İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

PARİS KOMÜNÜ DERSLERİ ÖĞRETMEYE DEVAM EDİYOR-HİLMİ TOY

Hilmi Toy
Yazar

Mart ayı sınıf mücadelesi bakımından önemli günlere ve zamanlara sahiptir. Hemen her günü dünya özgürlük, devrim ve sosyalizm mücadelesinin tarihi açısından anlamlıdır. Mücadelemizi zafere taşıyacak dersler ve deneylerle öğreticidir.

Mart direniştir. Mart kavgadır. Mart dayanışmadır. Mart ateştir, diriliştir, yaşamı yeniden yaratmadır. Mart kavgalara yoldaştır. Mart ayı işçi sınıfının iktidar mücadelesinde önemli bir aydır. 139 yıl önce bugün, 18 Mart’ta işçiler burjuvazinin başkenti Paris’i, Paris’te iktidarı zapt etti. Paris’te çiçekler açtı işçi sınıfının bastığı her karış direniş toprağında. Tüm Fransa değil sadece tüm dünyaya Komün’ün kokusu yayıldı devrim rüzgarıyla.

Mart 1871’de Fransız ordusu Prusya’ya yenildi. Fransa’nın Prusya tarafından işgalinden korkan Paris işçileri ayaklanarak şehrin kontrolünü ele geçirdiler. İki ay kadar Paris’i işçiler yönetti. İktidarlarını sağlamlaştırmak için bir dizi yaygın demokratik önlem aldılar. Düzenli orduyu dağıtarak halk milislerini oluşturdular. İnsanlara seçilmiş temsilcilerini geri çağırma hakkını getirdiler. Temsilcilerin ortalama işçi ücretinden fazlasını almasını yasakladılar, tüm

erkeklere oy ve eğitim hakkı tanıdılar. Marks, işçilerin ayaklanmasından önce “erken” derken, ayaklanma başlayınca da barikatlara çağrı yaptı ve Paris Komünü’nün taleplerine sahip çıktı.

Böylece Paris Komünü’ne tanıklık etmiştir Mart. Dünyada ilk işçi iktidarıdır Paris Komünü. İşçi sınıfı, dünyada kısada sürse ilk yönetim, ilk iktidar deneyimini yaşadı. Burjuvaziye karşı sınıf olarak örgütlenmenin ve iktidara yürümenin çağa damgasını vuran adımı. Etkisi Paris’le sınırlı kalmayan, uluslar arası bir içerik ve nitelik taşıyan eylemidir işçi sınıfının. Burjuvaziye karşı mücadelede uluslar arası proletaryanın çıkarlarını temsil etmektedir Komün. Paris komünarlarının yiğitçe direnişleriyle ancak 70 gün yaşatabildiler Paris Komünü’nü. İktidarı almak başka, yaşatmak başkadır ve en önemlisi de yaşatmasını başarmaktır.

Lenin Komün derslerini incelerken ve bizlere öğretirken Marks’ın şu değerlendirmelerini de paylaşır; “Komün’den birkaç ay önce, 1870 sonbaharında, Marks’ın, Paris işçilerine hükümeti herhangi bir devirme girişiminin, umutsuzluk tarafından esinlenen bir budalalık olabileceğini göstermeyi amaçlayan bir uyarıda bulunduğu bilinir. Ama, 1871 Martında, kesin savaş işçilere dayatılıp, işçiler de bunu kabul ettikten sonra, ayaklanma bir olgu haline gelince, uygun olmayan koşullara karşın, Marks, proletarya devrimini büyük bir coşkunlukla selamladı. 1905 Kasımında yazdıkları, işçileri ve köylüleri savaşıma sürükleyen, ama 1905 Aralığından sonra, liberallerle birlikte, “silaha sarılınmamalıydı” diye haykıran, Marksizm’in acıklı bir üne sahip Rus döneği Plekhanov’un yaptığı gibi, “sırasız” bir hareketi bilgiçlikle yargılamakta diretmedi.

Marks, ayrıca, kendi deyimiyle “cennetin zaptına çıkan” komüncülerin kahramanlığına hayranlıkla da yetinmedi. Ereğine ulaşmamış da olsa, yığınların devrimci hareketinde, Marks çok önemli bir tarihsel deney, dünya proleter devriminde ileriye doğru kesin bir adım, yüzlerce program ve us yürütmeden çok daha önemli gerçek bir ilerleme görüyordu. Bu deneyi çözümlemek, ondan taktik dersleri çıkarmak, teorisini sıkı bir eleştiriden geçirmek için ondan yararlanmak: Marks’ın kendisi için saptadığı görev, işte budur.

Marks, Komünist Manifesto’da yapılmasını zorunlu gördüğü tek “düzeltme”yi, Parisli komüncülerin devrimci deneyinden esinlenerek yapmıştır.

Komünist Manifesto’nun yeni bir Almanca baskısı için, iki yazarı tarafından imzalanmış son önsöz 24 Haziran 1872 tarihini taşır. Karl Marks ve Friedrick Engels bu önsözde, Komünist Manifesto programının “bazı ayrıntılarının artık eskimiş” olduğunu açıklarlar.

Ve devam ederler ki:

“Paris Komünü, özellikle bir şeyi, ‘işçi sınıfının hazır bir devlet makinesini ele geçirip onu kendi hesabına kullanmakla yetinemeyeceğini’ tanıtlamıştır” der. Lenin Paris Komünü eserinde Marks’tan aktarmaya devam ederek, “Marks, şöyle yazıyordu: “Komün, parlamenter bir örgüt değil, aynı zamanda hem yürütmeci hem de yasamacı, hareketli bir gövde olmak zorundaydı. … Genel oy hakkı, her üç ya da altı yılda bir parlamentoda halkı yönetici sınıfın hangi üyesinin ‘temsil edeceği’ni ve ayaklar altına alacağını (ver-und zertreten) kararlaştırmak yerine, komünler halinde örgütlenmiş halka —herhangi bir işverenin kişisel seçimi gibi—, bu işletmeler [komünler] için işçiler, gözlemciler, muhasebeciler bulmaya yaramalıydı” derslerinin ışığında parlamentarizminde eleştirisini yapar.

Lenin “Parlamentarizmin 1871’de formüle edilmiş bulunan bu ilginç eleştirisi de, sosyal-şovenizm ve oportünizmin egemenliği nedeniyle, bugün Marksizm’in “unutulmuş sözleri” arasında bulunur. Profesyonel bakan ve parlamenterler, proletarya düşmanları ve “pratik” sosyalistler parlamentarizmi eleştirme işini artık büsbütün anarşistlere bırakmış bulunuyorlar; bu nedenle de, şaşırtıcı bir mantıkla, parlamentarizmin her eleştirisini, “anarşist”likle nitelendiriyorlar!! Scheidemann, David, Legien, Sembat, Renaudel, Henderson, Vandervelde, Stauning, Branting, Bissolati ve hempaları gibi “sosyalist”leri görerek midesi bulanan “ileri” parlamenter ülkelerdeki proletaryanın, aslında oportünizmin ikiz kardeşi olan anarko-sendikalizme gitgide daha çok yakınlık göstermesine şaşmamak gerekir” uyarısında bulunur. Bugün parlamenterizmi her şey haline getirenler, her şeyi seçime, sandığa havale edenler içinde uyarıdır Lenin’in Komün Dersleri üzerine yazısı.

Lenin’in deyimiyle Paris komünü “Proletarya diktatörlüğünün bu özgül biçimi” olarak dünya komünistleri ve işçi sınıfının iktidar savaşımında önemli bir deney ve ders oldu. Paris Komün’ünün dersleri ve deneyleri 17 Ekim devrimine ışık tuttu. Burjuvazi kanla ezdi sınıf mücadeleleri tarihinin bu ilk işçi iktidarını. Üstelik taa o zamanda bile Fransız burjuvazisi Alman burjuvazisinin desteğiyle yıktı. Birbiriyle toprak sorunu, egemenlik ve yayılmacılık konusunda çıkar çatışmaları yaşarken, birbiriyle kanlı bıçaklı olurlarken, işçi sınıfının bu siyasal ve tarihsel eylemi karşısında ortak sınıf çıkarları tehlikeye girince, hiç tereddüt etmeden Alman ve Fransız burjuvazisi birleşerek işçi sınıfının ve onun iktidarının üzerine yürüdü. Ama işçi sınıfı, Paris Komünarları ilk yönetim deneyimini, burjuvaziyi sınıf olarak iktidardan devirmeyi öğretti dünya işçi sınıfına. Tarihimize büyük bir zafer armağanıdır burjuvaziye karşı savaşta.

İşçi sınıfı ve onun siyasal temsilcileri yaşadığı ve ürettiği her ülkede Paris Komünü ders ve deneylerinden öğrenerek mücadele etmeye, mücadele ederek öğrenmeye bu gün dünden daha çok ihtiyaç duymalıdır.

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »