Seks işçisi: Şans eseri hayatta kalıyoruz – Evrim Kepenek

Haberin İngilizcesi için tıklayın

Bugün, 17 Aralık Dünya Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü.

Günün tarihi, ABD’de seri katil Ridgeway’in “zaten kimse peşine düşmez” diye onlarca seks işçisini öldürmesinin ortaya çıkışının ardından seks işçisi, aktivist ve akademisyen Dr. Anni Sprinkle’ın öncülüğünde başlayan anmalara dayanıyor. 2013’ten beri de 17 Aralık, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de seks işçileri için mücadele günü olarak anılıyor.

Güvencesiz çalışma koşulları

Türkiye’de seks işçiliği güvenliksiz ve kayıt dışı bir alan. Kayıt tutulmadığı için sağlıklı verilere ulaşmak da oldukça. Türkiye’de 100 bin civarında seks işçisi olduğu iddia ediliyor. Ancak bu sayı bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerince gerçekçi bulunmuyor.

Pandemi ile birlikte sorunlar arttı

Türkiye’deki seks işçileri en çok şiddet, güvencesiz çalışma koşulları ve pandemi ile birlikte çalışma hakkına erişim konusunda sorun yaşıyor.

“Günde 12 saat çalışıyorum”

Türkiyeli trans seks işçilerinden Cansu, “Evlerden atılıyoruz, sokakta şiddet görüyoruz. O kadar çok şiddet vakası oluyor ki hangi birini anlatayım. Bana olmazsa arkadaşlarıma oluyor. Biz bu düzende nasıl sağ kalabildiğimize şaşırıyoruz. Şans eseri hayattayız. Hiçbir güvencemiz yok. Eşcinsel olmak, trans olmak, seks işçisi olmak hepsi dezavantaj. Günde 12 saat çalışıyorum.” diyor.

Tarih bölümünde okuyan Cansu, okuduğu ilk üniversiteyi homofobik saldırı ve söylemlerden dolayı bırakmak zorunda kalıyor. “Tarih araştırmaları, geçmişi çok merak ediyorum” diyen Cansu, “Bu nedenle bu bölümü tecih ettim ancak ekonomik koşullar, çalışma hayatının zorlukları nedeniyle derslerime devam edemiyorum” diyor. En büyük hayalinin, işini şiddet tehlikesi altında olmadan yapabilmek olduğunu söyleyen Cansu, şiddet gördüklerinde başvuru yaptıkları karakollarda sözlerinin dikkate alınmadığına dikkat çekiyor. 

“Seks işçilerinin hakları korunmuyor” 

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği avukatlarından Evrim Demirtataş, seks işçilerinin en çok damgalanan ve ayrımcılığa uğrayan meslek gruplarından olduğunu söylüyor:

Demirtaş şu noktalara vurgu yapıyor: 

“Dünyanın pek çok yerine baktığımızda da seks işçileri en temel insan haklarına erişememekte, damgalanmakta ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Tüm bu damgalanma, ayrımcılık ve cezai yaptırımlar seks işçilerinin yaşadıkları şiddetin kesin istatistiğini çizmeyi imkansız hale getiriyor. 

“Kamu otoriteleri, bireyler ve hatta çoğu zaman bazı insan hakları örgütlerinin bile ahlakçı bir bakış açısından çıkamayıp, yaşanılan ihlallere sessiz kaldığı ve seks işçilerinin mesleki deneyimleri, ahlaki yapıları, seks sektöründe var olma motivasyonları ve geçmişleri hakkında önyargıya sahip olup, genellemeler yapıyor. Ancak unutulmamalıdır ki geldiğimiz noktada seks işçilerinin insan haklarını koruma noktasında başarısız olmuşlar, salt doğru kabul ettikleri ahlakçı bakış açılarıyla daha kötü deneyimlerin yolunu açmışlar. 

“Seks işçiliği en çok damgalanan ve ayrımcılığa uğrayan mesleklerden biri. Dünyanın çoğu yerinde, düzenlemeler ve politikalar seks işçilerine karşı çalışıyor. İnsan hakları ihlallerinden dolayı seks işçileri müşterileri, toplum üyeleri, aileleri ve hatta polis tarafından istismar, şiddet, damgalama ve ayrımcılığa maruz kalıyor. 

“Yaşadıkları damgalanma, istismar ve şiddetten sorumlu tutulmaktadırlar. Seks işçilerini sözde kurtarmak için iyi niyetlerle bazı girişimlerde bulunuluyor. Ancak, seks işçilerini maruz kaldıkları şiddet nedeniyle suçlamak veya seks işçilerini sözde kurtarmak yerine, onları destekleyen politikalara ihtiyaç duyuluyor. Politikalarınız ve sonucunda yaşanılan tüm deneyimler size artık öğretmelidir ki seks işçiliği mücadele edilecek bir işçilik değil.

“Türkiye’de seks işçiliğini kapsayan mevzuat esasında düzenleyici bakış açısıyla şekillendirildi. Düzenleyici mevzuat, yasaklayıcı ve önleyici sistemlerden farklı olarak, mevzuatta belirlenen koşullarda çalışıldığı takdirde seks işçiliğini ceza yasası kapsamında tutmaz. Seks işçilerinin düzenli sağlık kontrollerine tabi tutularak ruhsatlandırılan yerlerde çalıştırılması bu mevzuat şekli dâhilinde değerlendirilebilir.

“Uygulamaya baktığımızda Türkiye’de idari organların yasaklayıcı sisteme geçtikleri, eylem ve işlemlerinden gözlemlemek mümkün. Bunun sebebini ise bilimsellikten uzaklaşılarak, ahlakçı önyargıyla hareket edilmesi olduğunu düşünüyorum.

“Kamu otoritelerinin gerekçelerini çoğunlukla toplum sağlığını korumak üzerine kurdukları hepimizin malumu, fakat yasaklayan ve cezalandıran bir hale getiriyor olmaları, seks işçiliğini ve seks işçilerini merdiven altı yerlere itmekte ve dolayısıyla gerek seks işçilerinin gerek müşterilerinin gerekse halk sağlığının olumsuz etkilenmesine sebep oluyor.

“Dolayısıyla halk sağlığı bahaneleri yerini bilimselliğe bırakılmalıdır ki gerekçelerinde belirttikleri endişeleri son bulsun. Türkiye’de cinsiyet kimliği ve yönelimi fark etmeksizin tüm seks işçilerinin damgalanmaya, ayrımcılığa ve şiddetin birçok türüne maruz kalmaktalar fakat tüzüğe göre genelevde çalışabilmeniz için kimliğinizde cinsiyet hanenizin kadın olması gerekir.

‘Biz sorunu çözmek için devlete destek vermeye hazırız’

“Dolayısıyla cinsiyet uyum sürecini tamamlamamış translar açısından genelevde çalışma olasılığı yoktur. Bunun sonucunda yaşadıkları şiddette artmaktadır ve bu şiddetin kaynağı görmezden gelen, sorunların kaynağını farklı yerde arayan kanun yapıcılar ve uygulayıcılardır. 

“Eğer devlet biz bunca zaman ahlakçı, yasaklayıcı bakış açısıyla yaklaştık, çoğunlukla görmezden geldik ve anladık ki çözüm üretemedik derse biz, seks işçilerini ve gereksinimlerini kendi ağızlarından dinleyerek çalışmaya hazırız. Artık seks işçilerinin yaşadıkları hak ihlallerine gözümüzü kapatamayız, yok sayamayız.

“Pandemide her meslek kolu dile getirildi, çoğu meslekle ilgili önlemler alındı peki neden seks işçileri salgının ortasına atıldı? Yaşadıkları şiddet bitmedi aslında çok daha arttı sadece görünmez hale geldi. Kaç insan hakları destekçisi genelevde çalışan seks işçilerine genelev kapanınca ne olduğunu biliyor ya da merak etti?” 

Kırmızı Şemsiye Derneği hakkındaAnkara’da 2014 yılında kuruldu. Dernek kendisini web sayfasında şöyle anlatıyor:Seks işçilerinin günümüz dek geliştirdikleri ve içerisinde barındıkları, çeşitli aşamalardan geçmiş ve her dönemin kendine has özelliklerinden beslenmiş seks işçileri hareketinin bir ürünüdür.
Vizyonu, seks işçilerinin maruz kaldıkları her türlü hak ihlali, toplumsal dışlanma, damgalanma ve görmezden gelinme koşullarının son bulduğu; seks işçiliğinin bir emek biçimi olarak kabul edildiği ve seks işçilerinin insanlık onurunun korunduğu bir toplumsal, ekonomik ve siyasal düzene tekabül eder.Seks işçilerinin haklarını insan hakları ve emekçi hakları ekseninde değerlendirir ve seks işçilerinin sorunları konusunda ilk sözün seks işçilerinin bizzat kendilerine ait olduğuna inanır, bunu her platformda savunur.

(EMK)

Evrim Kepenek

bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü. bianet stajerlerinden. Cumhuriyet, Birgün, Taraf, DİHA, Jinha ve Jin News için çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergileri için yazılar yazdı. “Okulun Duzi” belgeselini yönetti. Hemşin kültür dergisi GOR’un kurucu yazarlarından. Yeşilden Maviye & Karadeniz’den Kadın Portreleri, Sırtında Sepeti, Medya ve Yalanlar isimli kitaplara katkı sundu. 2011 Musa Anter Gazetecilik ödülü sahibi. İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği bölümünden mezun oldu, eğitimine Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etti.

adı geçen yazar

Next Post

Bir ”Kadın Düşmanı” İle Söyleşi - Muzaffer Oruçoğlu

Per Ara 17 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Soru: Kadınlar seni “Kadın Düşmanı” olarak ilan etti. Bu nasıl oldu böyle? Cevap: Hareketin haklı ve ileri bir hareket olduğunu ama işi, yazara ve kitaplarına yönelik bir linçe dönüştürdüğünü söyledim. Ufuk çizgisi bu noktada kırıldı. Kırıktan ben çıktım. O kırığa da sokup sokup çıkardılar […]
Translate »