Yukarı çevrili bakışlarından tanıdım bu genç çocukları. Halaya durmuş, göğün altında mendil sallıyorlardı. Gençlik ateşlerinin etrafını çevirmiş alevlerin yalımında yezidilerin mistik dansları eşliğinde selama duran çocukların bakışlarını kana buladı karanlığın derin çeteleri. Gül kokuyordu gülüşleri, habersiz bir mutluluk yayıyordu dört bir yana. Dağların doruklarında kartal bakışlar, çocukların danslarına mercek tutmuş, bu güzel ahengi keyifle izlemeye koyulmuştu. 34 yürek sustu dile kolay. Dil lal olur, bu söylencenin suskunluğunda. 34 genç yürek, karanlıkta ortalığı yakan bir gümbürtüyle yaktı kan gölünde buladı suskun öykülerin yarım kalmış hikayesini. Benim yüreğimde gitti onlarla Suruç eline. Bir yanım burda bir yanım halaydaki kan kızılı gölcükte kaldı. Ve yürek ağladı tam 34 kere. 34 ana yüreği çığlık olup babaların göğsüne ağladı. İkisini tanıdım bu çocukları en büyü üniversitenin hukuk bahçesinde, bir eylemde. Aynı diğer çocuklara benziyordu asi öfkeleri. Ama gözleri ışıl ışıl bakıyordu ve güzellikleri. Cihan gibi ülkeler aşırı kavganın asilikleri coşkularına karışıp yola çıkmıştı Suruç’a doğru. 

Hangi türküydü halaya durdukları bilemem ama halayın ritmine karışmıştı otobüs yolculuğundaki coşkulu bakışları. Suruç’un çocukları çıkınlarına doldurdukları oyuncakların rüyalarını sanki dünyayı alaya alıp saklıyorlardı, halaya durdukları umutlarının öyküsünü. Bu öykü nesilden nesile anlatılacaktır kuşaklar boyu. Benim dilimde yazıya duran bu coşkulu genç çocukların öyküsü daha kimbilir kaç temmuz sonunun satırlarını süsleyecek kaç bahar düşlerimiz üzülecek ve hangi devrimin kavgalarını bu hikayeler öyküleyecek, ben de bilmiyorum. Ama biliyorum ki son sözü sokaklar söyleyecek 34 yüreğin hatırına, saygıyla…

Levent Kaçar Temmuz 2020

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!