Özgürlük mü? O, efendiden yana köle kalmayınca köleyi bulur – Hasan Ceylan

Bir insana yasaması için ne yapması gerektiğinin reçetesini eline tutusturduğun an, onu köle kabul edip kendi kurallarını dayattığın andır.

Eğer niyetimiz insan olarak yasadığımız hayatı güzelleştirmekse, insana özgürce nefes alacağı bir alan üreten sistemi inşaa etmeliyiz. İnsan ancak böylesi bir sistem içinde yaratılacak bir bir alanda ne yapması ve nasıl yaşaması gerektiğinin yolunu kendisi özgürce bulabilir.

Binlerce yıldır hükmünü devam ettiren mevcut ataerkil sistemin insan yavrusunun önüne koyduğu kurallar cinsiyetine göre farklılık arz eder. Ancak bu farklılık öyle sanıldığı gibi erkeğin efendi, kadının köle oluşuna delalet etmez. Bilakis her iki cinsin de köleliğini anlatır. “Sen erkeksin yakışıyor mu sana ağlamak” cümlesi ile “kadın kısmı fazla gülmez” cümlesi arasında nitel bir fark yoktur. “Evin reisi erkektir” diyen ile buna itiraz edip “hayır evin reisi kadın olmalıdır” diyen arasında da nitel fark yoktur. Zira her iki fikrinde vardığı nokta köleliktir. Burada “eve bir reis neden gerekli olsun ki sorusunu sorup “eve reis gerekmez” sonucuna varan kişi özgürlüğe yol alır.Hasılı kelam erkek olsun kadın olsun, sistemin onlara dayattığı rolü ve kurallar silsilesini kökten reddetmedikce özgürleşemezler.

Bakın size -şimdilerde var mı öyle öğretmenler bilmem- eski kötü öğretmenlerimiz vardı bizim. Onların davranışlarından bir örnek vereyim:Tahtaya yazdığı problemi yada sordugu sözel soruyu bilen öğrencileri sözümona ödüllendirme, bilmeyenleri de cezalandırmak için iğrenç bir yöntem kullanırlardı. Öğrencilerini tembel- çalışkan diye ayırıp tembelleri çalışkanlara dövdürürlerdi. Bunu redden oğrenciye de “eğer bu tembele bir tokat atmazsan ben her ikinizi birden tokatlarım” diyerek tehditle çocukları birbirine düşmanlaştırırlardı. Tabiki burada asıl problem tokatı atan ve tokat yiyen çocuk değil, tokatı attıran öğretmendedir.

İstemeyerek tokat atmak zorunda kalan öğrenci en az tokat yiyen kadar rencide olur kişiliği tahribata uğrar. Tokat atan öğretmenin isteğini tek başına reddetse bile durum değişmeyecek öğretmen bu kez her ikisini tokatlayacaktır. Ama bütün öğrenciler bu kötü öğretmenin tavrına karşı çıkıp reddettiğinde, öğretmen etkisizleşecek ve hükmü kalmayacaktır. İmdi ataerkil sisteme de en az kadınlar kadar bütün erkekler karşı çıktığında sistem hükmünü yitirecektir…Şunu unutmamalıyız ki bizi bize dövdüren bu sistemde “dövenler” ve “dövülenler” olarak hepimiz biçare köleleriz. Özgürlük, efendiden yana köle kalmayınca köleyi bulur.

adı geçen yazar

Next Post

SAHİ FEMİNİZM, BİR “BURJUVA KADIN HAKLARI AKIMI“ MIDIR? (*) Halil Gündoğan

Paz Ara 6 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Sizleri bilmem ama, benim kafama yatmıyor bizim cenahın ve sol-sosyalist ekseriyetin yapageldiği feminizm tanım ve nitelemeleri. Bunlarda itirazımı koşullayan baskın yönler sözkonusu çünkü. Feminizmin, “burjuva kadın hareketi“, “burjuva akım“ yada “orta sınıf burjuva kadın hakları projesi“ gibi nitelemelerle anılması, doğrusunu isterseniz beni ikna etmiyor. […]
Translate »