan emperyalistler ve işbirlikçileri tarafından gündeme getirilen ulusal kurtuluş kahramanlarına saldırı sürekli gündemde tutuluyor. Şimdi de Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) liderlerinden Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi tarafından bir karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası hemen çalış(tırıl)maya başlıyor. Bu anları dört gözle bekleyen sosyal-şovenlerin de sayısı az değil. Emperyalistler ve işbirlikçi sömürgecilerin ekmeğine yağ süren bu hastalıklı yaklaşım, her zaman olduğu gibi; yine tarihin çöplüğünde yerini alacaktır.

Bağımsızlıkçı eski gerilla lideri Haşim Taçi, özellikle “cinayet, zorla kaybetme, zulüm ve işkence” ile suçlanıyor. Thaçi veya diğer liderler ve komutanlar -eğer işlediyseler” bu suçları, kesinlikle yargılanmalıdırlar ve zaman aşımı olmamalı bu suçlarda. Ama, hemen baştan peşin hüküm verip, sömürgecilere bile taş çıkartacak yaklaşımların, içimizdeki sosyal-şovenlerden de gelmesi, tarihimizin ayrı bir karanlık bölümü olmaya devam edecek. Dünyadaki örnekleri gibi; “bizim” şovenlerin, sosyal-şovenlerin yeri de, tarihteki şovendaşlarının yanı olacaktır.

Arnavut ve Kürt Halkları arasındaki benzerlik

Özellikle de başta Kürt Halkı olmak üzere, dünyadaki tüm sömürge halklara örnek olan Kosova Kurtuluş Mücadelesi üzerinde oynan çirkin oyun, yine en başta Kosovalı kahramanlar tarafından bozulacaktır.

Emperyalist ve güdümündeki medyayı geçtik, soldan yana yazdığını belirten sosyal- şovenlere de bizzat yanıtı dünya halkları veriyor. Özellikle de, çok parçada sömürge durumuna düşürülen Arnavutlar, iki parçada özgür yaşarken, diğer 4 parçada mücadelesini sürdürüyor. Bunun hakkını da özellikle de Kürt Ulusal Hareketi vermiş ve vermektedir. Kosova Kurtuluş Mücadelesi’nin kendileri için de bir örnek teşkil ettiğini sürekli vurgulayan Kürt Halkı, Arnavut Halkının hakkını vermektedir.

Önümüzdeki günlerde de UÇK ve genel olarak ulusal kurtuluş hareketleri üzerine yazmaya devam edeceğim. Kosova üzerine yazdıklarım tüm kurtuluş hareketleri içindir ve dost-düşman üzerine alsın artık.

Sağlam duruş sergilemek

            Arnavut asıllı olsam da, UÇK’ya katkı sağlamış olsam da, kesinlikle insanlık suçlarının örtbas edilmesine sürekli karşı çıktım. Eğer bunu yapan UÇK da olsa, PKK de yapsa kesinlikle karşı dururum. İnsanlık suçlarının zaman aşımı ve hele hele “ama”sı olmaz. Umarım yanılmam, ama bu iki hareket de bu suçlara karşı durmuştur, tarihi boyunca.

Arnavut Halkı, bir parçadan, yani Kosova’dan yüz akıyla çıkmış, sömürgeci Sırbistan’ı topraklarından kovmuş, kurtuluşunu sağlamıştır. Yine diğer parçalarda da onurlu mücadelesine devam ediyor. Kürt Özgürlük Hareketi için de durum böyledir. Hiç mi hata olmamıştır? Tabii ki olmuştur ve adı geçen özgürlük hareketleri de gereğini yerine getirerek, emperyalizme, işbirlikçi sömürgecilerine ve sosyal-şovenlere gerektiği şekilde örnek olmuş, onları yanıltmıştır. Heveslerini kursaklarında bırakmıştır.

UÇK’ya saldırı, tüm ulusal kurtuluş hareketlerine saldırıdır. Kürdistan’a saldırıdır. Bunun başka açıklaması olamaz. Özellikle de Kürdistan dışından yayınların, Kürt Özgürlük Hareketi dışından olması da boşuna değildir.

Sosyalistlerin görevi; Ulusal Kurtuluş Mücadelesinde sömürgecilere karşı, sömürgeciden değil, ezilen halklardan yana olmalıdır.

Yorumlarında Sırbistan için “sömürgeci”, Kosova için de “sömürge” demekten kaçınan, yüzlerce yıl süren ulusal kurtuluş mücadelesinin dönemini “Kosova Savaşı (1998-1999)” olarak vermesi ve üstüne üstlük bir de UÇK için “Sırp karşıtı güçler” denmesinin “izahı” tek bir izahı vardır: sosyal-şovenizmin sürekli yaptığı “itibarsızlaştırma” operasyonudur. Bu yaklaşım, aynı zamanda kendi ulusal sorununa da mesajdır, kendini ifade etmenin kıvırmalı yoludur. Başka da izahı yoktur.

Kahrolsun sömürgecilik!
Yaşasın bağımsızlık!
Poshtë kolonializmi!
Rroftë pavarësia!

Yaşasın proleterya enternasyonalizmi!
Yaşasın halkların kendi kaderini tayin hakkı!


Hüseyin Şenol – 05.11.2020

Not. Bu yazı daha önce avrupademokrat.com da yayınlanmıştır.

Next Post

Şiirce Söyleşiler1 Levent Kaçar

Cum Kas 6 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Şiir diliyle birşeyler yazmaya ne zaman başladım, hatırlamıyorum bile. Hapishane hayatı belki de çoğu mahpusa ömründe bir kere de olsa şiire benzer birşeyler yazdırmıştır. Şiir yazmak zor iştir. Kelimeleri düşünce ve estetik duygusunun imbiğinden süzeceksin, her sözcüğe birkaç anlam yükleyeceksin, kısa bir sözcük bütünüyle […]
Translate »