MÎTANNÎ’LER VE MEDLER KİMDİR- Ural Eroğlu

Ural Eroglu
Yazar

Şimdiye kadar Mîtannî’ler ve Medler ile ilgili yazan tarih yazarlarının hepsi Mîtannî’leri ve Medleri iki ayrı boy ve halk oarak anlatmışlar. Mîtannî’leri M.Ö. 16. yy.’da Mezopotamya ve çevresine gelip Hurî’lere katılan, Medleri de M.Ö. 9. yy.’da bölgeye gelen göçebe barbar boylar olarak anlatmışlar. M.Ö. 1200’lerdeki Deniz Göç Kavimleri’nin saldırıları ile zayıflayan, Asur Devleti ile Musa peygamberin saldırıları sonucu sonradan yıkılan Hurî Mîtannî İmparatorluğu halkının kim oldukları ve nereye çekildikleri hakkında tek bir bilgi vermemişler.

Mevcut tarih kitaplarında Mîtannî’ler göçebe barbarlıktan gelme olduğu için askeri olarak iktidarı aldıklarını ve Khûrî dili konuştuklarını yazmışlar. Aynı zamanda Mîtannî’lerin Hurî’ler içinde en ayrıcalıklı kesim olduklarını belirtirlerken, bunun sonradan yerleşiklerin arasına katılan göçebe barbarlar için hayli zor bir durum olduğunu unutmuşlar ve doğruya ulaşmak için bu çelişkili durumu sorgulamamışlar. Evet, göçebe barbarlar askeri olarak yerleşiklerden daha yetenekli ve savaşçıydılar. Bu nedenle kalabalık kitleler halinde aralarına katıldıkları yerleşiklerin iktidarını askeri olarak ele geçirdiler. Ama tüm göçebe barbarların dili, kültürü, düzenli üretme ve iktidarı yürütme yetenekleri zayıftı ve bu alanlarda yerleşiklerin etkisi altındaydılar. Askeri olarak iktidarı ele geçiren hiç bir göçebe barbar, aralarına katıldıkları yerleşiklerin egemen sınıfından daha ayrıcalıklı bir konuma sahip olamadılar. Sadece aralarına katıldıkları yerleşiklerin egemen sınıfı ile aynı düzeye ulaşabildiler. Yerleşiklerin içinde eriyip yok olmayacak kadar kitlesel ve direngen olan göçebe barbarlar, uzun yıllar sonra iktisadi ve sosyal olmak üzere nice alanda bilgi ve birikimini geliştirip iktidar olduktan sonra bu en ayrıcalıklı kesim haline gelebilirler. Bu duruma göre de Mîtannî’lerin daha eski çağlarda bölgeye geldiklerini kabul etmek zorundayız. Ama tüm bunlara gerek yok. Çünkü tarih kitaplarında Mîtannî’ler diye tanımlanan Medaîyan-Madaîyan’lar, Khûrî’lerden (Hurî) ayrı bir halk değildir. Khûrî (Hurî) tanımı, Kürt halkının atalarının isimlerinden biriydi. Medaîyan-Madaîyan tanımı, Tanrı Meda-Mada, A Xwora Mada-O Xwora Mada’ya inanan Khûrî’lerin olmak üzere Farsların, Suriye, Lübnan, Israil ve Filistin’deki Arapların bir kısmının dinsel tanımıydı. Kürtçenin Khûrmancî lehçesinde Medaîyan ve Dimilî Sasaî lehcesi ile Farsçada Madaîyan Tanrı Meda-Mada yanlıları demektir. Türkçede esas karşılığı Medacılar-Madacılar demektir. Khûrî Medaîyan-Madaîyan (Huri Mîtannî) Devleti’nde o ayrıcalıklı olanlar, Khûrî Medaîyan-Madaîyan Devleti yöneticileri, tüccarlar ve kervancılardı. İktidar ortağı olan Medaî-Madaî rahipleriydi. Aynı tanrıya inanan Khûrî Medaîyan-Madaîyan halkı, akraba ve  ve komşu halklar bu ayrıcalıklardan yoksundu. Aynı tanrı aynı halkın iki sınıfı elinde iki farklı nitelikteydi. Sömürücü ve zalim egemen sınıfın elinde sömürü ve vahşet aracı, sömürülen ve ezilen halkların elinde kurtuluş ve insanca yaşam bayrağıydı.

Kürtçe ve Farsça bilmeyen yabancı tarihçilerin başka halkların Medaîyan-Madaîyan’ları Mîtan, Mîdyan, Medyan, Medyen ve Midian diye telafuz ettiklerini bilmemeleri normaldir. Ancak Kürt tarih yazarlarının bu gerçekleri görememeleri üzücü ve acı verici bir durumdur. Çünkü Khûrî Medaîyan-Madaîyan isimleri ve tanrılarının farklı hallerdeki tüm tanımları ile günümüzdeki Kürtçe ve Farsçadaki telafuzları ve anlamları aynıdır. Medler döneminde yazılan kutsal kitapları Avesta, büyük oranda günümüzdeki Kürtçe ve Farsça gibidir. Yabancı tarihçiler en azında tanrı Mîtra ve A Xwora Mada (Ahura Mazda)-O Xwora Mada’nın (Ohura Mazda) hem benzer nitelikte hem de neden isimleri farklı ve neden Zerdeşti Medler Mîtra uğruna gençlerin kurban edilmesini yasakladı diye sorular sormuşlar. A Xwora Mada (Ahura Mazda) ve O Xwora Mada (Ohura Mazda) benzer nitelikte olduğu halde neden ayrı isimlerle anılmış, yoksa ayrı tanrılar mı diye sormuşlar.

Khûrî’ler dünyada ilk tek tanrılı dine geçmeden önce Tanrı Meda-Mada ve farklı hallerde farklı tanımlarından biri olan A Xwora Mada-O Xwora Mada dışında başka tanrılara ve tanrıçalara da inanıyorlardı. Zamanla Tanrı Meda-Mada, A Xwora Mada-O Xwora inancı ve yaşam felsefesi Khûrî’ler ve komşu halklarca benimsenerek hem tek tanrılı dinlerin temelini attı hem de Meda-Mada, A Xwora Mada-O Xwora Mada yanlıları anlamında tarihe Medaîyan-Madaîyan diye geçtiler.

Meda Kürtçenin Khûrmancî lehçesinde ve Mada Kürtçenin Dimilî-Sasaî lehçesinde Bizi Veren-Yaratan demektir. A Xwora Mada (Ahura Mazda) ve O Xwora Mada (Ohura Mazda) Kürtçenin Dimilî-Sasaî lehçesi ile Farsçada O Kendinden Bizi Veren-Yaratan demektir. Yabancı tarihçilerin özellikleri aynı olan A Xwora Mada (Ahura Mazda) ve O Xwora Mada (Ohura Mazda) aynı tanrı ise neden isimleri farklı diye soru sormuşlar. Kürtçenin tüm lehçelerinde kelimeler eril, dişil ya da nötrdürler. A Xwora Mada Kürtçenin Dimilî-Sasaî lehçesinde aynı tanrının dişil halini ve O Xwora Mada da eril halini ifade ediyor.

Yabancı tarih yazarları, Tanrı Mîtra-Mîdra ile A Xwora Mada-O Xwora Mada hem benzer nitelikte hem de neden isimleri farklı ve neden Mîtra-Mîdra uğruna gençler kurban edilirken Zerdeştî Medler Mîtra-Mîdra uğruna gençlerin kurban edilmesini yasakladı diye yazmışlar. İsrail ve Mısır Arapları Tanrı Meda-Mada yanlılarını Mîdyan ve Mîtann, bunların tanrılarını da Mîtra ve Mîdra diye telafuz etmişler. Nice konuda Kürtler ve Farslar ile yakın temasları olan Asurlar da Arap olmalarına rağmen İsrail ve Mısır Arapları gibi Meda-Mada’yı Mîtra-Mîdra ve bu tanrı yanlılarına Mîdyan ve Mîtannî tanımı kullansa da bunları Kürtler ve Farslar gibi bir telafuzla da kaydetmiştir. Asur Kralı III. Salmaneser (M.Ö. 858-824) bir yazıtında Tanrı Meda-Mada’yı Kürtçenin Dimilî-Sasaî lehçesindeki ve Farsçadaki gibi Mada olarak yazmış. Yabancı tarih yazarları, bu Asur tabletindeki Mada kelimesini Medler diye açıklama hatasına düşmüşler. Mîtra ve Mîdra, Meda-Mada’nın ve diğer tanımlamalardan biri olan A Xwora Mada-O Xwora Mada’nın Arapça telafuzudur. Bu tanrı Khûrî Medaîyan-Madaîyan (Hurî Mîtannî) devletinin ve egemen sınıfın elinde sömürü ve vahşet aracıydı. Aynı tanrı sömürülen ve ezilen halk ile sonradan Zerdeştî Medaîyan-Madaîyan’ların (Zerdeştî Medler) elinde kurtuluş ve insanca yaşam bayrağıydı. Yabancı ve yerli tarihçilerin görüp çözemedikleri, aynı tanrının farklı halklarca farklı telafuz edilmesi ve iki farklı sınıf elinde iki farklı niteliğe bürünmüş halidir.

Kürtçede Bizi Veren-Yaratan anlamında tanrı Meda-Mada, O Kendinden Bizi Veren-Yaratan anlamında A Xwora Mada-O Xwora Mada, Kendinden Veren-Yaratan anlamında Xweda-Xwedê-Xwoda, Beni Veren-Yaratan anlamında Ezda ve O Beni Veren-Yaratan anlamında da Yêezda tanımları kullanılmış. Xwedê Kürtçenin Khûrmancî lehçesinde tanrının dişil halini Xweda da eril halini ifade eder. Xwoda ise aynı tanrının Dimilî-Sasaî lehçesi ile Farsçadaki telafuzudur. Doğu ve Kuzey Kürdistan’da ise tanrıya hala da Heq (Hakk) diyorlar. Heq (Hakk) inancı ve yaşam felsefesi sonradan bölgedeki ezenlerle ezilenlerin mücadelesinde Zerdeştî Medaîyan-Madaîyan’lar ile ortaklaşsa da Tanrı Meda-Mada inancından ayrı ortaya çıkan eski bir inanç ve yaşam felsefesidir. Kürtlerde ve Farslarda Heq (Hakk) tanımı hariç yukarda saydığım diğer tanrı tanımlarının hepsi Tanrı Meda-Mada’nın farklı hallerdeki farklı tanımlarıdır. Medaî-Madaî tanımı tekil şahısları ya da Meda-Mada ile ilgili bir konu ve özelliği belirtme hallerinde kullanıldı-kullanılmaktadır. Meda-Mada yanlısı geniş kitleleri ve özellikleri ifade ederlerken de Medaîyan-Madaîyan denildi-denilmektedir. Aynı tanrı birinci tekil şahısların tanımında Ezda ve Yêezda yanlısı anlamında da Ezdaî ve Yêezdaî tanınımları kullanıldı. Çoğul halleri tanımlamada ise bu durum Ezdaîyan ve Yêezdaîyan halini alır. A Xwora Mada-O Xwora Mada günümüzdeki Dimilî Sasaî lehçesini kulanan Kürtlerin önemli bir bölümünde hala Homa şeklinde telafuz edilmektedir.

İsrail ve Mısır Arapları Medaîyan-Madaîyan Khûrî’leri, Mîdyan şeklinde telafuz ettiler. Mîdyan’ların tanrısı anlamında Meda-Mada’yı, A Xwora Mada-O Xwora Mada’yı Mîtra-Mîdra diye tanımladılar. Tevrat’ta kardeşleri tarafından kuyuya atıldığını belirttiği Yusuf’u kurtarıp Mısır’da saraylılara satanlar için Midyan Kervancıları demiş. Aynı konuyu Tevrat’tan alan Kuran’da da Yusuf’u kuyudan çıkarıp Mısır’da saraylılara satanlar için Medyen Kervancıları denmiş.

Tevrat’ta Adem’den Nuh ve İbrahim’e İsrailoğullarının ve bölgedeki bazı halkların soy kütüğü diye aktarılan bölümde, İbrahim’in 3. karısı Ketura’dan olan oğulları diye Zimran, Yokşan, Medan, Midyan, Yişbak, Şuah isimlerini yazmış. Tevrat’ta nasıl Meda-Mada inancının Ateş Tapınakları’ndaki yüksek rahip ya da kutsal ruh Azer (Ateş) İbrahim’in babası diye aktarılmışsa, bu bölümde de Khûrî Medaîyan-Madaîyan’lar ve ülkeleri İbrahim’in oğulları gibi aktarılmış. Hem de aynı tanım bir kez Medan ve bir kez de Midyan diye yazılmış. Hem de Medan ve Mîdyan’ın arkasındaki _an ve _yan son ekleri hem Khûrî Medaîyan-Madaîyan’lar döneminde hem de günümüzdeki Kürtçede çoğul eki olarak kullanıldığı bilinmesine rağmen Tevrat’ta şahıs ismi olarak aktarılmış. Hem de Tevrat’ta Midyan hem bir halk hem de bir ülke olarak da geçmesine rağmen… Meda-Mada inancının Ateş Tapınakları’ndaki yüksek rahip ya da kutsal ruhu Azer’in İbrahim’in babası ve Medan-Mîdyan tanımının İbrahim’in oğulları gibi anlatılması bir hatadan çok İbrahim’in de Khûrî Medaîyan-Madaîyan ülkesinde yaşaması ve Tanrı Meda-Mada inancının önemli bir mensubu olmasındandır.

Tevrat’ta Musa’nın bir Mısırlıyı öldürüp Mısır’dan Mîdyan’a kaçtığını yazmış. Musa’nın kaçtığı yer, Suriye’nin batısı idi. Zaman zaman Mısır ve Hett-Hattî-Hatuşa’lar (Hitit) tarım, hayvancılık ve maden zengini Verimli Hilal Bölgesi’ni ve çevresini ele geçirse de İbrahim’den binlerce yıl önceden İbrahim ve Musa dönemlerine kadar bölge Khûrî’lerin (Hurî) ve Khûrî Medaîyan-Madaîyan’ların (Hurî Mîtannî) egemenliğindeydi. Bu durum bize net olarak Tevrat’ta İrahim’in oğulları diye geçen Medan ve Mîdyan’ın, Yusuf’u kuyudan çıkardığı söylenen Mîdyan Kervancılarının, Kuran’da geçen Medyen Kervancılarının, Yunanların Midian dedikleri halkın Khûrî Medaîyan-Madaîyan’lar olduğunu ortaya koyuyor.

Tarihçiler Mitanî’leri Medlerden ayrı bir boy olarak ele almışlar. Medlerin M.Ö. 900’lü yıllarda bölgeye gelen bir halk olduğunu belirtmişler. Asur Kralı III. Salmanaser’in (M.Ö. 858-824)  yazıtındaki “Mada“ ismini Medlerin ismi olarak açıklamışlar. Oysa Medler Mîtanî’lerdir (Medaîyan-Madaîyan). Mada ise Medaîyan-Madaîyan’ların tanrısının isimlerinden ve tanımlarından biridir. Kürtçede Meda-Mada inancına mensup tekil şahıslar ve özellikler ifade edildiğinde Medaî-Madaî denir. Çoğul halleri ifade ederlerken de Medaîyan-Madaîyan denir.

Medlerin Mîtanî’ler (Medaîyan-Madaîyan) olduklarını gösteren önemli kanıtlardan bir diğeri de Asur İmparatorluğu’nun, Medlere karşı Urartu Devleti’nin son dönem krallarıyla işbirliğine girmeleri, Urartu’yu ve İskitleri Medlere karşı kullanma çabalarıdır. Oysa Ermenilerin ve Kürtlerin ataları Urartu Devleti’ni Asur İmparatorluğu’nun saldırılarına ve bölgeye yönelik başka saldırılara karşı kurdular. Bu nedenle Urartu Devleti, bölge halkları için halklar konfederasyonu gibiydi. Saldırılara karşı halkların savunma gücüydü. Bu nedenle Kuzey Kürdistan’a ve Zaxros Dağları ile doğusundaki bölgelere çekilen Khûrî Medaîyan-Madaîyan’lar gibi Asur İmparatorluğu’nun birinci derecede hedefiydi. Asur İmparatorluğu bölgenin başka halklarına saldırdığı gibi defalarca Urartu Devleti’ne saldırdı. Buna rağmen Asur İmparatorluğu, Urartu Devleti’nin son dönem krallarıyla Medlere karşı işbirliği yaptı. Bu işbirliği bölge halklarını Urartu Devleti’nden uzaklaştırıp Urartu Devleti’nin bileşenlerinden Medler  etrafında kenetlenmesine yol açtı. Medlerin etrafından kenetlenen bölge halkları, Medler öncülüğünde direnişleri büyüterek karşı saldırılarla  Asur İmparatorluğu’nun ve İskitlerin saldırılarını büyük oranda geriletti. Zayıflayan Urartu Devleti yönetimi, Asur İmparatorluğu’nun güdümüne girdi. M.Ö. 639-625 yıllarında Urartu krallığı yapan III. Sarduri (II. Rusa’nın oğlu), M.Ö. 625-620 yıllarında Urartu krallığı yapan IV. Sarduri (III. Sarduri’nin oğlu) ve M.Ö. 620-605 yıllarında Urartu krallığı yapan Erimena tamamen Asur İmparatorluğu’na bağımlı hale geldiler. Zerdeşt’in Avesta’sı, M.Ö. 612’den sonra yazıldı. Avesta’da kötülüğün sembolü olarak anlatılan Ehriman M.Ö. 620-605 yıllarında Urartu krallığı yapan Erimena mıdır bilinmez ama Zerdeşti Medler ve bölgenin diğer halkları, bu Erimena olmak üzere Urartu Devleti’nin son dönem krallarıyla çelişki ve çatışma içindeydiler.

Peki Asur İmparatorluğu’nu eski düşmanı Urartu Devleti’nin son dönem krallarıyla Medlere karşı işbirliğine götüren neydi? Çünkü Medler, eskiden beri bölgede Asur ile çekişme ve çatışma içinde olan Khûrî Medaîyan-Madaîyan’lardı (Hurî Mîtannî). M.Ö. 1200’lerde Deniz Göç Kavimleri saldırıları sonucu Anadolu’daki Yunan site devletleri, Hititler, Hurî Mîtannî ve Mısır devleti büyük sarsıntı yaşadı. Bu durum eskiden Hurî ve Hurî Mîtannî devletinin boyunduruğu altında olan Asurlar ve İsrailoğulları için büyük bir fırsat oldu. Musa peygamber ve kayınpederi Şuayip, bölgeyi işgal etmek için Mısır’daki İsrailoğullarını getirmeye gittiler. Ancak Irak’ta Deniz Göç Kavimleri saldırılarından etkilenmeyen Asurlar daha avantajlı durumdaydı ve hızla yayıldı. Asur Devleti’nin ve Musa’nın saldırıları sonucu Hurî Mîtannî’ler, zamanla yenilip Verimli Hilal Bölgesi’nden kuzeydoğuya ve doğuya çekildiler. Çekildiği bölgelerde de Asur İmparatorluğu onlara onlar da Asur İmparatorluğu’na saldırmaya devam ettiler. Bu da Asur İmparatorluğu’nu bölgedeki ikinci büyük düşmanı Urartu Devleti’nin son dönem krallarıyla Medlere (Hurî Mîtannî) karşı zorunlu bir işbirliğine mecbur etti. Medler Hurî Mîtannî’ler (Khurî Medaîyan-Madaîyan) olmasaydı Asur İmparatorluğu en çok Medlere saldırmazdı ve Medler de en çok Asur İmparatorluğu’na saldırmazdı.

Asur İmparatorluğu Medlere tüm gücüyle saldırıp katliamlar yapsa da, Urartu Devleti’nin son dönem kralları ve İskitlerle işbirliği yapıp Medlere saldırtsa da Medler bölge halklarını birleştirerek ve Babil ile işbirliği yaparak Asur İmparatorluğu’nu M.Ö. 21 Mart 612 yılında tarih sahnesinden kaldırdılar. Bir dönem kendilerini ve bölge halklarını sömürüp zulmeden, gençlerini Tanrı Meda-Mada (Mîtra-Mîdra) uğruna kurban eden Khûrî Medaîyan-Madaîyan Devletinin ve egemen sınıfının yaşadığı sondan kurtulamadılar. Zerdeştî Medler (Medaîyan-Madaîyan) Meda-Mada’nın (Mîtra-Mîdra) egemen sınıf tarafından binlerce yıl sömürü ve vahşet aracı haline getirilip uğruna gençlerin, dişi hayvanların ve tarımda gücünden faydalandıkları erkek sığırların kurban edilmesini yasakladı. Bölge halklarına insanca bir inanç ve yaşam felsefesi sundu. Ancak bu durum Kürt ve Fars egemen sınıfının kabul etmeyeceği bir durumdu. Çünkü sömürücü ve zalim egemen sınıflar sömürü, savaş ve talanla varlığını sürdürür. Böyle de oldu. Yaklaşık 50 yıl sonra Kürt ve Fars egemen sınıfı bir saray darbesiyle tarih kitaplarında Medler diye  geçen Medaîyan-Madaîyan Devleti’nin yönetimini ele geçirdiler. Zerdeştî Medaî-Madaî inancını yasaklayarak yeniden eskideki gibi tanrı Meda-Mada uğruna gençleri kurban etmeyi hayata geçirmeye başladılar. Büyük Kyros (M.Ö. 559-530) dönemine bakarsanız Ortadoğu’daki halklara, Anadolu’daki Yunanlara, Balkan ve Yunan Yarımadasındaki halklara her saldırı öncesinde düzünelerce gençleri kurban ettiğini görürsünüz. Ancak Zerdeştî Medaîyan-Madaîyan’lar tüm yasaklara, baskı ve katliamlara rağmen direnip inançlarına uygun yaşamaya çalıştılar. Aynı tanrı yeniden eski günlerdeki gibi iki sınıf elinde iki farklı niteliğe büründü.

Ural Eroğlu

29.03.2020

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »