İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SURİYE İŞGALİNE VE SAVAŞA HAYIR -HASAN KÖSE


AKP- MHP ortaklığına dayanan ikdidar, Suriye” nın İdlib şehrini ısrarla işgal etmek istiyor. Daha şimdiden binlerce silahlı askeri güçle belli noktalar denetime alınmış durumda.


Gelinen aşamada, 2011 yılından bu yana süren Suriye sorunu oldukça karmaşık ve çok yönlü sorunlar yumağı halinde, bir kartopu misali giderek daha da büyümekte ve başından itibaren taşıdığı bölgesel ve uluslararası niteliğiyle daha büyük çaplı kanlı bir savaşın eşiğine gelmiş durumda.
Erdoğan kliği”nin Suriye”yi işgal planı, başta İŞİD benzeri islamcı-faşist çeteleri destekleme, Rojava”da kan ve can pahasına kazanılan özgürlükleri ve kendi kendini yönetim durumunu ortadan kaldırma amaçlıdır. Suriye”nin “iç işlerine karışma”, ya da, 2011”den beri halkın büyük desteğiyle ülkesini savunan ve bu alanda gözle görülür başarılar kazanmış ve uluslararası norumlara göre “meşru” bir konumda bulunan Esad yönetiminin yok sayılması ve ortadan kaldırılmak istenmesi tamda işaret ettiğimiz fetihçi politikanın bir sonucudur.


Kürt hareketinin durumu, izlediği politikanın sorgulanması ve bu karmaşık ortamda hangi tarafda durduğu ya da, duracağı gibi konular bu yazımızın konusu değildir. Bu sorunları bir başka yazıda ele almak daha doğru olacaktır. Ancak tartışmaya yer vermeyecek kadar açık ve kesin olan şudur ki, Suriye”nin AKP-MHP ortak ikdidarı tarafından işgal edilmesi Kürt halkı ve Rojava yönetimi için çok büyük bir tehdit ve yıkım olacaktır. Bir başka deyimle, islamcı-faşist güçler Kürt bölgesi için daha güçlü ve etkili bir saldırı odağı ve karşı devrim merkezi olarak varlıklarını koruyacaklardır.
Son dönemde yaşanan gelişmeler, Türk devletinin önceden işgal ettiği bölge ve şehirlere yenilerini ekleme ve giderek Suriye”de kalıcı olma hesapları içinde olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır. Rusya devletinin, Türk tarafının bu emperyalist yağmacı ve yıkıcı planını ne denli engelleyip engellemeyeceği önümüzdeki günlerde görülecektir. Türk tarafının Rusya”da “olur” alamayınca, ABD” kampına sığınabileceği de ciddi bir olasılıktır ve bu yazı kaleme alınırken tamda bu amaçlı görüşmeler yapılıyordu.


Türkiyeli, devrimci ve demokratlar, Rusya”nın veya, ABD”nin tutumu ne olursa olsun AKP- MHP ortak ikdidarı hangi tarafın kanatları altına sığınırsa sığınsın, tüm bunlardan bağımsız olarak, kayıtsız, koşulsuz Süriye”nin Türk devlet tarafından işgal edilmesine kesin bir biçimde karşı koymalıdırlar. Bu savaş hiçbir biçimde onaylanamaz. Bu savaş, Türkiye de yaşayan tüm halkların alehinedir, işçilerin, köylülerin ve tüm emekçi halkın ve aydınların bu savaşta en küçük bir menfaetleri olamaz. Bu savaş, ülke içindeki devrimci demokrat muhalefeti ezmenin bir aracı olacaktır. Her türlü faşist saldırılara, katliamlara zemin hazırlayacaktır. Daha şimdiden bunun adımlarını görüyor ve yaşıyoruz.


Her geçen gün, toplum üzerindeki etki gücünü kaybeden ve bu duruma koşut olarak daha saldırgan, daha faşizan politikalara yönelen AKP-MHP ortak ikdidarını alaşağı etmek için “Savaşa hayır” politikası çok yölü ve geniş katılımlı eylemlerle yürütülmelidir. İçinde bulunulan şartlarda savaş”a hayır diyen tüm güçlerin, kendi bağımsızlıklarını ve politikalarını koruyarak da olsa, ortak veya, kendi başlarına eylemler koymaları ve toplumu savaş karşıtı bir zeminde birleştirmeleri son derece önemlidir.
Süriye”nin işgaline karşı takındığımız tutum, Libya için de geçerlidir. Emperyalist paylaşımcı ve yağmacı her savaşa karşıyız. İslamcı-faşist güçleri korumaya, desteklemeye, ve halkların başına bela etmeye karşıyız.
HASAN KÖSE 27.02. 2020

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »