Şiirde Övgüsü Sövgüsüyle Dilli Babadır Can Yücel – Hilmi Toy

Hilmi Toy
Yazar

21 Ağustos 1926 yılında İstanbul’da doğup yaşama bir çığlıkla merhaba diyen ve hep ‘Can Baba’ diye andığımız Can Yücel, 12 Ağustos 1999 yılında da Datça’da bir şiir gibi vedasını bıraktı yaşayanlara.

Şairdir, yazardır, çevirmendir ve bir dönem de BBC radyosu Türkçe yayınında spikerdir. 12 Mart 1971 Askeri Darbe döneminde Can Yücel de akranları, meslektaşları, düş yoldaşları gibi payına düşeni alır fazlasıyla. Che Guevara ve Mao Zedung’un eserlerini çevirmekten 15 yıl hapis cezası alır. ‘1974 Affı’ ile tahliye olur. ‘Bir Siyasinin Şiirleri’ kitabı hapishanede yazdığı şiirlerinden oluşur. 12 Eylül 1980 Askeri Cuntası döneminde de ‘Müstehcen’ olduğu iddiasıyla “Rengahenk” adlı kitabı toplatıldı.

Devrimci bir şairdir Can Yücel. Biraz da babasının oğludur. Babası Hasan Ali Yücel’dir. Ama babasından bir adım daha ileri, daha devrimcidir. “Devrimcilik gibi şairlik de/ İnen darbeyi duyabilmektir,/ Kaslarının liflerinde/ İster copların darbesi olsun/ İster bilincin…/ Gelerek, bin bir işkenceden/ -İnsanlık gibi tıpkı-/ Çığlıklarla büyüyen devrimci şiir,/ Giderek, sömürüye ve zulme/ Karşı akımıdır sevincin.//…Ve de birden tepti miydi geriye,/ Gözüne, yuvasına, kaynağına zulmün,/ Bir gök gürültüsüdür, bir şimşek,/ Bir sevinçtir akıp gidecek/ Şebekelerin sigortası atıncaya dek!../ İşte böyle şiir bizim yazmak istediğimiz.” Mücadeleci bir şiir tanımı yapar mücadeleci bir şair olarak Can Yücel. Devrimcileri de görevlerini de “Her çöpçü Devrimci olmasa bile
her Devrimci biraz da çöpçüdür.

Çöpe boğulmuş düzenleri tarihin çöplüğüne doğru süpürdükleri için” diye betimler. Devrimcinin görevi yaşamı güzelleştirmek, dünyayı yaşanılır kılmak için kapitalist sistemi tarihin çöplüğüne atmak, sosyalizmi kurmak, inşaa etmek değil mi? “Sosyalist olmuşum ne iyi, ama ne belalı tesadüf!” diyerek anlatır safını. Sol’u anlatırken de “Sol’un haliyse malum/Şeytan aldatmak üzre” der ve “Sadece yazarken değil, konuşurken de çifte dikiş vuracaksın anlama! /Dikişin biri bugün için, /ama asıl önemlisi, öbür dikiş kalacak yarına…” diyerek uyarır.

Can Yücel esirgemez sözünü, kalemini eğip bükmez. Her yaşta sahnede, yürüyüşte, grevde, direnişte sol yumruğu havada sıkılıdır hep. Emeğe değer verip Üretene saygılı, emekçiye şiir sesidir. Rüzgarın işçiden yana esmesinde şiir nefesidir dizeleri. İşte; “Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru…” deyip yürüyenlerdendir Can Yücel.

1990 ya da 1991 yılında İlk kez uzun ak sakalı ile yumruğunu havada sıkarak şiir okurken gördüm sahnede. 70’li yılların ortalarından beri az çok şiirlerini okurdum. Taşlamalı, hiciv, hatta kimi sövgülü şiirleri vardı. Yadırgardım o zamanlar biraz bu sövgülü dizeleri. Vatan, Yeni Ortam, Cumhuriyet gazetelerinde rastlardım şiirlerine çokluk. Taşlamalı ve sövgülü şiirlerinden ötürü yargılandığı, mahkemelerde de bu sözünü esirgemeyen, nesnenin adını söylemekten geri durmayan savunmalarını okurdum ilgiyle. Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Mustafa Ekmekçi vardı 12 Eylül darbeci yıllarında, en çok o yazardı makalelerinin yedirerek şiiri ve mesajı. Bir de Zeynep Oral vardı Milliyet gazetesinin Kültür ve Sanat sayfasında yazan, sonra da Milliyet ve Sanat dergisinde yazardı, yazılarında bazen Can Yücel de konuk olurdu satır aralarında. Yıllar sonra, Almanya’da Yayınlanan “Devrimci İşçi” gazetesi okurları Worms kentinde bir gece düzenlemişlerdi. Programda Can Yücel’de vardı. Birazda Can Yücel’i görmek, dinlemek amaçlı bir grup arkadaş bizde gittik. Sahnede ufak tefekti, “Pamuk Dede” görüntüsü vardı. Sesi tok, sözü taş gibiydi. Bir kez daha gördüm, anladım ki, Taşı gediğine koymaktan çekinmez. “Ekmeğe zam, Tuza zam, Doğruyu söyleyene Dam” der baskı, zulüm ve sömürücü rejimi tanımlarken.

Ülkede Susurluk günleri ya da skandalı yaşanırken “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık!” eylemlerine atfen yazdığı ‘Tekerlenmemek için bir tekerleme’ adlı şiirinde “Komşu, komşu, huu?/ – Huuu!/ Işığı kapadın mı?/ – Kapadım./ Işığı örttün mü?/ – Örttüm. // Sokağa çıktın mı?/ – Çıktım.// Demokrasi diye haykırdın mı?/ – Haykırdım./ Ne getirecek diye?/ – Özgürlük./ Kime kime?/ – Hepimize./ Daha kime?/ – Güneydoğu’ya./ Ne getirecek ki?/ – Barış, barış./ Güneydoğu nerde?/ – Dağa çıktı?/ Dağ nerde?/ – Cumhuriyetin içinde./ Yangın söndü mü ki?/ – Sönecek./…/” diye yazar.

Yalansız dolansız yaşayan ve yazan bir şairdir Can Yücel.
“(…)
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” demiş ve öylede yaşamıştır. Ne var ki, Bize çok yalan söylüyorlar Can Baba!

Denizlerin ardından “Devrim uzun bir Maratonsa, sen onun en uzun yüz metresini koştun. Acıyorsam sana, anam avradım olsun! Aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun!” diye yazandır Can Baba.

Sevgili Can Baba, 73 yaşında ayrıldın aramızdan. 21 yıl geçti aradan. Seni hep özledik. Sen hep yanı başımızdaydın ama bir o kadar da uzaktın.

Bu günler daha çok özlüyoruz seni. Her adımda, her bir gelişmede seni anıyor, seni arıyor gözlerimiz. Tıpkı ‘Aziz Dede’ gibi.

Senli günler yaşadığımız, senlik günler. Şarabi tadında geceler. Gündüzleri Tekirdağ kokar bu memleket senle, geceleri Kavaklıdere, bazende gece gündüze karışır.

Mısralarında geziniyor, dizelerinde buluşuyor yüreklerimiz.

Vedasını emanetiyle, anısına saygıyla… Datça seninle güzel, eserlerinle yaşayacaksın Can Baba

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »