KODAR kongresinde 11 maddelik temel talep ve hedefler

Kongrenin sonuç bildirgesinde, “3’üncü KODAR Kongremiz 7 mayısta tüm kurum ve komitelerin temsilcilerinin katılımıyla başlayıp zindan direnişçilerinin şahadet günü olan 9 mayıs 2020 de ‘Halkların Devrimci Ruhuyla Toplumu Örgütleyelim, Kürdistan’ı Özgürleştirelim’ şiarıyla özgür Kürdistan dağlarında başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir” denildi.

KODAR kongrede, hedef ve taleplerine ulaşmak için temel yaklaşımını 11 madde halinde sıraladı. Bu maddeler arasında özellikle 24 Ağustos’un Doğu Kürdistan ve İran’da ‘Ekolojiyi Koruma Günü’ ilan edilmesi, herkese anadilde eğitim, kadınların Öz Yönetim sistemi içerisinde aktif bir biçimde yer alması ve Doğu Kürdistan’da toplumsal ekonominin geliştirilmesi yer alıyor.

KODAR sonuç bildirgesi şöyle:

“Kongremiz, 9 Mayısta idam edilen cezaevi direniş şehitleri; Ferzad Kemanger, Ferhat Vekili, Ali Haydariyan ve Şirin Elemhuli yoldaşların 10’uncu şahadet yıl dönümü gününde sonuçlanması vesilesiyle, başta zindan direniş şehitleri olmak üzere Kürt halkının özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren özgürlük şehitleri şehit Argeş Karzan, Tolhildan Sine, Rojhat Bokan, Dilovan ve İqbal Moradi yoldaşlar şahsında tüm devrim şehitleri saygı ve minnetle anılmıştır. Aynı zamanda son 3 yılda yürütülen çalışmaların sonuçları Önder Apo’nun çözümleme ve paradigmaları temelinde ele alınmış, Demokratik Modernite çerçevesinde önemli ve yapıcı tartışmaları açığa çıkartmıştır. Kongremizde yaşanan eksiklik ve yetmezliklerden dolayı özeleşirel bir tutum sergilenmiş, çalışmaların geliştirilmesi ve kapsamlı kılınması için de önümüzdeki dönem çalıma plan ve programına gidilmiştir. Kurum ve komitelerin çalışmaları ele alınarak, yeni dönem çalışmasının yol ve yöntemleri belirlenip, çalışmaların daha fazla sonuç alıcı olması, komite ve çalışma alanlarının aktifleşmesi için tekrardan örgütlendirilme kararına gidilmiştir. Kongremizde, Gulan Fehim ve Fuat Beritan yoldaşlar delegelerin salt çoğunluğuyla KODAR eşbaşkanlığına seçilirken 18 kişiden oluşan Yürütme Konseyinin de seçimi gerçekleştirilmiştir.

ÇEVRECİLER, SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE SERHİLDAN ŞEHİTLERİ

Kongremizde bölgede ve uluslararası arena de yaşanan siyasal gelişmeler kapsamlı bir şekilde ele alınmış İran ve Rojhilatê Kürdistan’daki siyasi tutsakların durumları da bu kapsamda değerlendirme konusu yapılmış, geliştirdikleri direniş kültürünün ve mücadele cephesinin korunması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Topluma karşı yürütülen soykırım siyasetinin boşa çıkarılabilmesi için tüm toplum kesimlerinin kolektif bir ruh ve toplumsal dayanışmayla, siyasi tutsakların mücadelelerine sahip çıkması ve aileleriyle dayanışma içerisinde olmaları gerektiği belirtilmiştir. Kongremiz, toplumun değer, birikim ve kazanımları etrafında birleşmesinin önemine değinerek, büyük toplumsal kazanımların geliştirilmesi ve örgütlenmesi için, ekoloji şehitleri Şerif Bacwer ve yoldaşlarının, Ekim-Kasım serhıldan şehitleri ve korona virüs döneminde hastanelerde yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin anılarının yüceltilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.

Kongremiz, bölgenin üçüncü dünya savaşının merkezine dönüştüğü, Neo-liberal sistemin bölge ve dünyada yeni bir işgal dalgasını başlattığı koşullarda, Ortadoğu’da hızlı ve çok yönlü gelişmelerin yaşandığına dikkat çekti. Var olan siyasi ve askeri koşullar birçok yönüyle 1.dünya savaş koşullarına benzemektedir. O koşullarda İmparatorluk sistemleri halkın ihtiyaçlarına cevap olamıyor ve baş aşağıya doğru bir gidişi yaşamaya başladıkları için kapitalist sistemde kendi çıkarları için ulus-devlet sistemini bir alternatif sistem olarak geliştirdi. Fakat kongremizde, buna yol açan tarihi ve güncel durumları derinlikli bir şekilde irdeleyerek, kendisini bir alternatif gibi sunan ulus-devlet sisteminin özünde bir alternatif olmadığını belirtmiştir. Bunun için de günümüzde ulus-devlet sistemleri, toplumsal sorunların çözümüne ve taleplerine karşılık vermediği gibi, tekçiliği, bireyciliği, sömürgeciliği ve serbest pazar sermayesi için gerçekleştirdiği doğa katliamları nedeniyle de birer birer yıkılmaktadırlar. Bu nedenle batılıların ulus-devlet projelerinin mezarlığına dönüşen Ortadoğu, bu pragmatik yaklaşımları kendi gelişimi önünde çok ciddi bir sorun olarak gördüğü için direniş halinde olmayı sürdürmektedir. Ortadoğu’da yaşanan vesayet ve direk savaşlar daha fazla insan kaybına ve bölgenin altyapısının ağır bir şekilde tahrip edilmesine neden olmuştur. Kongremizde bu durumu görerek, hem bölgesel hem de global egemen sistemlerin artık içinden çıkılamaz bir krize girdiğini bunun içinde işlevselliğini yitirdiğini ve bundan sonra da hiçbir şekilde bölge halklarına başarılı bir çözüm modeli sunamayacaklarını belirtmiştir.

İRAN 40 YILDIR YAPISAL DERİN BİR KRİZ YAŞIYOR

Kongremizde yapılan tespitlerde gösteriyor ki, bölgesel ve global göçler halkların tepki ve mücadelelerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabası içerisine girmişleridir. Kendilerini halkın hamisi ve kurtarıcısı olarak gösteren egemen güçler, bölgede de aynı amaçla özel savaş yöntemlerine başvurarak kültürel soykırım gerçekleştirmektedir.

güçler ise aynı ideayı, başka bir şekilde dile getirerek, batılı güçlerin egemenliğine karşı halkın toplumsal ve siyasi varlığını koruduklarını idea etmektedirler. Fakat yaşanılanlar da tüm gerçekliği gözler önüne sermektedir. Bu durumda toplumun taleplerini kapsayacak bir projenin boşluğu derin bir şekilde his edilmektedir ve bu boşluğu ulus-devlet aklıyla yapılan projelerle karşılamaya çalışmak ayakları havada kalan bir proje olmaktan öteye gidemeyecektir.

Kongremiz, söz konusu durumun İran rejimi içinde geçerli olduğunu dile gelmiştir. İran rejim 40 yıldır yapısal olarak derin bir krizi yaşamakta ve şimdiye kadar bu sistemi kriz, kargaşa, yolsuzluk, hırsızlık, yalan dolanla ayakta tutmaya çalıştıysa da artık rejim kendi yarattığı sistemin içerisinde boğulmayla yüz yüze kalmıştır.

İran rejimi ayrılıkçı, milliyetçi, cinsiyetçi, soykırımcı politikalarıyla toplum içerisinde egemenliğini kurumsallaştırmak istemektedir. Bunu içinde her türlü faşist yol ve yöntemlere başvurmaktadır. Kimlik, inanç ve toplumumun tüm kültürel değerlerini kendi ayrılıkçı siyasetinin bir parçası yaparak, var olan yarıkları daha fazla genişletip, derinleştirmektedir.

Tüm bunlarda sistemde değişim gerekliliğini her zamankinden daha fazla ortaya çıkartmaktadır.

ORTAK BİR CEPHEYE, DEMOKRATİK ADİL VE EŞİT BİR SİSTEME İHTİYAÇ VAR

de İran rejimine karşı güçlü bir muhalefetin olmaması da değerlendirme konusu yapılarak, muhalif güçlerin parçalı duruşunun İran rejimine güç verdiği hususuna dikkat çekilerek, bu dönemde her zamankinden fazla ortak bir cephenin oluşmasına ve demokratik, adil, eşit bir sistemin kurulmasına ihtiyaç vardır.

Kongremiz ulaştığı bu gerçeklikler temelinde Rêber Apo’nun derin perspektif ve felsefesini baz alarak, toplum cephesinde ve iktidardan uzak bir şekilde mücadele etme anlamına gelen üçüncü çizgiyi mücadele etmenin önemli bir yöntemi olarak seçmiştir. Bu amaç ile Ortadoğu’nun kolektif zihniyetine dayanarak yeni bir kültürel-toplumsal örgütlenme formunu sunarak, tarihsel direniş esası üzerinden halkların ortaklığına dayanarak, halkın Demokratik Konfederalizm sistemi içinde üçüncü çizgiye öncülük etmenin sorumluluğunu üstlenmiştir. KODAR örgütlenmesi de bu toplumsal, siyasal bilinç ile Rojhilatê Kürdistan’da katmerleşen sorunların çözümünden kendisini sorumlu görür. Bunun içinde KODAR Rojhilatê Kürdistan’daki durumun tahlili, tarihsel ve kültürel, toplumsal ve siyasal koşulların ortaya çıkarttığı yeni koşulların bilincinde olarak, büyük bir ısrar ve tutku ile faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir. Bunun için Rojhilatê Kürdistan’da halkı örgütleme çalışmalarını geliştirir, tüm toplumsal farklılıkları kapsar ve kucaklar. Rojhilatê Kürdistan Demokratik ve Özgür Topluluğu (KODAR -Komalgeyê Demokratik û Azadê Rojhilatê Kurdistan-) çok yönlü ve kapsamlı bir mücadele perspektifiyle Rojhilatê Kürdistan ve İran’da Demokratik Konfederalizm ve Demokratik Ulus modelini temel gündem haline getirmeye çalışır. Kuşkusuz bu model bölgesel ve dünya güçlerinin her türlü saldırılarına karşı, tüm zorlu koşullarda bile işlevselliğini ve çözümleyici olabildiğini kanıtlamıştır. Ortadoğu’nun tüm bileşenleri, İran ve özellikle Rojhilatê Kürdistan’ı için de kalıcı bir barışı yaratma zemini olabileceğini göstermiştir.

11 MADDE HALİNDE TEMEL YAKLAŞIMLAR

KODAR 3. Kongresi bu durumların tahlil edilmesi halkımızın hedef ve taleplerine ulaşmak için, temel yaklaşımını aşağıdaki maddeler çerçevesinde belirlemiştir;

1-KODAR, Demokratik Konfederalizm kurucusu Önder Apo’ya uygulanan tecrit ve esaret durumunun sonlanması için, sorumluluk bilinciyle yaklaşır, tüm örgütsel ve pratik gücünü bu hedef ile harekete geçirir. Ayrıca Önder Apo’nun perspektif ve görüşlerinin Rojhilatê Kürdistan ve İran’da örgütlenmesi ve tanıtılması için güçlü bir çalışma programı izler.

2-KODAR, Rojhilatê Kürdistan ve İran’da Demokratik Konfederalizm sistem alternatifiyle ulus devlet sistemini aşarak, daha önceki çabalarının devamı olarak, tüm toplumsal çalışma sahalarında Öz Yönetim çalışmalarını daha güçlü bir şekilde yürütür. Toplumun tüm kazanım ve değerlerini korumak için özerk bir şekilde her toplum bireyini ve bileşenini örgütleme konusunda kendini sorumlu görür. Beluç, Arap, Türkmen, Azeri ve diğer ulus ve demokratik güçler ile toplumsal ve siyasal ilişki kurma amacıyla İran Demokratik Halk Cephesini oluşturmayı çalışmalarının odağına yerleştirir.

3-KODAR, özgür eşyaşamı yaratmak için, kadını sömüren her türlü toplumsal cinsiyetçilik, geri ve bağnaz gelenek, anlayış ve ataerkil kanun ile aktif mücadele içerisinde olur. Bu hedef ile kadının Öz Yönetim sistemi içerisinde aktif bir biçimde yer almasını ve eşit katılımını esas alır.

4-KODAR, kültür ve dil olgularının yok edilmesinin halkın yok edilmesi anlamına geldiğinin bilincinde, Rojhilatê Kürdistan ve İran farklılıkları arasında kültürel ilişki, gelişme ve zenginleşme zemininin oluşması, ayrıca yaratıcı ve yapıcı kültürel ilişki ve gelişmelerin yaşanması için, çaba harcar. Bu yüzden herkesten ana dil eğitimi ve geliştirilmesi için üstüne düşeni yapması gerektiğini talep eder.

5-Her toplumun inançları o toplumun manevi dünyasının temelini oluşturur. Toplumun ruhsal ve psikolojik sağlığı için korunması şarttır. Fakat toplumun din ve inançları her zaman siyasi iktidar güçleri tarafından kendilerine meşruiyet kazandırma aracı olarak kullanılmış, suiistimal edilmiştir. KODAR din ve inançları güç olmak uğruna araçsallaştıran her türlü zihniyeti red eder, bu tür yaklaşımlara karşı mücadele eder, inanç ve dinler arasında karşılıklı anlayış ve tartışma zeminini yaratma çabasında olur.

6-“Tek bir genç bile eğitimsiz ve örtüsüz kalmasın” şiarıyla gençlerin halk mücadelesindeki öncülüğünü önemle vurgular. Gençlerin toplumsal gelişme, yenilenme ve büyümesindeki rolünü belirgin kılar, gençlerin çok yönlü katılımı için gereken zemin, imkân ve koşulların oluşması için mücadele yürütür.

7- İran rejimi fuhuşu, uyuşturucuyu, Besicleştirmeyi, işsizliği vb. durumlarını topluma karşı bir özel savaş yöntemi olarak kullanıyor. KODAR bu durumla mücadele ederek sağlıklı ve sağlam bir topluma ulaşmak için, toplumun Öz Yönetim örgütlenmesini geliştirerek insani değerlerin yok edilmesini önler.

8-KODAR, Rojhilatê Kürdistan ve İran’da yürütülen neo-liberal politikalar sunucunda ortaya çıkan işsizlik felaketini ve özelde de günlük olarak kolberleri kurban eden anlayışa karşı toplumsal ekonomiyi esas alarak mücadele eder, ekonomi alanını sömürü ve talan sisteminin elinden kurtarmaya çalışır. Bu amaçla Rojhilatê Kürdistan’da toplumsal ekonomiyi geliştirme ısrarını sürdürerek, örgütlenmesine dönük mücadelesini genişletir.

9-KODAR, Rojhilatê Kürdistan ve İran’daki ekoloji alanında yaşanan felaketleri gözeterek, ekolojik topluma dayalı doğa ve insan toplumu arasındaki optimal dengenin kurulması, örgütlendirilmesi ve geliştirilmesi için mücadele eder. Zagros ve Zagrosluların imhasını hedefleyen İran sisteminin anti ekolojik siyasetlerine karşı mücadele içerisinde olur. Yurtsever kültür ve jeoloji-insan arasındaki bağın yeninden kurulması ve güçlenmesi için, ayrıca bu yolda mücadele eden şervan ve şehitlere bağlılığın gereği; Şerif Bacwer ve yoldaşlarının şehadet günü olan 24 Ağustosu ‘Rojhilatê Kürdistan ve İran’da ekolojiyi koruma günü’ olarak ilan eder.

10-KODAR, toplumun ve insanlığın değerlerini korumayı her toplum bireyinin erki ve görevi sayar, militarist yaklaşımdan uzak, toplumun gönüllü ve özgün özerk örgütlenme çerçevesinde her türlü saldırı, taciz ve tecavüze karşı kendini koruması gerektiğine inandığından bu konuda toplumu bilinçlendirme faaliyetleri yürütür.

11-KODAR, özyönetim sistemini oluşturma hedefiyle Doğu Kürdistan’daki tüm güç ve niteliklerin seferber edilmesi için, özgürlükçü parti ve örgütler ile sivil kurum ve kuruluşlarla diyalog ve ortak çalışmayı yürütmeyi esas alır. Bunun için ortak çalışma yaklaşımını kucaklar ve gerekliliğine göre yaklaşım sergiler.

KODAR olarak özgür ve demokratik bir toplumu oluşturma çerçevesinde, Kongreden aldığımız güç ve yüksek maneviyat ile, Rojhilatê Kürdistan’da farklılıkların ve halkların ortak yaşamını geliştirmek için mücadelemizi sürdürmenin kararlılığını yaşıyoruz. Halkımızın huzurunda yaşanılan eksiklik ve yetmezliklerin özeleştirisi verilerek, daha sağlam, aktif ve kusursuz bir şekilde Demokratik Öz Yönetim inşasına girişeceğimizi belirtiyoruz. Kongremizin başarılı bir şekilde gerçekleşmesini Önder Apo’ya, özgürlük şehitlerine, değerli şehit ailelerine, yurtsever halkımıza, özgürlükçü ve hakikat arayışçısı olan herkese kutlarız. Ayrıca temel ve güncel ihtiyaçlara uygun siyasi ve toplumsal bir sistem olan Öz Yönetim sistemini inşa için tüm örgütleri, toplumsal kesimleri, öğrenci, öğretmen, esnaf, kadın, sanatçı, aydın, gençlik, avukat ve hukukçuları, kurum ve kuruluşları, akil insanları, kültürel-toplumsal inanç önderlerini, sivil toplum aktivistlerini ve iyi bir dünya ile sağlıklı, barışçıl bir yaşam peşinde olan herkesi ortak mücadelede yer alma çağırıyoruz.”

Kaynak:firatnews.com

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »