“KARANTİNA”DA BİR SABAH-A.DERSİM GÜLER

A.Dersım Güler
Konuk Yazar

Bedenini sarsan bir titreme ile açtı gözlerini. Saat sabahın 7’siydi. Kafasını yastıktan kaldırmadan, pencereden dışarı baktı. Gökyüzü masmavi bir gülücük göndermişti yeryüzüne. Çok sinsi geldi bu mavilik 75 yaşındaki kadına. “Mavilikler örtebilir mi bunca ölünün üstünü? Gizleyebilir mi bunca acıları?” diye geçirdi içinden. Gözünden birkaç damla yaş, yüzündeki kırışıklıklardan öpe öpe süzülüp, boynunda kaybolup gitti. Yavaşça doğruldu yataktan. Kaç zamandır ne de çok ağrıyordu kemikleri. Iki gün önce yağan yağmurun etkilerini taşıyordu halâ romatizmaları. 5 dakika kadar oturdu yatağın içinde . Her iki eli ile bacaklarını ovdu. Ovarken biraz önce yaş akan aynı gözlere bir tebessümün gelipte konduğunu hiç fark etmedi. 50 senelik hayat arkadaşının bacaklarını ovar gibi narin, incitmeden ovdu kendi bacaklarını. Son iki sene boyunca, her gün ağrıdan inleyen hayat arkadaşının ağrılarına şifa olmaya çalışmıştı. Bunlar gelip geçerken aklından, dönüpte eşinin, bir ömür boyunca başını koyduğu, kokusu sinmiş gri yüzlü yastığa, uzun uzun baktığının da hiç farkında değildi. Nasılda kimsesizler gibi bu odadan çıkarıp da götürmüşlerdi. Pencerelerden sadece “elveda” sözcükleri yankılanmıştı. Bir de camdan bakan çaresiz gözlerdeki çaresizlik yürüyüp gitmişti ardı sıra. “Karantinalı günlerde ölmek ne zor şeymiş. Ardından bakakalırmış sadece, büyük bir çaresizlik” dedi yarı duyulur bir sesle. Sadece 3 gün önceydi, son kez eşini öptüğü gün. Sadece 3 gün. Bu 3 gün ne çok özletmişti 50 yıllık o kokuyu, o teni. Usulca kalkıp yataktan, bir eli belinde, bir eli ile ateşlenen alnını tutarak oturma odasına gitti. Üzerinde ayak bileklerine kadar uzanan uzun kollu yeşil bir gecelik vardı. Sağ eliyle odanın balkon kapısını açarken, elindeki 75 senenin bıraktığı çizgilere bakıyordu. Balkona çıktı. Temiz havayı ciğerlerine çekmek istedi ama gögsü sıkıştı. Balkondan koca boşluğa baktı. Sokaklarda çocuk sesleri yoktu artık. İnsan görmek istedi, boşlukta kaybolup gitti umutları. Ağaçların henüz yeni yeşermekte olan yapraklarına takılınca o kahverengı gözleri, anladı bu göreceği son ilk bahardı. Çünkü durmak bilmeden yayılan virüsün, kendi ciğerleri ile buluştuğunu biliyordu. 50 yıllık hayat arkadaşından sonra, hayat zaten durmuştu artık. Durmayan tek şey, her gün katlanarak çoğalan ölümler ve kimsesizler gibi, bomboş sokaklarda, hızla çekip giden ambulansın içindeki o son yolculardı. Ölüm değil de, kimsesiz kalmaktı kendisini bu denli sarsan…

Karantinalı günlerde ölmek ne zor şeydi. Çaresiz kalırdı tüm umutlar…

A. Dersim Güler

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »