TO KOYTİA / Fetih Koç

Fetih Doğan Koç

İKRAR, Sanatın sırı ve Dersim’in doksuyla Hüseyin Güneş

Çinayina to mıre zaf serdo

Wazonkı; durira ju wengbı, ju helm, ju qırayıs bı,

Ju selamı to mıre zaf rınde heno, zerımı beno germ.

Wazonkı; deste to destımıdı, roye to royemıdıbo

Boho to banci zere xo.

Orte na tıngo taridı perperıkı bı, ze heniye payij weci be,

Be serıxo serı zeriamıkı bıberbı,

Cıme to çımımıdıbe, germayino xo bıdımı, destemı zonmede

Cıme to ze cewrescımı rındeko, jaru-mubareko

Wazonkı; roye to royemıbo, qırayşino to bero na diayre mı,

To koytia… (1)

Yok edilmeye, yok olmaya terkedilmiş ve yasaklanmış dilin sanatçısıdır Hüseyin Güneş. Yokluğ yaşıyan, sürgün edilen, yakılan köylerin ve evlerin külerinde sazın tellerine vurup klamlar dillendirmek zordur. Zoru sanata işlemek, yoksuların bacalarında duman tütmek ve ısınmak anlamlıdır. Sonra, ateşin etrafında toplanıp masllar dinlemek Dersim de olmazsa olmaz bir hayattır. Sanatçı Hüseyin Güneş’i dinlerken tüm bu maslların ruhunda demlenip derin sohbetlere dalıp, taze ekmeğin kokusunda dağların gizemine sığınarak kendi dilinde ruyalara görebiliyor insan…

Sanat, sadece duygudan ibaret değildir. Onda, fikrin, yaşamın ve aklın bütün çilesi vardır. Soykırımların, katliamların, yasakların, sürgünlerin ve acıların yaşandığı bir coğrafyanın sanatçısı olmak, zordur. Suya sabuna dokunan sanatçıların en büyük sorunu ise, anlaşılamamak. Bunu aşmanın yegane yolu da, hiç kuşku yok ki sanatın dilinde ısrarcı olmayı sürdürmektir. Ama bunu yapmak kolay değildir. Her şeyden

önce Dersimli bir sanatçı olmak ve o kimliğin özünü sanata dökmek zor bir zanatır. Hüseyin Güneş zor olanı seçmiş. Yani doğup büyüdüğü o coğrafyanın acılarını ve yaşam felsefesini tüm zorluklara rağmen icrat ediyor. Sanatı Dersimdir ve devrimcidir.

Yaşamın içinden çıkan bir insan etkinliği olarak sanatın insanlıkla yaşıt olduğu söylenebilir. Genel olarak her hangi bir etkinliğin ya da bir işin yapılmasıyla ilgili yöntemlerin, bilgilerin ve kuralların tümüne birden sanat denir. Sanatsal etkinliği, bazı düşüncelerin, amaçların, duyguların, durumların ya da olayların, deneyimlerden yararlanarak, beceri ve düş gücü kullanılarak ifade edilmesine ya da başkalarına iletilmesine yönelik yaratıcı bir insan etkinliği diye de tanımlanabilir! . Eskiçağların bir çok dilinde karşılaşılan sanat ile zanaat özdeşiliği, daha sonraları “güzel sanatlar” kavramının ortaya çıkmasıyla, yani bir yarar amacı taşıyan nesnelerin üretilmesiyle, kullanılmak için değil de, hiçbir çıkar gözetmeksizin yalnızca hoşlanmak amacıyla seyredilmek için nesneler üretilmesinin birbirinden ayrılmasıyla ortadan kalkmıştır. Yeniden üretmek ve sanatı sanatla yaratmak ise sanatçının olmazsa olmaz eylemidir.

Hüseyin Güneş’in yok olmaya yüz tutulmuş ve soykırımdan geçirilmiş bir dilin kültürün motiflerini on üç eserle İKRAR albümünde dinliyicisini Dersime yolculuğa çıkarıyor. Müziğin sesinden Munzur kıyısına ve o kadim topraklara düşürüyor yüreğimizi.

Mıno tiya; ze ovka ma, ze koene ma,

Ze tica sodiri ma, ze astaro, ze asma ma,

Ze wao sere na dewodo reqeyistibim

Esqe ma esqı ze wehlema mubarek bi,

Nıka wenge-wace to neno na hatemı

To koytia… (2)

Müzik beğenisi, her şeyden önce belli bir müzik kültürüne bağlı olmayı gerektirir. Bilgi ve alıştırma ile kazanılan müzik beğenisine sahip birinde, seslerin onda uyandırdığı duygular ile salt kulak algılamasıyla yetinen doğal hoşlanma duygusuna sahip olmakla sınırlı başka birinde uyandırdığı duygular arasındaki ayrımlar, bir yandan seslerin icra edilmesindeki ayrımlara, bir yandan da onları alımlayan estetik beğeni ve doğal hoşlanma arasındaki ayrıma dayanır. Hüseyin Güneş sesi ile okuduğu eserleri tam bir Dersim kültürüyle işlemiş ve mayalamış bu albümünde. Albüm tam bir Dersimin renkleriyle harmanlayarak tını notalarından Dersimin o yoksul köy patika yollarında akıp gidiyor kulaklara adeta. Kulaktan yüreğe akan bir estetik var seste.

Müziğin güzelliği yazarak anlatılamaz, müziğin güzelliğini en etkileyici şekilde müzik yaparak anlatabilirsiniz. Güzel bir müzik eserini dinlerken, farklı bir etkinin sizi kuşattığını hissedersiniz. Hisler, algı, sanat ve sanatçı için özel anlam taşır. Sanatçı özel veya kendine özgü bir hissetme/algılama yetisine sahiptir. Sanatçı yaşamı, insanı, doğayı bu özel hisleri/ algıları ile kendi sanat dili ile yorumlar. Estetiğin kelime anlamının duyularla ilgili oluşu, bizi sanat ve estetiğin birleştiği, kesiştiği noktaya götürür. Bu ortak nokta, his/algı noktasıdır. İnsan, yaşamında sanat olmadığında sadece basit bir algı düzeyine sahipken, sanat yoluyla, yaşamında kullanarak geliştirmek durumunda kaldığı algıları, insan için zengin bir iç dünya oluşturur. Bu yönüyle de sanat insana farklı, zengin bir iç yaşam sunar, tatmin sunar, yaratıcı düşünceler yoluyla eserler ortaya koymamızı sağlar. Hüseyin Güneş İKRAR albümünde estetik ve etkiliyici bir ustalık ile emek vermiş Dersim kültürüne.

Ax ax… axokı ax

Mavene madı ray pero biye xırabi

Nıka çinayina to sere zerımıdı biyo ze buj dılopkeno

Serdo, serçin orte na amnandı

Çıme mı zandane, dılemı biyo terteliye dersim, ze milçıko berbene

Axx çiceke zerımı, zerenca sukamı weng bıdı

To koytia… (3)

Sanat, kişinin kendisini, yöresini, bölgesini en yalın ve etkiliyici tınlarla ifade etme biçimlerinin en güzelidir. Kişi kendini ifade ederken, kendisi gibi binlerce insanın da duygularının sözcüsüdür. Sanatın esin kaynağı ve insanın iç dünyasındaki yoksunluğu, hayatın kıyısına atılmışlığı, itilmişliği ve özlemleridir demek yanlış bir yaklaşım olmaz. Sanatçı, kendi sanatını üretirken, bunu dünyanın başka bir kıtasındaki insanın, düşüncesi ve yaşanmışlıkları için de yapıyordur. Sanat, birbirini hiç tanımayan, dillerini bilmeyen insanların gönül yoludur. Hüseyin Güneş yasaklanmış ve kırımdan geçirilmiş bir dilin yok olmaması için de büyük ve özveri bir emekle müzikal alanda Dersimin sanat alanda en duyarlı bir diyarda yer almaktadır.

Ez orte adırdo, to nıhasena

Kanci rayera, hate koytra şiya

Muzo-dumano pepuk waneno, derde to mıre gırano

Çinayin to, mı mıra gureto

Weng neno, weng naleno

Pelgı gınena pelgı sero, usaro

Serı gına serı sero, hozano

Hatemıno cep, tore biyo tırbetiye, gımeno

To koytia… (4)

Zazaca dilinin yok olma tehlikesine karşı yaptığı sanata Zazaca dilinde ısrarcı olmak başlı başına devrimci bir sanat eylemidir. Hüseyin Güneş itat ve ötoriter baskılarına itraz sanatını işleyerek duruş eylemini sergilemiş İKRAR albümünde. Kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan Zazaca dilinin kendinde taşıdığı farklılığı, özgünlüğü açığa vurmaya niyetle bu albümle hiç teredüt etmeden faşizan otoriteye meydan

okuyor. Bilindiği gibi dil, bir halkın tarihsel varoluş macerasının; uzak geçmişten güne uzanan olanca değerler silsilesinin temel felsefesidir. Olmazsa olmaz bu felsefeyi elden kaçırıldığı bir dönemde dili sahiplenmek, her şeyden önce bir sorumluluk ister. Hüseyin Güneş elini taşın altına koymakla yetinmemiş, sesiyle, müziğiyle yüreğini ateşe sunmuş. “Lo Dersimo Dersimo” diye haykırması bu sorumluluğunu çağrışım ifadesidir. Acının ve kalbin dilini müzik diline evirmek zor bir zaanatır. Ama zor olduğu gibi güçlü bir sanat çıkıyor ortaya. Zazaca dilinin mihnak taşı olan Dersim, son yüzyılın kesinitisiz asimlasiyon operasiyonlara maruz kaldı. Ki bu operasiyonlar, yıkımlarla devam ediyor. Acının dili derin ve yakıcıdır. Hüseyin Güneş İKRAR albümündeki kemanın sesi çok derinden kulaklara geliyor. Kemanın sesinde hüzün düşerek yüreklere ve kemanın eşliğinden gelen klamın sesinden yine Dersimin acılı masalların yaşandığı vadilere düşürüyor insanı. Yunan eski çağındaki lirik tınların Olympos dağlarındaki tanrıları Munzur sesiyle bütünleştiriyor dinleyiciyi adeta. Devletin asırlar boyu Dersim de insanın, doğanın dilini, kültürünü kavil-kardeş bağlarını imha etmeye yönelik sistemli politikalar uyguladı. Bu soykırım politikalarından dolayı Dersim kendi otantik kimliğinden soyunduruldu. Dersim kendi dili, kültürü, inanç mücadelesi ile son yıllarda sanatın müzikal alanda kısmi bir ivme yakalasada, yok olma tehlikesi ve devletin yozlaştırma siyaseti devam etmektedir. Dersimli sanatçıların kendi ana dilinde vermiş oldukları bu özveriyi diğer alanlarada taşımak başta Dersimlilerin genelde ise tüm illerici insanların bir görevidir.

Sanat aynı zamanda kendini yeniliyerek insan ile doğanın arasındaki bağı güçlendirmektir. Hüseyin Güneş İKRAR albümünde kendi ana dilinde bir ilki başlatıyor. Ilk defa Dersim kültüründe yapılan müzikal alanda düet sunuyor dinliycilere. Düet kadın sesiyle erkek sesinin dağların zirvelerinde yankılayarak o kadim topraklara cemre düşürüyor. Dinledikçe doğayla daha bütünleşiyor insan. Kuşların, ırmakların ve rüzgerın sesiyle insan ruhuna yeni bir güzellik katıyor düet. Ezilmişlerin, kurşuna dizilmişlerin, katliamların, hurdahaş edilmiş hayatların sanatçısı

olmak kolay değil. Hayatın her alanında sorumluluk getiriyor. Sanatçının sorumluluğu Umut ve direnç aşısı gibi ekilir toplumda. Düet’teki ikili ses ormanda bir patika gibi yol gösterir insana.

Hüseyin Güneş, Dersimde tarihten günümüze yaşanan zülmü ve doğa katlimadan çok etkilendiği yaptığı sanata anlaşılıyor. İnsanların savaştan, zulümden ve yokluktan kırıldığı bir dünyaya kimse kayıtsız kalamaz. Hele sanat ve edebiyat icra eden insanların bu duruma karşı tutumu ve tavrı çok daha net olmalıdır. Hayat bir bütündür, sanatçı da yaşadığı toplumsal sürecin bir parçasıdır. Toplumun yaşadığı siyasal ve sosyal olayları bir birey olarak her insan gibi yaşayandır. Yaşanan bu gerçekliği yeniden üreten biri olarak hayatın her alanında, her türlü sömürüye, baskı, zulüm ve adaletsizliğe karşı olmak ve bu anlamda bir duruş sergilemek ve mücadele etmek durumundadır. İKRAR albümündeki eserler ve sesler buna kayıtsız kalmadığı ve aynı zamanda tüm haksızlıklara karşı itraz ederek kendi dilinden dile getiriyor. Sanatçıyı sanatçı yapanda devlete ve her türlü gerici iktidara muhalif olmaktır. İKRAR muhaliftir ve Dersim dağları gibi başkaldırı ve ağıttır. Dinledikçe Dersimin sesini duyumsayarak o kadim topraklara bir yolculuğu çıkıyorsun içinden.

Hüseyin Güneş İKRAR albümündeki eserleri Dersimli şair ve sanattçıların şiir ve eserlerini besteleyerek zengin bir eser ortaya çıkarmış. Albüm Dersim kokuyor. Müzik Dersimin dağlarında esen rüzgarın getirdrdiği kekik, nergiz ve ana fatma çiçeği kokuyor. Ses Dersim derelerinde akan ırmakların eşliğinde Munzura karışarak Munzurun kutsalığıyla gönül kokuyor. Munzurlardan sıla kokan sınırlara götürüyor bizi. Arayış, özlem, aşk, bekleyiş, hasret, sürgün kokuyor. Ve bir bütün albüm çığlık oluyor yürekten yüreğe akıyor. Hate mıra be to koytia Dersim. Nerdesin Dersim bana gel. İKRAR, dostluktur, yoldaşlıktır, çıkarsız hesapsız insanların birbirine bağlılığıdır. Emeği sanatla yoğuranlara selam olsun. Selam olsun Hüseyin Güneş’e ve diğer değerli sanatçılarımıza.

Fetih Koç

Next Post

ANADİLİ NEFES ALMAKTIR[*] TEMEL DEMİRER

Cts May 9 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 “Skudas nana nena!”[1] Anadili, aldığımız nefes kadar önemlidir. Dikkat “anadil” değil; anadili diyorum: Çünkü anadil birçok dile köken olan, birçok dili doğuran dil anlamındadır. Başka bir ifadeyle, anadil, kendisinden başka diller türetilmiş olan dil demektir. Anadili ise insanın çocukken anasından, evindekilerden ve bağlı olduğu […]
Translate »