İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Turabi SALTIK/ Dersim’de, 1775 Maden-i Hümayun…

Turabi Saltık
Araştırmacı yazar

Üç yüz yıldır acımazsızca Dersim doğası ‘kalhane ve mağara ağacı’edildi…

Dersimle ilgili, 1892 tarihli bir Salnamede, şöyle yazılmaktadır: “Kıt’a-i sağire-i mezkurenin bigayet arizalı ve ekseriyetile sengisat ve gayri kabili zira’at bulunmasından dolayı”1 diye, Dersim Sancağı’ndaki arazinin 7. 000.000 dönüm olduğu, bunun 5. 000.000 dönümü dağlık, ormanlık, kayalık alan olduğu, 2.000.000 dönüm arazinin ise ziraata elverişli olduğu açıklanmaktadır.

Dersim Sancağında arazi yapısının ticarete uygun olmadığı, zaten yol ve ırmaklar üzerinde de çok az ulaşım köprüleri olduğundan dolayı, genel olarak dağlık ve ormanlık alanlar hep Dersimlilerce gözü gibi korunmuştur. Bu birazda Dersimli Alevi-Kızılbaşların, doğa-insan sevgisinin itikat-inançlarından kaynaklanmaktadır. Doğa, Dersim’de, börtü-böceği, havası, suyu, dağları, bitkileri, toprağıyla kutsaldır.

İlk defa 1848’de Hozat Merkezli Dersim Vilayet olunca, Harput-Dersim (Hozat) yolunun yapılması için 1860’larda yol yapımına başlanılmış, ırmaklar üzerine kâgir ve tahta köprüler kurulmuştu.

Bu yol yapımı Dersim’e askeri operasyonlar için seçilmiş güzergahtan geçirilmişti. 1860’larda yapımına başlanan Harput-Hozat yolunun çok az kısmı o tarihlerde tamamlanabilmişti.

Nihayetinde yolun devamının yapımı 1900’lerin başlarına kadar kalmış ve 1931-1938 katliamı, kırımı döneminde Dersim’e, kışlalar, karakollar yapılırken, yol yapımında köylüler zorla çalıştırılmıştı.

Pek çok çalışana o zamanlar: “Yirmi para ve yarım kıyye ekmek vermek” 2 suretiyle raporlar hazırlanmıştı. Umum Müfettiş Müşir Şakir Paşa ve Zeki Paşa’nın 1896’larda hazırladıkları bu raporlarda gösterilen, “yirmi para ve yarım kıyye ekmek” dahi verilmemişti. 22 Madde halinde hazırlanan “Dersim Meselesi” adlı Raporda, bir madde de; “çocuklara yevmiye yüz dirhem ekmek ve senelik elbise, teşvik edilmesi..”3 denilmiş ise de bu dahi yerine bile getirilmemiştir.

Osmanlı topraklarındaki madenlerin işletilmesi yerel Beylerin elinde kendi imkânlarıyla çıkartılıyordu. Dersim’de de madenler, 1750’lerden başlayarak Dersim Beylerince çıkartıldığı oluyordu. Özellikle Peri, Çarsancak, Harput, Ergani, Keban, Maden bölgelerinde elde edilen işletmeler mevcuttu.

Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’da madenlerin işletilmesini örnek alarak, 1775’te Maden-i Hümayun çıkardı. Dersim’de bu madenleri işletmek, çıkartmak için Osmanlı, özellikle; madenlerin güvenliğini sağlamak için askeri operasyonlarla bölgeye yerleşmek istedi.

1775’te Keban Madeni’ni elde ederken ihtiyaç duyulan kömürler, Dersim Peri, Çarsancak, Pertek, Mazgirt, Kemağ’tan sağlanıyordu. O zaman başlıca yakıt ağaçlardan, kütüklerden elde edilen odun kömürüydü. Keban madenleri için kullanılan kömürler, Dersim ormanları yakılarak elde ediliyordu. Odun kömürü, kervanlarla Peri, Çarsancak, Mazgirt, Pertek yöresinden Keban’a, taşınıyordu: “Maden içlerinde kullanmak içinde bol miktarda ‘kalhane ve mağara ağacı’ olarak bilinen kütüklere ihtiyaç vardı.”4

O yıllarda, maden işletmesi için gerekli olan odun kömürleri, Çarsancak, Pertek, Mazgirt yöresinde, Dersim içlerinde ormanlar yakılarak kesiliyor, çukurlar açılıp odunlar ateşe verilip kömür elde ediliyor, Keban ve Maden’e taşınıyordu. Çoğu defalar taşıma işlemleri, Munzur Irmağında Keleklerle yapılıyordu.

Çarsancak Kaza’sında, Mazgirt’te, Peri’de, Pertek köylerinde zorla, baskıyla bu işle görevlendirilmiş ve ayrıca mevcut Alevi – Sünni çelişkilerinden de yararlanarak Palu, Maden Karakoçan Sünnileri de gönüllü olarak, Dersim dağlarında ormanları ateşe veriyorlardı. Yakılan ormanlardan elde edilen odun kömürleri, oralara ulaştırılıyordu. Osmanlı, Dersim dağlarında ormanları, yakıp, kömür imal ederek madenleri işletiyordu.

1780’de Osmanlı Paşalarının verdiği şu hükümle: “Keban madeninin işletilmesi ve fırınların yakılması için, Çarsancak Köylüleri, Mazgird ve Dersim dağlarından ağaçlar kesilip, kömür imal ederek, bunlar Keleklere yüklenip, Munzur Nehri ve Fırat’a oradan Keban madeni’ne ulaştırılmaktaydı.”5

Yıllarca Dersim dağlarında ormanlar ateşe verildi. Kesilen ağaçlar, yakılan ormanlar, kütükler, Keban ve Maden’de fırınlarda odun kömürü olarak kullanıldı. Bugün ağırlıklı Mazgirt, Peri, Çarsancak, Pertek sırtlarında hemen hiç ormanlık alan kalmamış gibidir.

Günümüzde ise, Dersimlilerin gözü gibi koruduğu ormanlar, son otuz- kırık yıldır her yaz “güvenlik nedeniyle” hala ateşe verilmektedir.
*

Dip Notlar

1-Başbakanlık Arşivi, Dahiliye İdare, 19.RA.1324, Hususi: 1892-1893 Tarihli Mam’üretü’l- Aziz Salnamesi
2 -Anadolu Umum Müfettiş Müşir Şakir Paşa ve Dördüncü Ordu Komutanı Zeki Paşa’nın “Dersim meselesi” adlı 1896 Raporu, Akt. Ibrahim Y., Dersim Sancağı, s.88. Ekim1999 Elazığ.
3 -Anadolu Umum Müfettiş Müşir Şakir Paşa ve Dördüncü Ordu Komutanı Zeki Paşa’nın “Dersim meselesi” adlı 1896 Raporu,
4 -Fahrettin Tızlak, Keban ve Ergani Yöresinde Medencilik, Fırat Üniversitesi. Basılmamış Doktora Tezi, Elazığ 1991.
5 -Dersim Sancağı, İbrahim Yılmazçelik, s. 134, Çağ Ofset Ekim 1999 Elazığ.
*
SALTIK Turabi, Dersim Tarihi, Babek/Sancı Yayınları Kolektifi, Şubat 2019 İstanbul.

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »