Nasılsın Kardeşim – Hilmi Toy

Hilmi Toy
Yazar

Şairlerin, bilginlerin, atom güllerinin arasında bir başına ve yalnız kalmamak ve asla yalnız yürümemek yaşam yolunda ve ortasında hayat kavgasının “biz” olmak, “bizce” durmak için, “bizce” üretmek, yazmak, okumak, paylaşmak için nasılsın kardeşim?

Nerede olursak olalım, içeride dışarıda, okulda fabrikada, dünyanın hangi mecrasında olursak olalım direnmeli dünya zalimlerinin zulmüne karşı. Yeryüzünü has Bahçaya çevirmek, mülksüzleştirenleri mülksüzleştirip, Ayva Turunç Nar’ıyla, buğday başak zeytiniyle, fındığı fıstığıyla, envai çeşit üzümleri, bal incirleriyle, rengarenk çiçekleriyle güneşin sofrasında ayrısız gayrısız oturup harmanı kesat gitmeden, birlikte gülüp eğleneceğimiz dünya hallerinde yaşanacak günlerin hasretinde misin kardeşim?

Yetsin artık! Şair Oktay Rıfat’ın dediği gibi “Bahar güneşi gibi taze, tomurcuklu,

Dalında sevincimi taşıyan umutlar.

Ayrı bir aydınlık aydınlığın içinde.

Boşanın musluklarım, yağın yağmurlarım

Eskinin, karanlığın, korkunun üstüne” diyor musun kardeşim?

„acıyı bal, sıratı yol” eyleyerek yolda kalmadan, ömrü tüketmeden umutsuz, savrulup gitmeden yürürken, türküsüz kalmayalım deyip gülmek tadında yaşamak için var mısın kardeşim?

Nasılsın kardeşim, kim gibisin? Nazım Hikmet’in dediği ve yazdığı gibisen bir düşün.

Akrep gibi olma!

“Ve ben sana söylemeden önce, kalbimde arıttım tüm sözcükleri. / Yüzümü suya döndüm sonra. …

Sonra, ben yüzümü yine suya döndüm, kalbimi sana” diyor şair Nevin Koçoğlu.

Bir başkası “alnını güneşe tut, gözlerin gökyüzü görsün” demiş „gece gündüze ‘yine görüşürüz, hoşça kal’ bırakınca“.

Öyleyse Beklemesini bilenler beklesin. Beklesin o güzel günleri, o güzel atlara binip çekip gitmeden. Yağmurda yıkansın her şey. İlle de kalbinde ipe serdiğin sözcükler kardeşim.

“Gecenin göğsümüzde unuttuğu bir avuç ay ışığı” der ya şair, gecenin biz de unuttuğu da öyle bir şey işte. Gecenin bize bıraktığı bu kare, unutmasın aklında kalsın diyerek yaşıyoruz anı. Onlar mutlu, biz mutlu, gece de mutlu olur gündüz için kardeşim.

Merhaba derken güne, Umuda günaydın derken, size günaydın derken yazgılı bir yüreğin ezgisiyle, bir de şiir armağanım olsun gül verdikleriniz, gül verecekleriniz, gülüm gül dedikleriniz, diyecekleriniz için.

“Yazdı, Bahardı. / Gül verdim / yağmura da gül verdim. / Kar altında umudunu toprağa ekenlere de/

çilenin buğdayını biçenlere de / acının şerbetini içenlere de / ol esrar-ı aşk üzre berdûş / bir uslanmaz sevda için hû çekenlere de / uyudum uyandım gül verdim” diyor Refik Durbaş.

Uyuyup uyandığınızda gül verin sizde vermek istediğinize. Benden size söylemesi. İncitmeyin gönlünüzün gülünü, gülümseyin, gül yüzlü olun sevgiyle, umutla, inançla.

“Küçük bir düş konar avuçlara, / Tüm türkülerin dili baharca” dediği gibi bir andı şair Nevin Koçoğlu’nun. Dilin dile, dilin türkülere, türkülerin dile kardeşliği ve evrenselliği bu işte canım kardeşim. Diller insanı bölmez, insanı insan yapan kendi dilidir birazda. Her insan kendi dilinde sever, yüreğinin ezgisini kendi dilinde söyler. Senin kendi dilini bildiğin kadar o da bilir kendi dilini. ‘Şifa istemem balından’ senin dilinde güzelse, ‘Xezal Xezal’ da onun dilinde güzel. Seninki Ana da onunki Ana değil mi? Dilin kadar dilleri sev kardeşim.

Hayat devam ediyor. Yeniden, yeni baştan başlamak gerek bence. Yeni başlangıçlar için kuşanacaksın umudu diyorum hep kendime. Ya sen kardeşim?

Yerin göğün sesini taşıyan, umudunu omuzlayan, özlemini biriktiren halk seviyor kendisini seveni. Halk bu işte, günü gelir, zaman olur tutuşturur sokakları. Halka her zaman güveneceksin, güven duyacaksın. Öyle Hasta, hastalıklı, iyileşmesi gerek filan da demiyeceksin. Bil ki, günü geldiğinde, zamanı dolduğunda halklar sözünü söylemesini bilir. Hayalleri gerçek kılabilir.

Ah bir bilinse bilinmez denilen, ah bir duyulsa duyulmaz denilen, görülse görüm görüm… Tadı tuzu kaçmazdı yaşanılası dünyanın.

“Bir seviyi anlamak / Bir yaşam harcamaktır, / Harcayaksın” demiş bu gün doğan “R”siz şair Özdemir Asaf. Boşuna dememiş, sabrın olacak, taşı çatlatacak sabrın kardeşim.

Hilmi Toy

Next Post

Dostluk ve Kültür Derneği (DKDER) kuruldu

Cts Haz 13 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Demokratik, akademik, sanatsal, ekolojik ve kültürel platformda çalışmalar yürütmek amacıyla, 3 Haziran’da, çeşitli illerden kurucuların bir araya gelmesi ile yeni bir demokratik kitle örgütünün kuruluşunu gerçekleştirdik. Dostluk ve Kültür Derneği’nin amacı, Bilimsel sosyalizm ışığında, demokratik mücadele alanında, demokratik, ekolojik, sanatsal, kadın sorunu ve gençlik […]
Translate »