“ORTAYA KARIŞIK” ÇELİŞKİLER YUMAĞI – İBRAHİM OKÇUOĞLU

Erdoğan nasıl gidecek?

Her zaman olduğu gibi bu sefer de faşist diktatörlükle kavgamızda yapmamız gerekeni yapmaktan bayağı uzak kalsak da rejimi çökerttik, iflas ettirdik, krizler sarmalında boğduk; devlet, rejim krizleri tespitlerini yineledik. Ama hiç birimiz ben özneyim, kahrolası çürümüş, kokuşmuş bu sömürgeci faşist rejimi yıkmak benim tarihsel misyonumdur demedik, diyemedik. Çökerten gücü bu sefer de kendi dışımızda aradık. Dışımızdaki güçler, yapmamız gerekeni yapıyor, biz de neredeyse adeta seyrediyoruz.

Belli çökertme anlayışlarında hiç değişim olmadı diyemem. Birkaç yıl öncesiyle karşılaştırdığımızda ‘ekonomik kriz patlak verince Erdoğan gider’ beklentisi şimdilerde sadece daha az, seyrek dillendiriliyor. Ancak, burjuva kampta her gelişmeye çöküşün, Erdoğan’ın gidişinin bir işareti olarak değerlendirme anlayışında değişen bir şey yok. Diktatör “2002’den 2007’ye kadar çıraklık dönemi 2007’de kalfalık dönemi başladı. 12 Haziran’dan sonra ise ustalık dönemi başlıyor” demişti, ama buna yeni bir dönem ekledi. Erdoğan şimdi “Şahlanış dönemine” geçtik dedi ve bu dönemin açılışını da Borsa İstanbul’un yüzde 10’unu Katar’a satmakla başlattı. Geniş anlamda sol ve burjuva basın hala Erdoğan’ın nasıl gideceğini tartışıyor!

Gönül ister ki, diktatör gitsin, ama gitmiyor ve gitmemek için de her yol ve yönteme başvuracağını “hizmete devam” diye açıklıyor.

İktidarını devam ettirmesinin içte iki kolaylığı var: Burjuva muhalefetin seçimle geldi, seçimle gider anlayışı sadece burjuva partilerin beklentisi değildir. AKP’nin, diktatör Erdoğan’ın seçimle gideceği beklentisi geniş bir “sol” yelpazede de umut olarak görülmektedir. Diktatör bu cepheden iktidarına yönelik büyük bir tehlikenin olmadığını görüyor. Diğer taraftan demokrasi, özgürlük ve sosyalizm güçlerinin veya daha geniş anlamda söyleyecek olursak anti-faşist güçlerin dağınıklığı, güç yetersizliği; artık eskisi gibi yönetilmek istemeyen milyonlarca işçi ve emekçi kitlelere ulaşamaması bu cepheden de bir tehlikenin olmadığını gösteriyor. Diktatör, ülkede mezar suskunluğu yaratma istiyor, ancak bunu başaramıyor, başaramayacak da; işçi sınıfı ve emekçi yığınlardan kaynaklı her türden kıpırdanmayı, protestoyu, grevi vb. vahşice bastırma çabası sonuç vermeyecektir.

Faşizm, Türkiye’de olduğu gibi burjuva “demokratik” görünümlü iktidar olabiliyor; burjuva partiler seçimle hükümet olabilirler. Şimdiye kadar Türkiye’de böyle olmuştur. Ancak, 2002’ye kadar Türkiye’de hiçbir parti hükümet olmanın ötesine geçememiş, yani iktidar olamamıştır. Eğer Türkiye’de 1970’lerden bu yana faşizm iktidardadır diyorsak, ki öyle diyoruz, 2002’ye kadar hükümetler MGK’nın direktiflerini (buna “tavsiye” diyorlar) yerine getirdikleri müddetçe hükümet olabilmişlerdir. Ancak bu durum AKP’nin hükümet olmasıyla değişmeye başlamıştır. 2002’den bu yana AKP, devletleşen parti olmuştur, MGK’nın yapısını değiştirmiş; MGK, AKP’den farksızlaşmıştır. Artık söz konusu olan, AKP’nin seçimle gitmesi değil, seçimle iktidarını mümkün olduğunca sürdürmesidir. Sadece Türk tekelci sermayesi değil, orta ve küçük ölçekli sermaye kesimleri de bunu istiyor. Erdoğan, onların da çıkarlarını koruyor, besliyor.

AKP artık seçimle gelmiş seçimle gidecek bir parti olmaktan çıkıp, faşist diktatörlüğün kendisi oldu. Çok zorlanırsa parlamenter sisteme geri döner. Bu da olmazsa ve faşizme karşı mücadelenin yükselmesi koşullarında devletin örgütlü güçlerinin yanı sıra (ordu, polis) örgütlediği silahlı güçleriyle iktidarını korumaya çalışacaktır.

Seçimle geldi, ama devlet oldu. Seçimle gitmez, devletle beraber gider. Bu bir devrim meselesidir.

Düşmanın aklını okuyamayan bir strateji ve mücadele tarzı yenilgiye götürür.

adı geçen yazar

Next Post

Sinema Ve Müzik üzerine söyleşi/Çıkınımda Hikayem Var - Levent Kaçar

Per Ara 3 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Levent Hoca ‘nın yarın bize diyecekleri var Avrupa saati ile 19:00 Türkiye saati ile 21:00 de ekran başına. ”Dostların çıkınında derlediği hikayeleri, türküleri; sohbet kıvamında ama mesel de çıkararak paylaşmaya vaktiniz varsa 4 Aralık Cuma akşamı T. Saati ile 21.00’da Komün TV’de olacağız. Bekleriz…” […]
Translate »