Son yıllarda bizim “gelenek” ile ilgili olarak pek çok anı ve değerlendirme niteliğinde kitap çalışmaları yayınlandı. Kendi gerçekliğimizin ve tarihimizin tam olarak anlaşılması, gerekli derslerin çıkarılması ve geleceğe daha olgunlaşmış ve tamamlanmış bilgilerin sunulması bakımından, bu tür çalışmalar gerekli ve yararlıdır.

İbrahim Ünal yoldaşın “ Tarihe Not- Akılda Kalanlar” adlı çalışmasını bu halkanın bir devamı olarak nitelemek yanlış olmayacaktır.

Kitap, yayınlandıktan çok sonraları elime geçti, büyük bir merak ve ilgiyle okudum.

Bu yazı, kitap hakkında bir değerlendirme yazısı değildir. Sadece birkaç konuya kısaca değinmekle yetineceğim.

Kitap hakkında sanırım daha çok konuşacağız. Okur kitlesinin önemli bir bölümünün henüz “okuma sürecinde” olduğunu da dikkate alarak, “kapsamlı” bir değerlendirme yapmayı şimdilik gerekli bulmuyorum.

Kitap, içinde taşıdığı kimi eksiklikler ve yetersizliklere rağmen, bugüne kadar yayınlanmış diğer çalışmalara göre üç alanda daha olumlu ve öğreticidir.

Birincisi, “geleneğimiz ”in insan malzemesi mümkün olduğunca objektif bir biçimde ortaya konmaktadır. Böylece eldeki “malzemeyi” görmüş oluyoruz.

İkincisi, “anlatıcı” olarak İbrahim Ünal, pek çok yoldaşın çeşitli konularda görüş ve değerlendirmelerini kitap ”a alarak, daha bütünlüklü bir resmin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Üçüncüsü, anlatım diliyle, yapıcı ve öğretici bir yöntem izlenmiştir.

 Bu, “Dil konusunu” biraz açmalıyım.

Geçmişimiz hakkında yazılan pek çok anlatıda, kullanılan dil, büyük ölçüde yazarın fikirsel olarak geçirdiği köklü değişimleri yansıtmamaktadır. Pek çok “anı” yazarının gelinen aşamada, 1972 çizgisi ile büyük ölçüde yollarını ayırmış olmasına rağmen, geçmişte parti içindeki saflaşmaları, ayrılıkları “eski” fikirleri temelinde isimlendirdiklerini görüyoruz. Bol miktarda “siyasi” yaftalama geleneği sürüyor. Kendi zihin dünyasında yaşanan depremleri görmezden gelen bu yaklaşım itici ve öğretici olmaktan uzaktır.

İbrahim Ünal kitabında kendi zihin dünyasında yaşanan değişime uygun bir dil kullanıyor. Bunu çok önemsiyorum.

Son olarak, kitap” da yer alan maddi hatalardan ikisi üzerinde kısaca durmak istiyorum.

Birinci konu: 1976 ayrılığının siyasi platformu hakkında yapılan genel özetlemelerde Halkın Birliği, olarak örgütlenen kesimin, parti çizgisine karşı “sosyalist devrimi” savundukları ve “Halk Savaşı ”nı reddettikleri belirtiyor ve bu birkaç yerden tekrarlanıyor. Bu özetleme doğru değildir. O dönem, devrim aşaması olarak “Milli Demokratik Halk Devrimi” savunuluyordu, öyle ki,  Halkın Kurtuluşu, “ Ulusal Demokratik Halk Devrimi” tanımını kullandığı için bu iki kesim arasında “ulusal” ve “milli” kavramları üzerine fırtınalar koparan ilginç tartışmalar yaşanmıştı. Halk savaşı “da teorik olarak terkedilmiş değildi. Mao” un “ Revizyonist ” olarak ilanına kadar, “Halk Savaşı” savunuldu. Yazılı kaynaklar orta yerde dururken bu tür bir hataya düşmek sanırım anlaşılır olamaz.

İkinci konu: 1981 ayrılığı sonrası Essen” de yapılan kitleye açık tartışma toplantısı. Bu toplantı hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı. Erdoğan Şenci, “Sürgün” kitabında bu toplantıda İsa Güzel dışında BP adına “ İngiltereli felsefeci” diye bir arkadaşın konuştuğunu anlatıyor. Bu bilgi doğru değildir, bunu kendisine sözlü olarak da bildirdim. İsa Güzel, ise, İbrahim Ünal” a bilgi içerikli gönderdiği yazıda, “ Erhan 2. Merkez Komitesi adına, ben Bolşevik fraksiyon adına görüş ayrılıkları üzerinde konuşma yaptık” diye yazıyor. Bu bilgi ise eksiktir. Toplantıda asıl tartışmanın Erhan ve İsa yoldaşlar arasında gerçekleştiği bir olgudur. Ancak bu iki yoldaşın dışında ilk sunumu yapan kişi ben oldum. Adı geçen “ünlü toplantı” da konuşmacı olarak üç kişiydik. Bugüne dek, bu konuda “ortalıkta dolaşan” söylentiler ve yazılanlar hakkında yazılı bir tavır takınma gereği duymamıştım,  ancak görüldüğü gibi eksik ve yanlış “hatırlamalar” devam ediyor.

Bugüne dek yazılan tüm “anı ve değerlendirme” kitapları hakkında pek çok yoldaş görüşlerini açıkladılar, eleştiri ve önerilerde bulundular. Ne var ki, tüm bu çalışmalar bir merkezde toplanamadı, doğru olan, ortak bir “portal ”da tüm eleştiri ve önerilerin toparlanması ve muhatapları tarafından aynı zeminde değerlendirilerek bir sonuca gidilmesidir. Bunun oldukça zor bir yol olduğunu biliyorum, tüm zorluğuna rağmen bu teklifim veya benzer tekliflerin ciddiye alınmasını umuyorum.

Kendi gerçekliğimizi daha yakında tanıma ve değerlendirmek için “ Tarihe Not” kitabını okuyalım.

Hasan Köse.

18-06- 2020

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!