SOSYALİST ÖNDER PARAMAZ (DARAĞACINDA 20 KIZIL KARANFİL) – Levon Terziyan

Devrimci Hınçak Partisi, Anadolu’nun ilk Sosyalist partisidir. Bu partiye önderlik edenlerden biri de, 15 Haziran 1915’te 19 yoldaşıyla idam ipini göğüsleyerek “Yaşasın Ermenistan! Yaşasın Sosyalizm” sloganını haykıran Paramaz’dır.

Paramaz’ın önderlik ettiği Devrimci Hınçak Partisi Anadolu’da ilk köylü ayaklanmaları olarak bilinen Van, Erzurum, Sasun, Kilikya ve Zeytun ayaklanmalarına öncülük ederek yine Kumkapı, Bâb-ı Ali gibi ilk işçi isyanlarına da rehberlik etmiştir.

Devrimci Hınçak Partisi Marksist kimliğiyle, Karl Marks’ın Manifestosu’nu İstanbul’da ilk kez basıma hazırlayan partidir. Bunun yanı sıra ilk Bir Mayıs kutlamaları da İstanbul ve İzmir’de Hınçaklar tarafından organize edilmiştir.

Devrimci Hınçak Partisi’nin Marksist bir parti olmasından dolayı, hareket içinde gelişen azınlık bir muhalefet “partinin Marksizm’den öte, önceliğini Ermeni yurtseverliğine vermesini, sonrasında ise Avrupalı devletlerden ivedilikle yardım talep edilmesini” dillendirdi. Çünkü Devrimci Hınçak Partisinin Marksist ideolojisi Osmanlı’yı olduğu kadar Avrupalı kapitalistleri de korkutuyordu. Üstelik Hınçak Partisi’nin kurucu liderlerinden Maryam Vardanyan, daha sonraki yıllarda Ekim Devrimi’ne önderlik edecek Lenin
ile de Avrupa’da gizli toplantılar gerçekleştirmekten çekinmiyordu.

Hınçak Parti merkezi, muhaliflerin ” Marksizm’den Ermeni yurtseverliğine geçme fikrini” reddedince, kısa süre içinde İngiltere’de örgütlenen Arpiyar Arpiyaryan Devrimci Hınçak Partisi’nden ayrılarak Reformcu Hınçak Partisi’ni kurdu.

Marksist örgütlenmede ısrarcı olan Devrimci Hınçakyan Partisi’nin çizgisinde kalan Paramaz ise, (gerçek ismiyle Mateos Sarkisyan) 1863’te Doğu Ermenistan’da doğdu. Paramaz devrimci kimliğiyle tanınmanın yanı sıra “gazeteci, yazar, tiyatrocu, mizahçı, öğretmen, gerilla” kimlikleriyle de tanınıyordu. Bir yazısında ise o, en önemli kimliğini şu şekilde tasvir ediyordu:

“Bizler devrimciyiz. Tüm dünyaya örnek olan ve tüm dünya tarafından da tanınacak olan dürüst devrimcileriz. Tarih sahnemize çıkışımızın yegâne amacı tüm dünyada bilindiği gibi Osmanlı devletiniz tarafından da gayet iyi bilinmektedir.”

Paramaz Eçmiadzin şehrinde öğretmenlik yaparken Hınçak Partisi’nin teorisyenlerinden olan Stepan Gülyan ile tanışmıştır. Bu tanışma aynı zamanda Paramaz’ın devrimci fikirlerle ilk tanışması olacaktır. Gülyan ile dostluğunu pekiştiren Sarkisyan, öğretmenliği bırakarak ezilen kitlelere öğretmenlik ve rehberlik misyonunun ilk adımlarını burada atmıştır. O kendisine daha sonraki yıllarda kimlik ismi olan”Mateos” yerine kodisim olarak “Paramaz’ı” almıştır. Paramaz’ın, Paramaz ismiyle devrimci tarih sahnesine ilk çıkış tarihi de 1890 yıllarının başı olmuştur.

Paramaz kendisine verilen devrimci misyon gereği, İran’a geçiş yapmış ve Devrimci Hınçak Partisi’nin görüşlerini Nahçıvan ve Salmast civarlarında yaymaya çalışmıştır. Bugün İran’daki birçok Komünist parti, Devrimci Hınçak Partisi’ni bu yüzden İran’ın ilk Komünist Partisi olarak görür. (Bknz: Osmanlı’nın ilk Komünist partisinin Hınçaklar olması gibi.)

Paramaz, İran’da Ermeni, Fars ve Kürt köylülerinin arasında devrimci faaliyetler yürütürken, yerel ağalar tarafından Salmast’ta katledilen Zolab Sarkisyan ismindeki bir Hınçak sempatizanının intikamını almış, katilleri kendi silahıyla kurşunlayarak cezalandırmıştır. Bu, aynı zamanda onun ilk askeri eylemidir.

1897’deyse yine Ermeni köylülerine işkence eden kırk kadar Kürt aşiret ağasını ve yaltakçısını cezalandıran da o olmuştur. Bu cezalandırma eylemleri onun izlenmesini sağlamıştır. Paramaz bir Kürt itirafçısının ihbarı sonucu yakalanarak 1896’da Van’da mahkemeye çıkarılmıştır. Fakat onu yargılamak için kurulan mahkemeyi o bir devrimci olarak yargılamasını iyi bilmiştir. Paramaz mahkemesinde katliamcılara tarihi bir ders vermiştir.

O, Van savunmasında; tutuklanmasından dört sene öncesine kadar 175 bin Ermeni’nin çocuk yaşlı çekmeden katledildiğini, 80 bin Ermeni’nin yerleşim yerlerinden göçe tâbi edildiğini, 250 Ermeni köyünün ise Kürt ağaları ve Osmanlı paşaları tarafından harap edildiğini söyleyerek sözlerine şu şekilde devam etmiştir:

“…Bizim talebimiz eşitliktir. Bizler koyu milliyetçiler değiliz. Bizler Ermeni devrimcileriz. Talebimiz ise Ermeni, Rum, Kürt, Türkmen, Asuri, Alevi, Zaza, Roman, Laz… halklarıyla eşitlik ve kardeşlik temelinde ortak yaşamaktır. Bir devrimci olarak bu hedefe ulaşacağımıza inancım sonsuzdur.”

Paramaz 1896’dan 1901’e kadar hapiste yatmıştı. 1900’lu yılların başında Rusya’daki devrimcilerin anti Çar faaliyetleri hız kazanmıştı. Devrimci Hınçak Partisi, Çarlığa karşı mücadele eden Rus devrimcileriyle dayanışmak adına bir suikast eylemi organize etti. 1905’te Rus Çarı’nın en sadık adamlarından olan ve yakaladığı devrimcileri işkencede katletmesiyle tanınan Kafkasya Genel Valisi Galitzin, Paramaz’ın silahından çıkan kurşunla cezalandırıldı. Bu eylem, Hınçak Partisi’nin ve Paramaz’ın isimlerinin her yerde tanınmasına yol açtı.

1905-1906 yıllarında çatlak veren Ermeni-Tatar savaşlarına Paramaz da katılmıştır. Paramaz bir taraftan Tatar gericiliğiyle savaşırken diğer taraftan da Tatar ilericiliğini temsil eden köylülerle ittifak kurmaya çalışmıştır. “Sınıflar arasında savaşa evet. Halklar arasında savaşa hayır” şiarıyla gösterdiği ortak birlik çabalarından dolayı Romanya, İran, Osmanlı, Bulgaristan, Rusya gibi farklı ülkelerin işçi sınıflarıyla da faaliyet yürütmüştür.

Paramaz Van, Kilikya (Adana), Tigranakert (Diyarbakır), Malatya, Kharpert (Elazığ), Komagene (Adıyaman), Msh (Muş), Ayntep (Antep), Edasa (Urfa), Ani (Kars), Konstantiniye (İstanbul) gibi çok sayıda şehirde de devrimci faaliyetler yürütmüştür. O, Diyarbakır’da bulunduğu yılları şöyle anlatmaktadır:

“Ermeniler arasında nasıl devrimci bir şevkle faaliyet yürüttüysem; Süryanilerin, Kürtlerin, Türklerin…arasında da aynı devrimci şevkle faaliyet yürüttüm.”

Bu arada belirtmek gerekir ki Paramaz gittiği her yerde sadece devrimci faaliyetler yürütmemiş aynı zamanda devrimci sanata da yeni katkılar getirmiştir. Mizahtaki başarısının yanı sıra, Diyarbakır’da Paramaz’ın yazdığı “Kolay Git, Kolay Gel” tiyatro piyesi de sergilenmiştir.

Paramaz hiçbir zaman Genç Türklerin sahte “devrimine” ve Genç Osmanlıların getirdiği “Meşrutiyet Hareketlerine” güven duymamıştır. Onun güvendiği ilkeler “burjuva demokrasi” üzerine değil “devrimci demokrasi” üzerine olmuştur. Bu yüzden o, ne kadar anayasal değişiklik yapılsa da yapılsın, mevcut iktidar ihtilal yolu ile değişmediği sürece kağıt üzerinde yapılan tüm adalet yeniliklerinin adaletsizlik kapısına çıkacağına inanmıştır. Bir makalesinde bu durumu kısaca özetlemek için: “adaletin olmadığı yerde, sadakât sahtedir” diyordu Paramaz.
Bu yüzden Sosyal Demokrat Hınçakyan Partisi tarafından kendisine teklif edilen “milletvekilliğini” şiddetle reddetmiş, yönünü burjuva parlamentosuna değil işçilerin ve köylülerin iktidarına çevirmiştir. (Bknz: bir Hınçak gerilla önderi olan Hambarsum Boyacıyan, cezasının affedilecegi şartıyla dağdan indirilerek Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’nin Adana milletvekili olarak Osmanlı Meclisi’ne girmiş, Hamparsum Boyacıyan 20’lerin İstanbul’da idam edilmesinden birkaç ay sonra 12 Hınçak yoldaşıyla Kayseri’de idam edilmiştir. Paramaz, Arpiyar Arpiyaryan’ın liderlik ettiği Reformcu Hınçak Partisi’ni sağ tasfiyecilikle suçlarken, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’nin lideri olan Avedis Nazarbekyan’ı ise parlementerizmle, sol tasfiyecilikle suçluyordu.)

Paramaz Anadolu’nun farklı şehirlerinde örgütlenerek ikinci kodismi olan “Hayr Siva” ismini de kullanarak Marksist Hınçak ve Arevelk yazılarında haftalık yazılar yazmaya devam etmiştir. Partisinin Köstence’deki kongresine katılmış, Hınçakların bütünen illegal devrimci mücadeleye geçişini savunmuş, parlementerizmi kökten reddetmiş ve halka kan kusturan İttihat ve Terakki Partisi’nin liderlerine acilen suikast yapılma tekliflerini gündeme getirmiştir. Fakat onun öne sürdüğü tüm bu görüşler en yakın yoldaşı Stepan Gülyan dışında, partisinin anayasal reformculuk hayaline kapılan diğer arkadaşları tarafından oybirliğiyle reddedilmiştir.

Paramazlar Köstence’den Edirne’ye geçerken polisler tarafından izlenmiştir. Hınçakların Köstence’deki kongresine katılan bir Ermeni itirafçının Paramazların ismini Osmanlı devletine vermesi sonucu İstanbul’a gelen Paramaz ve yüzlerce Hınçak parti üyesi, bir şafak operasyonu sonucunda gözaltına alınarak tutuklanmışlardır.

Tutuklulardan zengin olanlar ailelerinin yüklü miktarda parayı hapishane görevlilerine rüşvet olarak yedirmesi sonucu serbest bırakılmışlardır. Fakir olanlar ya da davalarına bağlı kalanlar ise ağır işkencelerden geçirilmişlerdir.Yervant Çopuryan bu işkenceleri anlatırken şu ifadelere yer vermektedir:

“Devlet görevlisi Kel Osman Bey bana dönerek alaycı bir tavırla şöyle dedi:

  • Papaz Efendi ! Yüz yüze görüştüğünde onlara söyle ‘Bu dünyada rahat durmazsanız sonunuz böyle olur. Ha olmadı, öteki dünyada da devrim yapmaya kalkışmasınlar. Orada cezası burdakinden çok daha ağır olur.’

Paramaz, Karl Marks gibi refah bir hayatı seçmeyerek yoksullar uğruna mücadele etti. Onu tanıyan arkadaşlarından birisi: “Paramaz’ın dergiye haftalık mizahi ve siyasi yazılar yazmasına rağmen çok az bir ücret aldığını, eşini ve ailesini uzun zamandır göremediğini, sürekli devrimci faaliyetler için yer değiştirdiğini, kaldığı evin rutubetli ve küflü olmasından dolayı ciğerlerinin çürüdüğünü, lamba alacak parası olmadığından dolayı bütün yazılarını pencere kenarında sabahleyin yazdığını, gözlerinin karanlıktan dolayı iyi göremediğini ve çoğu zaman aç yatmak zorunda kaldığını” aktarmıştır.

Yine Çopuryan’ın derlediği bu tanıklıklardan birinde, Paramaz’ın gittikçe zayıfladığını gören bir yoldaşı onu evine davet ederek eşinin kendisine ev yemekleri yaptığını söyleyecektir. Paramaz ise bu teklifi nazik bir şekilde şu şekilde reddecektir:

“Yoldaş. Beni ev yemeğine davet ettiğin için teşekkürler. Ama midemin hazıra alışmaması lazım.”

Ömrü fakirlikle geçen, ama fakirlikle geçinenlerin hayatını düzeltmek için kendi ömründen de vazgeçen Ermeni halkının önderi yiğit Paramaz. O halkının acısını tarif ettiği siyasi yazılarında şöyle diyordu:

“Ermeniler acılarını bir filozof gibi ve mutluluklarını ise bir şair gibi dile getirmesini iyi bilirler.”

20’ler davalarını asla satmamışlardı. Diğer yol arkadaşları, hapishane ağalarına ödenen rüşvet ile fiziken serbest bırakılsalar dâhi tarihin kirli sayfalarında hâlen tutsaklardı. Fakat 20’ler fiziken tutsak olsalar bile fikren bir güvercin kadar özgürlerdi.

Giresunlu Garnik idamından önce: “Ey katiller ! Eğer istediğiniz 30 altını size verseydim. Beni de serbest bırakırdınız. Fakat ben halkım için ölmekten gurur duyuyorum” diye haykırıyordu.

Sonra askerlerin ağzını kapatarak susturmaya çalıştığı Doktor Benne:
“Ey korkaklar ! Biz 20’leri aşıyorsunuz. Ama bilmiyor musunuz ki arkamızdan 20 binler gelecek ! “

Paramaz ise yüksek bir sesle haykırıyordu darağacında:

“Siz ancak bizim bedenimizi yok edersiniz. Fakat Sosyalist fikirlerimizi asla ! Yarın ülkenin doğusunda Sosyalist bir Ermenistan selamlanacaktır ! “

Arkadaşları tarafından işçi Yervant olarak tanınan Yervant Yopuzyan ise gözlerini son kez gökyüzüne dikmiş, devrimci şair Mikail Nalbantyan’ın şiirini seslendiriyordu:

” ……..
Ölüm her yerde aynı
Ama sadece bir kere ölecek insan
Ne mutlu ki
Halkının uğruna
Canını
Özgürlüğü için adayana”

Dersimli Vartan Boyacıyan ise “öleyim ama bir kere öleyim. Hem de o yüce inanç ve fikir uğruna” diyordu yüzüne bakarak cellatlarına…

Harputlu Bogos Bogosyan “topraklarımızda kalmalıyız. Devrimci isyanlarımızın taktiklerini kucaklamalıyız” diyordu idama giderken.

Giresunlu Çiftçi Minas da İşçi Yervant gibi son anına kadar Devrimci Hınçak Partisi’ne bağlı kalmıştır. 20’lerin hepsi birden asılmıştır ve vasiyetleri gereği topluca komün bir şekilde toprağa gömülmüştür.

Onlar yeryüzünde olduğu gibi yerin altında da safları sıklaştıranlardı. Bir kez daha seslendirelim, gidişlerinin 115. yılında 20 Kızıl Karanfil’in isimlerini:

1) Önder Paramaz (Mateos) Sarkisyan yaşıyor !

2) Yoldaş Bedros Torosyan yaşıyor !

3) Yoldaş Aram Açıkbaşyan yaşıyor !

4) Yoldaş Keğam Vanikyan yaşıyor !

5) Yoldaş Murad Zakaryan yaşıyor !

6) Yoldaş Yervant Topuzyan yaşıyor !

7) Yoldaş Hagop Basmacıyan yaşıyor !

8) Yoldaş Sempat Kelejyan yaşıyor !

9) Yoldaş Rupen Garabedyan yaşıyor !

10) Yoldaş Armenak Hampartsumyan yaşıyor !

11) Yoldaş Apraham Muradyan yaşıyor !

12) Yoldaş Hrant Yégavyan yaşıyor !  

13) Yoldaş Karnig Krikor Boyacıyan yaşıyor !

14) Yoldaş Hovhannes Gazaryan yaşıyor !

15) Yoldaş Mıgırdiç Yeretsyan yaşıyor !

16) Yoldaş Yeremya Manukyan yaşıyor !

17) Yoldaş Tovmas Tovmasyan yaşıyor !

18) Yoldaş Karekin Bogosyan yaşıyor!

19) Yoldaş Minas Keşişyan yaşıyor !

20) Yoldaş Boghos Boghosyan yaşıyor !

NOT: Bu yazı Lévon Terziyan tarafından 20 Hınçak Fedayisi’nin anısına yazılmıştır.

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »