METRİS’DEN MUNZUR’A BİR FİRARİNİN ÖYKÜSÜ – HELEN AĞDAŞ

Helen Ağdaş
Konuk Yazar

Devrimciliğe adanmış bir ömür ve ömürden bizlere sunulan bir kesit.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasındaki dönemde Türkiye Devrimci Hareketi zapturapt altına alınmıştı. Devrimci kadroların büyük kısmı ya ölümsüzleşmiş ya yurtdışına çıkmak zorunda kalmış ya da hapishanelerde tutsak edilmişti. Dönemin koşulları böyle iken komünistler bir yerlerde bu çarkı kırmaya, umudu büyütmeye devam ediyorlardı. İşte  o yerlerden biri de Metris Cezaevidir.

1988 yılında 29 devrimci tünel kazarak firar etti. Bu firar Türkiye gündemini sarsmış ve faşizme vurulan bir darbe olmuştu. Çünkü olmaz denilen olmuş, aşılmaz sanılan duvarlar aşılmıştı. İşte bu tarihi derse, tutsaklıktan özgürlüğe ilmek ilmek kazılan bu yola firarilerden biri olan komünist devrimci Halil Gündoğan’ın gözünden tanıklık etme şansına sahip oluyoruz.

Kitabı okurken anlaşılıyor ki dönemin cezaevleri devrimci örgütlerin ileri kadrolarını bulunduruyor ve  bu haliyle de sadece zindan değil adeta bir okul niteliği taşıyor. İçerideki örgütlülük, dayanışma, özveri bizlere örnek oluyor. En çaresiz anlarda bile yılmamayı, insan yaratıcılığının tüm olanaksızlıklara rağmen nerelere varabileceğini, doğru örgütlenme ve özverili çalışmayla nelerin başarılabileceğini bu kitapta görmemiz mümkün.

Özgürlük tünelinin planlanma, hayata geçirilme ve amacına ulaşma aşamalarının hepsini okur da bir nevi yaşıyor. Tünelin açığa çıkma riski oluştuğunda siz de kahramanlarla birlikte soluğunuzu tutuyor, heyecanlanıyor ve korkuyorsunuz. İşler yolunda gittiğinde siz de onlarla birlikte seviniyorsunuz.  Eylemi gerçekleştiren otuzuncu yoldaş da okur oluyor. Bunun sebebi de yazarın duru ve etkileyici anlatımıdır. Kitap sürükleyici bir roman gibi kendini okutuyor ve sonuna doğru gelindiğinde bitmesin istiyorsunuz.

Tabi ki kitapta sadece eylemin başarısı anlatılmıyor. Tünelin kazılması oldukça zorlu koşullarda gerçekleşiyor ve uzun bir süre alıyor. Hat safhada titiz bir çalışma gerektiren ve farklı örgütlerin oluşturduğu bu kalabalık ortamda düşülen hatalar da oluyor.  Bu hatalara kimi zaman göz yumulmak zorunda kalınıyor kimi zaman da gerekli eleştiri yapılıp mahkum ediliyor.

Sonunda firar başarı ile gerçekleştiriliyor. Ancak iş bununla da bitmiyor. Dışarıda firarileri bir yığın sorun bekliyor. Güvenli bir şekilde gizlenme, barınma, kazanılan özgürlüğü koruma, silahlı mücadeleye katılacakların gidişini organize etme gibi örgütün sorumluluğu dahilinde hayati öneme sahip yapılması gereken şeyler oluyor.

Yazar kitapta hapishanenin zorlu yaşamından mülteciliğe, oradan silahlı mücadeleye giden uzunca bir yolu anlatıyor. Bunu yaparken de dönemin koşullarındaki halkın yaşamına dair gözlemlerini, siyasal değerlendirmelerini ve eleştirilerini aktarmayı ihmal etmiyor.

Metris’den Munzur’a kitabını okurken güldüğüm yerler de oldu hüzünlendiğim yerler de. ‘Ben bunu neden daha önce okumadım?’ diye hayıflanmaktan da kendimi alamadım. Neyse ki geç keşfettiğim bu değerli yapıtı, bu değerli hikayeyi önermek için geç değil. Okunacaklar listesinde yer alması gereken bir eser.

adı geçen yazar

Next Post

Aytaç Ünsal'a şartlı tahliye

Cts Eyl 5 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Haber Merkezi Uluslararası politik koşullar içinde giderek tecrit edildiğinden dolayı köşeye sıkışan ve Türkiye/Kürdistan halklarının nezdinde güç kaybına uğrayan RTE iktidarı,Ölüm Orucunda yaşamını yitiren Ebru Timtik ten sonra, Adil yargılama talebiyle ölüm orucunda olan avukat Aytaç Ünsal’ın ölümünün yaratacağı siyasi atmosferin sonuçlarından bir şartlı […]
Translate »