Karabağ’da Savaştan Geriye Kalan – Helen Ağdaş

Karabağ’da bir buçuk aylık savaş, 10 Kasım’da yapılan bir ateşkes anlaşması ile sona erdi. Varılan mutabakata bakıldığında kazanan başta Rusya sonra Azerbaycan oldu.
Karabağ ile Ermenistan arasında kalan ve yedi rayon denilen Ermenistan işgali altındaki bölgeyi Azerbaycan geri aldı. Karabağ’da ise Ağdam, Şuşa, Kelbecer ve Laçin Azerbaycan’a verilecek. Geriye kalan bölgeler ise Rusya kontrolü altında olacak. Yani bu mutabakatla Rusya Karabağ’a askeri gücünü yerleştirmiş oldu, hem de hiç bir kaybı olmadan. Aynı zamanda Azerbaycan’da bir ateşkes izleme merkezi kurulacak. Bu merkez Karabağ dışında olacak ve Rusya, Azerbaycan ve Türkiye askeri bulunacak. Böylece Rusya, Azerbaycan’da da askeri güç bulundurma fırsatı elde etmiş oldu. Aynı şekilde Türkiye de. Ancak Türkiye iktidar yetkililerinin daha önceki ‘Karabağ’da da asker konuşlandırma’ söylemi boşa çıktı. Çünkü Karabağ’da sadece Rus barış gücü yer alacak. Türkiye her ne kadar Azerbaycan’ın zaferine ortak olsa da pek hayaline ulaşmış gibi görünmüyor. Yine de bu, AKP Hükümetinin, ortak olduğu zaferi iç siyasette kullanmayacağı anlamına gelmiyor.


Peki Rusya neden önceki ateşkes anlaşmalarında meseleye müdahil olmadı? Neden yapılan ateşkesler ihlal edildiğinde ve binlerce insan öldüğünde barış gücünü sahaya sürmedi de şimdi yaptı? Rusya’nın, çatışmalı bölgelerde karakteristik dış politikası haline gelen bir stratejisi var. Taraflar savaşırken Rusya bekler, temkinli yaklaşır, bir kaç diplomatik açıklamada bulunur. Çatışmalar kritik düzeye geldiğinde ve kayıplar arttığında ise masayı kurar ve ağırlığını koyar. Karabağ’da da böyle oldu. Taraflara, özellikle Batı yanlısı Paşinyan’a Rusya olmadan herhangi bir çözüm olamayacağını göstermiş oldu. Karabağ’ın tamamı düşmeden meseleye el atarak hem Artshak Ermenilerini kurtarmış göründü hem de Azerbaycan’ın aldığı toprakları anlaşmayla da onaylayarak iyi bir müttefik olduğunu gösterdi. Bir de tabii bölgeye Türkiye tarafından, Suriye’den taşınan cihatçılar meselesi var. Rusya bir kaç kez bu durumdan duyduğu endişeyi belirtmişti. Kendi sınır bölgelerinde, gelecekte başka bir büyük tehlike arz edecek olan cihatçıların palazlanmasına elbette izin vermezdi.
Anlaşmaya göre Rusya barış gücü beş yıl boyunca bölgede kalacak ve temas hatlarını kontrol edecek. Taraflar itiraz etmezse bu süre uzatılacak. Sonuç olarak Rusya, Kafkasya’daki hegemonyasını bir kez daha pekiştirmiş oldu.

Mutabakatın bir diğer maddesinde ise Ermenistan’ın güneyinde, Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında bir bağlantı yolu açılacağı belirtiliyor. Bu maddeyle de Ermenilerin Laçin koridoruna karşılık Nahçıvan koridoru garanti edilmiş oluyor. Bu bağlantı hattının güvenliği de Rusya Federasyonu tarafından sağlanacak. Ekonomik açıdan da bölge ticaretinin önünde engel teşkil eden ulaşım sorunu çözülmüş olacak. Sermayedarlara büyük kolaylık sağlanmış oldu. Emperyalist dünya düzeninde uluslar arası savaşın, yalnızca burjuvazi sınıfına fayda sağladığını da bir kez daha görmüş oluyoruz.


Paşinyan hükümeti, cephedeki savaştan sonra şimdi de içeride bir iktidar savaşı veriyor. Yenilgi sonrası hayal kırıklığı ve öfke, iktidara yönelik protestolara dönüşmüş durumda. Muhalif kesim Paşinyan’ı hain olmakla suçluyor. Yakın zamanda erken seçim olursa hükümet değişikliği olabilir. Batıdan umduğu desteği bulamayan Ermenistan, Asya ve Ortadoğu’da yeni ilişkiler ve ortaklıklar kurabilir. Kesin olan şey ise ülkede şu an için bir istikrarsızlığın olduğu ve bir süre daha devam edeceğidir.


Karabağ’da ateşkes sağlandı. Artık bundan sonraki süreçte taraflar Karabağ’ın statüsünü ele alacaktır. Kalıcı bir çözüm için ise Sovyetler Birliği tarihi bize rehber oluyor. Sovyetler döneminde Karabağ, nüfusunun %90 ından fazlası ermeni olan ve Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olarak varlığını sürdürmüştü. İki halk arasında 70 yıl boyunca, savaş gerektirecek düzeyde sorunlar yaşanmamıştı. Çünkü sosyalizmde halklar eşitti. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ise Kafkasya gibi çok uluslu bölgelerde artan milliyetçilikle beraber çatışmalar da başladı. Görüldüğü üzere Karabağ’da 90ların başındaki savaş kesin çözüm getirmedi. Bu savaş ve sonrasındaki ‘barış’ da kesin çözüm getirmeyecek. Gerekli olan ise Sovyetler dönemindeki gibi halkların bir arada ve eşit koşullarda yaşayabileceği bir düzen.


adı geçen yazar

Next Post

YOKSULLARIN BAŞKALDIRISI VE KADINLAR (TARİHSEL BİR BAKIŞ)[*] SİBEL ÖZBUDUN

Per Kas 19 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱  “Bilginin elde edilmesi, bizi iyiye ulaştıracaktır.”[1] “Yeni sol” söylemler, postmodern tahlillerin ışığında, genellikle ezilenlerin durumlarının parçalılığı üzerinde durur ve bunun sonucu, parçalı mücadele stratejilerini öngörür. Etnik unsurlar kimlikleri, kadınlar cinsiyet eşitliği, işçiler hakları, LGBTI bireyler tanınma… için mücadele etmelidirler; bu mücadeleler arasında zorunlu bir […]
Translate »