HOŞÇA KAL GÜZEL GÜLÜŞLÜ ADAM – HASAN KÖSE

Bu gün buraya, çok sevdiğimiz bir dostumuzu, arkadaş ve yoldaşımız Yüksel Dalgıç” ı sonsuzluğa uğurlamak için toplandık.

Kalp krizi geçiren yoldaşımız tüm müdahalelere rağmen, aniden ve sesiz, sedasız eşini, çocuklarını, bizleri ve tüm sevenlerini derin bir acıya boğarak aramızdan ayrıldı. Onun genç denebilecek bir yaşta sonsuzluğa yolculuğu hiçbirimizin beklediği bir durum değildi. Her canlının bir gün sonsuzluğa yolculuğu önlenemez, engellenemez bir doğa yasasıdır. Ancak, Yüksel gibi hayat dolu, sevecen, yaşama bağlı ve sağlıklı bir canımızın bu beklenmedik ölümü, tüm dostlarını derinden sarsmış ve şoke etmiştir. Bu erken ölüm ona hiç yakışmadı, o, bedenen aramızda ayrılmış olsa da, sıcak gülüşü ve sevgi dolu yüreğiyle dün olduğu gibi bugün de aramızda yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek.

Yüksel” in aramızda ayrılışı dolaysıyla çok sayıda, arkadaşı ve yoldaşları derin üzüntülerini ilettiler. Biliyoruz ki, bugünkü uğurlama töreni çok daha kalabalık olabilirdi, ancak içinde bulunduğumuz salgını hastalık nedeniyle çok sayıda dostu, arkadaşı, yakını ve yoldaşı buraya gelemediler.

Ailesi ve eşi adına, acımızı paylaşan ve buraya katılan ve katılamayan tüm dostlarımıza gösterdikleri samimi ilgiden dolayı teşekkür ederiz.

Yüksel, 10.04.1963”de Dersim” in Mazgirt ilçesine bağlı Örs köyünde doğdu. İlkokulu kendi köyünde okudu, Ortaokulu, Dersim merkezi ve Ak pazar Nahiyesi yani- Peri- de tamamladı. O daha delikanlılık çağında, sol ve sosyalist fikirlerle tanıştı. Ortaokul yıllarında Dersim” de pek çok gençlik ve kitle eylemlerine katıldı.

Ortaokulu bitirdikten sonra, 1978 sonlarına doğru, ailesinin yanına, Almanya” ya Kiel şehrine geldi. Henüz 15 yaşındaydı. Biryandan, bu yeni vatanına ayak uydurmaya çalışırken, öte yandan siyasi faaliyetlerine devam etti. O daha, Almanya” ya gelmeden önce Dersim” de Partizan örgütü ile tanışmıştı.

1978 yılında Kiel” de devrimci mücadele ve örgütlülük oldukça dağınık ve güçsüzdü. Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu –ATİF- ve Partizan hareketi yoğun bir biçimde bu kentte çalışmalar yapıyordu, ancak yerleşik ve sürekliliği sağlanmış bir örgütlülük henüz yaratılamamıştı. Yüksel genç yaşta bu çalışmanın içinde yer aldı. Dernekleşme ve kitleleri örgütleme mücadelesinde özellikle 1979 yılından itibaren aktif bir militan olarak görevler aldı, çalışmalarda bulundu. Onunla ilk defa bu dönemde tanıştım, her ikimiz de gençtik, ama o bana göre daha da gençti. Kısa sürede, samimi, atılgan ve sevecen kişiliği ile bu bölgede tüm taraftarlarımızın sevgisini kazanmıştı. Derneğimizin kuruluşu ve gelişmesinde önemli katkıları oldu.

Yüksel, 1986” da kendisi gibi Dersim” li olan Fadime ile evlendi. Bu iki güzel insanın iki kız çocukları oldu, o çocuklarına ve eşine karşı büyük bir tutku ve aşkla bağlıydı. O, iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir arkadaş ve iyi bir yoldaştı.

Yüksel, doğup büyüdüğü Dersime büyük bir sevgiyle bağlıydı. Onun Dersim sevgisi, yüreğinin derinliklerine kazıdığı, insan, doğa ve hayvan sevgisiyle bütünleşmişti. Munzur festivallerinin yapıldığı yıllarda, yıllık iznini özel olarak bu döneme denk getirir ve Dersime giderek bu etkinliklere katılırdı. Bu etkinliklerde büyük bir mutluluk ve keyif alır, “ruhunu” gençleştirir ve daha büyük bir kararlılıkla devrimci mücadeleye katkılar sunardı.

Kız çocuklarının iyi bir eğitim almaları ve kendi ayakları üzerinde bağımsız ve kişiliğini kazanmış bireyler olarak toplumsal mücadelede yer almalarına büyük önem verirdi, dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların özgür ve eşit haklara sahip bireyler olmasını başaramadığımız sürece, içinde yaşadığımız köhne düzenin değişmeyeceğini bilirdi. O, ulusal kimliği ve ya, inanç farklılığından dolayı ülkemizde baskı ve katliamlara maruz kalan, tüm halkların yanındaydı. Kürtlerin, Alevi toplumunun ve diğer baskı altındaki toplulukların her türlü haklarının tutarlı bir savunucusuydu. Gerek geldiği ülke coğrafyasında, gerekse Almanya” da ırkçılığa, faşizme karşı mücadelede, her durumda bedeniyle olmasa da, yüreğiyle her zaman var olmuştu.

Uzun yıllar, Partizan hareketi içinde çalıştı, Almanya” da devrimci mücadeleye her alanda katkılarda bulundu. 1980 sonlarına doğru, siyasi fikir ayrılıklarından dolayı, içinde yer aldığı örgütten bir gurup arkadaşıyla ayrıldı. O, siyasi olarak ayrı düştüğü yoldaşlarına karşı bu dönemde ve sonrasında hiçbir zaman düşmanca ve kırıcı davranışlarda bulunmadı. En gergin ortamlarda bile, o kendine has güzel gülüşüyle, ortamı yumuşatmasını ve dostluk ilişkilerini onarmasını bilirdi. Onun bu özelliği, devrimci dayanışma ve paylaşımcı kişiliğinin bir parçasıydı.

Bu yılın, Mart- Nisan aylarında, pek çok kez yaptığımız gibi uzun bir görüşmemiz olmuştu. Kendisinin Dersim belediyesine belli aralıklarla düzenli bir biçimde maddi yardımda bulunduğunu söyledi. AKP- MHP iktidarının HDP li Belediyelere yaptığı zulmü konuştuk, Dersim Belediyesinin de iktidar tarafından büyük bir kuşatma altında olduğunu, bu durumda hiç değilse belli bir maddi yardımda bulunmanın gerekliliği konusunda hemfikirdik. Bu vesile ile Hamburg” da bir gurup arkadaş kendi aramızda bir dayanışma örgütleyerek, Dersim Belediyesine maddi katkıda bulunduk. Yardımın nereye ve nasıl gideceği gibi konularda Yüksel bizlere hep yardımcı oldu.

Yüksel, İnsani özellikleriyle birlikte, siyasi bir kişilikti. Onun uğrunda mücadele ettiği dünya, sosyalizm ve daha ilerisi sınıfsız bir toplumdu. Bu mücadelede, daha ergenlik çağından itibaren o, İbrahim Kaypakkaya” nın siyasi çizgisini benimsemiş ve bu temelde yıllarca aktif bir militan olarak siyasi çalışmalarda yer almıştı. Fikir dünyasında elbette süreç içinde değişimler, yenilikler olmuştu, fakat o hiçbir zaman geçmişini den “utanan” biri olmadı. Tersine aramızdan ayrılana kadar, Kaypakkaya” nın samimi ve tutarlı bir takipçisi olarak hareket etti.

Dünya da sosyalizm dalgasının geri çekildiği bir dönem içindeyiz. Bu durum, ülkemizde ve dünya genelinde bir “yılgınlık ve dağılma” sürecini beslemektedir. Böylesi zor bir dönemde, geleceğe olan umudunu ve inancını yitirmeyen yoldaşlardan biri de Yüksel idi.

Onunla en son olarak, ölümünden 5 gün önce konuştum. Her defasında olduğu gibi siyasi sorunlara odaklanmıştık. Bu son görüşmemizde bana anlattıklarını sizlerle paylaşarak konuşmamı sonlandırmak istiyorum.

O, birleşebilecek tüm devrimci güçlerin, kendi çeperleri içinde güçlü birliktelikler oluşturmasının önemine değinmiş ve özel olarak da, içinde geldiği Kaypakkaya kökenli gurup ve partilerin kendilerini yenileyerek, aralarındaki ayrılıklardan çok ortak noktalarını öne çıkarma yöntemiyle ilkeli ve sürekliliği sağlanabilecek bir birliğe gitmesi gerektiğini anlatmıştı. O bu yöndeki fikirlerini yakın ilişkide bulunduğu arkadaşlarına uzun bir dönemden beri anlatıyordu. Geçmiş dönemin kimi çocuksu ve sorumluluktan uzak “ayrıştırıcı” tutumunun artık aşılması gerektiğini düşünüyordu. Özetle,” yoldaşlar daha fazla bölünerek, daha da etkisiz hale gelmeden birleşin, birleşmenin zeminini yaratın, başka türlü politik güç olmamız ve geleceği kazanmamız mümkün değildir” çağrısında bulunuyordu. Biliyoruz ki, bu çağrı sadece Yüksel” in değil, yüzlerce ve binlerce taraftarın çağrısıdır.

HOŞÇA KAL GÜZEL GÜLÜŞLÜ ADAM.

KAVGAMIZDA SONSUZA DEK YAŞAYACAKSIN.

HOŞÇA KAL DERSİM” İN YİĞİT OĞLU.

13 Ekim 2020 – Hasan Köse

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »