Doğan Fetih Koç
Asi aşkların şairi

Kekik kokan aşkın suyunda yıkandık Sürge
artık gel, sol yanımda otur dinle beni

Bak;

Sustu muzur, sustu klamlar

Tujik dağında rüzgar sustu

bu gece ilk defa gökyüzü yıldızsız kaldı,

sen gittin, ben bu yoksul kente seniz kaldım.

Artık ne xızıra inanıyorum nede jara,

Yalan söylüyor o falcı kadın, yalan söylüyor bütün fallar,

Ben yanlız varlığına inanıyorum, yanlız sana surge.

Kahroluyorum böyle sensiz ve yanlız,

Bu tepeler, bu dağlar, bu vadiler ve sırı çözülmiyen gidişin,

Vede bu kutsal ağaçların gölgesindeki serinlik,

Ah dağlarımın gülmsüyen kadını,

İnanki sen gideli ne varsa hepsi kahredici,

Ne varsa hepsi acı, vede hepsi yalan.

Biliyorum bu akşam yıldızlarla birlikte,

Sen düşeceksin geceme,

Sürgün masalların rihtiminde avutsamda kendimi,

Ama sen yoksun, sensiz kayıyor yıldızlar öylece anlamsız,

Sözün bittiği andayım Surge,

Mevsimler göçüyor, yıllar geçip gitti,

Hadi gel daha ne bekliyorsun,bahar yine geldi Mazgirt’e.

Bana verdiğin o mendil sol gögsümün üstünde duruyor

Hala buram buram sen kokuyorsun

Her zaman buluştuğumuz çoban baba ziyareti bıraktığın gibi kutsal,

Oturduğun o taşı alıp eve getirdim anlıyorsun,

Başucuma koymuşum taşı, gelirsen evimizin köşe taşı olur Surge.

Bütün yollara sinmiş ayak izlerin ama Mazgirt sensiz,

Sensiz nasılda boş bu Dersim,

Falcıların, Dervişlerin söyledikleri dindirmiyor yokluğunu,

Her şey yalan, Nazmiye Pülümür avutmuyor beni,

Hozat sana bakıyor, Hozatlı vurgun sana Surge, buna inan…

Sürge; kırklar babayı biliyorsun hani ilk bakıştığımız yerdi,  

Annen niyaz dağıtıp ağlıyordu, bizse bakışıyorduk,

Kayan bir yıldızın tılsımında, kaçak bir öpücük kondurmuştum yanağına,

Sen titremiştin, ben heycanlanmıştım, kale gülümsemişti Surge…

Sonra bir klam söyleyip yıldız tutmuştuk ilk akşamımızda,

“Ay bütün Mazgirti ısıtıyor bugün”, sen öyle demiştin,

Mazgirt kalesinde saklanıp gizlice öpüşmüştük,

Surge; biz ne güzeldik o Çoban dağında,

O kırklar baba da

Kuzuların meleşmesinde nasıl mutluyduk,

Bir gün gözlerinde öpmek istemiştim,

Sen “yapma” dedin, “gözlerde öpmek ayrılığı getiriyor” demiştin,

Öpmedim ama sen gittin, ayrılık oldu, öpmeden o gözlerinden

Nasıl ağlıyorum, nasıl yorgunum sensiz bir bilsen Surge?

Oooff offf

Gönlüm kaya değil ki taşları yüklesin sırtına

Sevdam su değil ki nehire katılıp akıp gitsin

Ama yüreğim sana kutsal bir mekan kurmuş

Dersimin her yerinden çiçekler toplamış

Kapının eşiğinde oturup ağlamışım

Hadi gel, gelde gör Surge; sensiz ne haldeyim…

Ah Surge,

O çaban baba da, bir mum yaktım sana

Bir mum yaktım bize

Ne tanrı duydu, nede çoban baba duydu sızılarımı

Mazgirtin meleklerin ruhuna bıraktım tüm isteklerimi

Oysa sen dilek tutardın her ziyarette

Her dilek ağacına bir bez bağlardın, bize ağlardın

Biz sevdalıydık dağa taşa Surge,

Sen türküler söylerdin

Ben, içim içim sen olurdum, dinlerdim

Kuşların cıvıltısıyla, rüzgarın ıslığında demlenirdik

Her ağacın altı, her kayanın kovuğu tanığımızdı…

 Gözlerinden de öpmedim klamları alıpda nereye gittin?

Ben aşkını sırtıma yükledim gezdim bu yollarda

Hozatın dağlarından vurup şafak vakti varırdım Mazgirt’e

Surge senin için heder oluyordum vakitsiz

Aç susuz, kan ter içinde Pertek’den uzak

Çemişgezekten gizli Hozat Mazgirt arası

Gece gündüz demeden, hiç yorulmadan mesken eylemiştim dağ yollarını

Dersim gibi sevdim seni, peri suyu gibi aktım sana Surge…

Ovacığın pınarları hozatın göz yaşlarıdır

Dert söyletir hal ağlatır

Mutlu insanların hikayesi olmaz Surge

Bizim hikayemiz uzundur derdimiz boldur

Kuru ekmeğe sevdamızı kayar öyle yerdik

Ay vururdu gecemize biz seninle gülerdik

Geceleri yıldızların altında ele ele tutuşur gezerdik

Gölge düşerdi Mazgirt’te, biz uyurduk nefesimizin sıcaklığında

Gel Surge gelde dinsin Hozatın göz yaşları

Gelde bitsin yüreğimin acısı

Gelde, kokun sarsın Mazgirt’i

Surge ez tora zaf heskon

Ez tora zaf heskon Surgeeeee…..

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »