Poça, Ziya ve Hıdırellez meselesi / Fetih Koç

Fetih Doğan Koç
Şair Yazar

Siz poaça diyorsunuz ama Ziya poça diyor. Dolayısıyla bende poça olarak yazıyorum. Bu sabah çok güldüm. Anlatayım sizde gülün. Sabah Ziya beni aradı. Çok gergin geliyordu sesi.

Ziya, hem çok ciddi hem espiri dolu bir arkadaşım. İkizim gibi.

Ziya’nın hayatı devrimcilikle geçmiş hala bu mesleği sürdürüyor. Ziya politik olduğu gibi, birazda bilgi birikimi var. Yani anlıyacağınız birazda entel-mantel ve dantel bir arkadaşım, yoldaşım.

Bir gün karısıyla trende yolculuk yaparken, karısına “hayatım insandan önce ilk ayıların konuştuğunu biliyormusun“ demiş. Karısı Leyla ayıların konuştuğunu ilk defa duyuduğu için, doğal olarak “hadi canım, gerçektenmi? Bunu ilk defa duyuyorum?“ Diyerek şaşkın şaşkın kocası Ziya’ya bakmış. Ziyada, hiç çaktırmadan edalı edalı trenin penceresinden dışarıyı izlmeye koyulumuş.

Ziya’nın karısı, içinde hoş bir tebesüm havalanmış ve “ben sana kurban olam ne kadarda bilgi birikim sahibi. İş yerimde arkadaşlarıma bilgili bir gol atayım.“ Hayali etmiş ve Leyla iş yerinde arkadaşlarına rezil olmuş.

Ziya bu. Hayat dolu bir Ziya. Espirili, mizahçı, kısaca şen şakrak hayat dolu. Eee devrimci olupta espiri ve mizah olunmazmı? Ziya, Ziyaa, Zİyaaaaaa…

Neyse biz bu sabah yaşanan esas konumuz POÇA meselesine geçelim.

Ziya ve hayat arkadaşı Leyla koronadan dolayı ilk defa dışarıya çıkmışlar. Leyla’nın yegeni Hatice‘ye misafirliğe gitmişler.

Hatice, bir çocuğuyla yanlız yaşıyan bir kadındır. Halkın deyimiyle duludur.

Yanlız bir kadın olduğu için bizim Ziya arada bir Hatice’ye espiriler yapar. Kendisine koca, sevgilisi espiriyle bulmaya çalışır.

Leyla ve Hatice Ziyan’ın POÇA’yı çok sevdiğini biliyorlar. Ziya’nın Poça zaafını ilk defa duyuyorum. Ziya’nın çay sevdiğini çaysız duramıyacağını ve şimdiye kadar en güzel çayı demleyen Ziya olduğunu biliyorum ama POÇA zafının ilk defa dün yaşanan meselede dolayı bugün öğrendim.

Hatice ve Leyla POÇA yapmaya başlamışlar. Ziya, POÇA’ları görünce hemen çay yapmaya koyulur. Ağzı sulanır, içi gider, acıktıkça acıkır.

POÇA’lar fırında nar gibi kızarır. Az uzda değil mutfak tezgahı peynirli, ıspanaklı, patatesli poça hamuruyla dolu.

Hatice ile Leyla fırında kızaran poçaları çıkarınca bizim Ziya çayları doldurmuş ve hemen zıplar poça almaya çalışır. Bu esnada çok sert ve tok bir sesle “poçaları sakın yeme yoksa fena olur“ talimatıyla elini geri çeker. Ziya, duyduklarına çok şaşkın ve afal afal Hatice ve Leyla’ya bakmış.

Hatice: Bu POÇA’lar yiyilmiyecek. Yarın Hıdırellez.

Ziya: Eee Hıdırellez olsun POÇA ile ne alakası var bu Elezin bu Hıdonun.

Leyla: Elez Hıdo değil, Hıdırellez deniliyor ona.

Ziya: Yav tamam Hıdırellez beyde diyelim ona. Onun POÇA ile ne alakası var. Bak çay demledim bırakın şunları çayla yiyelim. Canım bu Poçaları çok çekti, içim gidiyor.

Hatice: Enişte o poçaları yiyemeyiz. Yarın sabah güneşin doğmasıyla, yani sabah saat beşte seninle hepsini dışarıya götüreceğiz mahlenin ortasına bırakacağız.

Ziya: Benimle niye? Hem bırakmıyorsunuz yiyem hemde bana taşıtıyorsunuz bu niyeymiş?

Leyla: Hayatım adat öyle, bir erkek bunları taşıyıp dışarı götürmesi gerekiyor.

Ziya şaşkın şaşkın Hatice ve Leyla’ya bakımış. Ne dediklerini anlamaya çalışımış. Ama hiç bir şey anlamamış.

Ziya: Ne demek istediğinizi anlamıyorum. Şimdi bu poçaları demlediğim çayla birlikte izin verirseniz yiyebilrmiyim?

Hatice: Hayır enişte o poçaları yiyemezsin. Çünkü ben o poçalarla koca bulacam.

Leyla: Evet, yegenim Hatice’nin bahtı açılacak ve koca bulacak o poçalarla.

Ziya: Hatice’nin bahtı açılması, koca bulmasının ne alakası var bu mis gibi kokan, kokusu burnumda buram buram tüten poçalarla?

Hatice: Yarın Hıdırellez. Koca bulmak için dilek tutarak bu poçaları sabah erkenden götürüp dışarıya bırakacam. Dileğimin yerine gelmesi için bu poçaları bir erkek benimle getirmeli dışarıya koymalı. Oda sensin Ziya enişte.

Ziya, duyduklarına inanamamış, şaşkın ve şok etkisiyle kafasını kaşıyarak “ruyamı görüyorum“ gibi tavırlara girmiş. Ama, Hatice ve Leyla çok ciddi ve kararlı bir şekilde Ziya’ya bu görevi yapması için dayatmışlar. Ziya‘nın Kurtuluşu yok kısacası

Hatice: ben koca istiyorum onun için bu poçaları kimse yemiyecek ve Hıdırellez sabahı tüm dileğimi yerine getirmek için bu poçaları sen taşıyacaksın Ziya enişte.

Leyla: Evet hayatım yapacaksın bunu.

Ziya: Yaw tamamda ben bu tür ucube-mucube şeylere inanmıyorum. Ben komunistim komunist.

Hatice: Sen komunistsen insanların inançlarına saygılı olmalısın ve benim bu koca bulma dileğim için sabah erkenden kalkacaksın bu poççaları benimle mahlenin ortasına geleceksin.

Ziya: yaw bu nasıl bir inanç, yiyemiyeceğim bu güzelim poçaları illada ben veya bir erkekmi taşımalı?

Leyla: Eee yeter be yapacaksın bunu. Sabah saat beşde seni kaldıracam ve poçaları alıp Hatice ile birlikte mahlenin ortasına götürüp banka koyacaksın mahleliler kalkıp poçaları yiyecekler ve yegenim Hatice’ye koca gelecek bu vesileyle.

Ziya: Çok iyi, herkes POÇA yapsın bu Hıdırellez gününde koca isteyene bu Hıdırelles beyde bir koca gönderir ve böylece memlektte kocasız kadın kalmaz.

Sohbet uzun süre böyle devam ediyor. Ziya çıldırıyor. Hatice ve Leyla poçaları tepsiye doldurup bezlen güzelce sarıyorlar. Ziya’nın poçalara baktıkça içi gidiyor ağzından salyalar akıyormuş.

Ziya, yorgun düşüyor ve uyumaya gidiyor.

Sabah erken saatlerinde karısı Leyla Ziya’ya dürterek kaldırıyor. Ziya kalkıyor ama ses yok. sadece içinde hem küfür ediyor hemde “gerçekten bu kadınlar kafayı yemişler diyor. “Poçadan koca bulunur söylemi ilk defa duyuyorum“ mırıldamalarla POÇA dolu tepsi alıyor ve Hatice ile evden dışarıya çıkmışlar.

Hatice, kapıdan zıplayarak çıkıyor. Dileğin tutması için zıplanarak kapıdan çıklıması gerekiyormuş ve Ziya’yı da zıplatırıyorlar. (hahahaha)

Sabahın köründe Ziya renkli ve benekli karsının pijamalarıyla mahlenin meydanına poçalarla gitmiş. Leyla balkondan izliyor. Hatice de Ziya’ın yanında dua eder gibi ağzından bir şeyler mırıldanıyormuş. Ziya sabahın köründe ateş topu gibiymiş ama sesiz kalmayı tercih etmiş ve “ya sabır“ demiş içinde.

Leyla: Ziya iki tane poçayıda yere bırak kuşlar yesin.

Ziya: Yav burda kuşmu var poçaları yesin. (çok sinirli söylemiş)

Tam bu esnada Hatice kahkayı basıyor. Leyla da balkondan kahkaya katılıyor. Ziya şaşkına dönüyor. Gelen geçen Ziya’nın renkli ve benekli pijamalarına bakıp gülüyor.

Hatice: Ziya enişte biz şaka yaptık.

Ziya: Nasıl şaka yaptınız anlamadım?

Leyla: Aşkım dün akşamdan beri sana şaka yapıyoruz.

Hatice: Ziya enişte senin POÇA’yı çok sevdiğini biliyoruz ve bizde poça yaparken dedik sana bir güzel şaka yapalım.

Eee, Ziya mizah ve espiri devrimci bir yaşamdır. Hep senmi yapacaksın bu güzel devrimci şakaları.

Hatice ve Leyla çaylarını doldurup poçalarla sabah keyfini çıkarımışlar. Bizim Ziya şakanın şokundan kurtulmak için tekrar kendini yatağa atmış.

Bunu duyduğumda Ziya’ya çok güldüm. Tabiki Ziya da gülme krizine girmişti.

Kısacası, Hatice ile Leyla Ziya’yı fena bir şakayla şaklamayla sarmışlar.

Hatice yine kocasız tabiki.

Leyla kocası Ziya’nın gönlünü öpücükler vererek alıyor.

Ziya kalkıyor bolca poçaları çayla götürüyor.

Leyla ve Hatice Ziya’ya muhteşem bir oyun hazırlamışlar ve hep beraber oynamışlar.

Ziya… Ziyaaa… Ziyaaaaaa…

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »