İtalya’da koronavirüsün getirdikleri- Murat Çınar

Kısaca koronavirüs olarak adlandırılan Covid-19 dünyada ikinci en çok vakanın tespit edildiği İtalya’da günlük hayatımızı değiştirdi, hem de köklüce değiştirdi. Bunun ilk sebebi tabii ki, ünlü filozof Umberto Galimberti‘nin de dediği gibi “Nereden geleceğini bilmediğimiz bir tehdite karşı oluşan toplu bir endişe“. Korkudan ziyade bu mevcut endişe hali bizi güvensiz hissettiren bir şey. Bu sebeple daha önce yapmadığımız şekilde davranıyoruz gündelik hayatımızda. İkinci ana sebep ise hükümet tarafından alınması tavsiye edilen ve/veya zorla aldırılan sıradışı tedbirler. Fiziksel temasın sıfıra indirlmesinden sürekli bireysel ve ev temizliğimize dikkat etmemize kadar bir çok noktada Akdeniz ve Orta Doğu halkları olarak yaşamadığımız şekilde yaşamak zorundayız bugünlerde.

Öte yandan bu sıradışı hal İtalya’da uzun zamandır üzerinde toz birikmiş bir insanlığı da uyandırdı. Dayanışmayardımlaşmacömertlik ve olumlu düşünce gündelik hayatımızda daha önceki zamanlara nazaran çok daha fazla dikkat ettiğimiz şeyler olamaya başladı. Bakalım bu zorunlu kapanma halinin İtalya’da olumlu anlamda neleri değiştirdiğine.

Evde uzun süre oturmak, kapalı kalmak veya birşey yapmadan durmak tabii ki insanları sıktı ve dijital uygulamalar ile internet bağımlısı olan bizlere ilk cevap da bu platformalardan geldi. Torino belediyesine bağlı kütüphaneler elektronik kitap arşivlerini kentte ikamet eden tüm yurttaşlara 40 gün boyunsa sınırsız ve ücretsiz olarak açtı. Böylelikle elimizdeki cihazlarla kitap okumamak için bir sebebimiz kalmadı.

Sanat dünyası da yurttaşların dikkatini çekmeye çalışıyor. Birçok ulusal müze sosyal medya aracılığı ile evde kalmak zorunda olan insanlara resmi sitelerindeki mevcut galerileri hatırlatıyor ve onları, İtalya ve dünyanın insani mirası olan bu güzelliklere göz atmaları için davet ediyor. Floransa’daki Uffizi‘den Vatikan‘a, Torino’daki Mısır Müzesi’nden Roma’daki Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi‘ne kadar bir çok sitedeki galeriler ziyaretçilere açık.

Devlet radyolarından Rai Radio 3 ise uzun zamandır yaptığı bir çalışmayı halka hatırlatmakta yarar buldu. ‘Ad alta voce‘ 4 bine yakın sesli kitabın bulunduğu bir arşiv. İtalyan klasiklerinden dünya edebiyatının önemli örneklerine kadar bir çok kitap hali hazırda İtalyanca anlayan herkesin dinletisine açık. Rai bu sıradışı durumun yaşandığı günlerde yurttaşları edebiyata sesli bir şekilde yaklaşmalarını davet etti.

Bu tarz uygulamalar özel sektördeki yayın dünyasından da gelmeye başladı. Ekonomi üzerine uzmanlaşmış Altreconomia dergisi MartNisan ve Mayıs aylarını okuyucularına ücretsiz olarak hediye etme kararı aldı. Sunulan ücretsiz hizmetler arasında yabancı dil kursları öneren Didaelkts da var. 16 farklı dil kullanarak, yabancılara İtalyanca öğreten bir kursu 3 ay boyunca internet üzerinden ücretsiz sunan şirket yakaşık 370 saatlik bir hizmeti evde kalmak zorunda olan yabancı yurttaşlarla paylaşıyor.

Evde uzun bir süre kapalı kalmak tabii ki kültürel halimiz kadar fiziksel halimize de pek iyi gelen bir şey değil. Günde yaklaşık 15 kilometre bisiklet ile dolaşan biri olarak bunu söylüyorum. Her ne kadar evde kondisyon bisikleti ile 7 km ortalama ritmi tutturmaya çalışsam da vücudun geri kalanı da harekete bir hayli ihtiyaç duyuyor. Bu sorunu çözmek için bir çok yoga ve pilates eğitmeni YouTube kanalları aracılığı ile insanların bugünlerde ihtiyacı olabileceğini düşündüğü programları paylaşıyor. Bunlardan biri ‘La scimmia Yoga‘ adlı kanalın sahibi Sara Bigatti, sunduğu bu öneriyi şöyler anlatıyor: ‘Zorunlu olarak evde kalmamız gereken bu dönem içinde, 11 Mart‘tan ay sonuna kadar sizlerle hem bedeniniz hem de ruhunuzun ihtiyacı olabilecek videolar paylaşacağım‘. Bigatti yaklaşık 160 bin kayıtlı izleyicisi ile İtalya’nın en çok takip edilen yoga kanallarından birine sahip.

Bu gibi durumlarda tabii ki ruh sağlığı herkes için ayni şekilde tepki veren bir şey olamıyor. Torino belediyesi zorunlu kapalılık durumunu daha yaşanabilir kılmak ve ihtiyacı olan yurttaşlara gerekli desteği vermek için psikolojik danışma hattı açtı. Ücretsiz verilen bu hizmete geleneksel telefon haricinde FacetimeSkype ve Whatsapp üzerinden de ulaşılabiliyor. Resmi açıklamada hizmetin hedefleri şu şekilde tanımlanıyor: “Amaç destek ihtiyacı olan insanların yanında olmak, uzman bir danışma hizmeti sunmak ve huzursuzluk, sınırsız alışveriş ve ırkçılık gibi şiddet içeren davranışları engellemek”.

İtalya’da ve yurt dışında hükümetin hangi önlemleri, ne şekilde ve nasıl bir zamanlama ile alıp almadığı tartışıla dursun hayat devam ediyor ve virüs biz evde durup dikkat etmedikçe daha da yayılıyor. Bu sebeple gerekli önlemleri almak ve sakinliği koruyup kabul edilebilir endişe sınırını aşmamak gerekiyor. Bu sırada etrafımızda değişen bir İtalya‘yı ve insanlığı görüyoruz.

Bu salgın bittikten sonra, eğer biterse, neredeyse hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ekonomik dinamiklerden gündelik yaşamımıza kadar bir çok seye bakışımız değişecek. Belki de bu virüsün bize anlatmak istediği şeylerden biri de bu; dayanışma ve paylaşma kültürünü ne kadar çok yayarsak o kadar iyi hissedebiliriz kendimizi.

Kaynak: pressenza.com/tr

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »