“Bu toprakların türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür.” Bu özdeyiş belki farklıydı ama gediğine oturdu, böyle de kalsın. 18 Mayıs arifesinde kasketli ardılları harıl harıl onu layığınca anmak üzere bir süreden beri hazırlıklara başladı. Umarım bu yıl ezberimizi bozarlar da farklı bir çalışmayla karşımıza gelirler. Çünkü her yıl aynı şeyleri tekrar etmekten kaçınmalı asiler.

İbo’yu anlatmak çok kolay olduğu kadar, çok da zor bir iştir. Çünkü bu ülkenin ve diğer coğrafyanın insanlarından çok azı da olsa mutlaka tanırlar İbo’yu. Asi bir devrimci önderdir o; Mahir ve Deniz gibi. Ayrı yollardan yürüseler de, bu üç önder çok benzerler birbirine. Ben bu yazının kapsamında İbo’yu anlatacağım sizlere. Siz Mahir’i ve Deniz’i  anlattığımı düşleyin, ben öyle yapıyorum. İbo mazlum bir köy çocuğu ama zehir gibi. Daha o yaşlarda öğretmenlerinin dikkatini çekmiş olacak ki, Hasanoğlan Öğretmen Okulu’nun kapıları açılıyor ardına kadar İbo’ya. Sonrası yol uzun, Çapa Öğretmen Okulu ve İstanbul. Okumayı, saz çalmayı ve türkü söyleyip şiir yazmayı çok seviyor İbo. Bir de haksızlıklara karşı eğilmez baş olmayı. Yetmiyor; boyuna okuyor İbo. Borç parayla dergiler, kitaplar alıyor. Borcunu ödeyecek parası yok tabi. Muzo, biliyor bunu ama borç vermeye devam ediyor ona. Sonra eylemler ve Fikir Kulüpleri serüveni derken yol ayrımları dayanıyor kapıya. PDA’nın içinde kalıyor İbo. Diğer önderler ise her biri kendi mecrasının arayışında dağ yollarını ve öğrenci dinamiğinin palazlandığı şehir yollarını tutuyorlar. Trakya, Kürecik, Siverek, Antep derken Dersim yollarında taban tepiyor İbo. Tartışıyor, araştırıyor, yazıyor, eyleme geçip örgütlüyor. Gittiği her şehir ve köyde önce hamallarla sonra çobanlarla dost oluyor. Coğrafyanın sosyo-politik durumuna göre alıyor gardını. Yolu Anadolu’ya düşünce bir daha çıkarmıyor başındaki kasketi. Kasketli, yazıp çizdikleriyle, içtenliği ve direnciyle önder oluyor bu topraklara. Kasketi de bir geleneğin sembol figürü oluyor, bu ülkeye. Çorum’u, Kürecik ve Dersim’i sosyo-ekonomik sondajlarla o zamanın olanaklarına göre raporluyor İbo. Beş temel belge bu okumalar sonucu kocca bir örgüte dönüşüyor daha sonra. İlk bayrağı Şafak Revizyonizmi’ne açıyor. Pusular kuruluyor ve ölümlerden dönüyor, bu yirmili yaşların baharındaki asi genç. Vaz geçmiyor, dirençle ve umutla örüyor bu toprakların devrim stratejisini. Tabi ki dostları da yazıp çiziyorlar kendi meşrebince. Kim doğru kim eğriydi, bu yazının derdi değil; dedik ya üçü bir aslında, deniz, ibo, çayan”… Vartinik’te pusu kuruluyor, o sıra ihbarlar gırla. Muhbir muhbir geziyor eli kanlı yüzbaşı Fehmi. Dayaktan geçiriyor köylüyü; ille bulacak şakileri(!). İlk Ali Haydar düşüyor alnındaki kızıl yıldızla. İbo yaralı, kaçıyor çatışarak diğerleri. Varı yoğu bir çakaralmaz bir kırma bizim çocukların. Soğuk ve ayaz, uyuyor nöbetçi. Gafil düşüyor bizimkiler bu puşt pusuda. Vurulan İbo; ölü taklidi yapıp kurtuluyor çemberden. Yaralı yaralı aşıyor dağları ve ulaşıyor Vartinik’in Haydaran’ına. Puşt, sinsi, hain ihbarcı yakalatıyor İbo’yu yüzbaşı’ya. Amed Zindanı oy Amed’in yıkılası diyarı. Başına çalınası zindan zebanilerinin işkencesi ser verip sır vermeyen yiğit İbo’nun karşısında dönüşüyor bir zavallıya. İşkenceler, tuz basılan yaralar vız geliyor bu çocuğa. Çaresiz işkenceciler, buyruk alıyor efendilerinden. Buyruk kesin; teslim ediyorlar parça parça babasına. Sevdiği hamal taşıyor İbo’nun cansız bedenini. Getiriyor babası, memleketi Çorum’a. O gün bu gün İbo efsanesi yayılıyor dört bir yana. Selam olsun bu toprakların Kırmızı Gül’ü bu yiğit çocuğa…

Haluk Tolga İlhan; dedik ya “ bu toprakların türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür.” Eli kanlı yüzbaşıyı kaçınız hatırlar? Ya da uğruna kaç ağıt yakılmıştır lanetten başka? Ya İbo, ya Vartinik? Türkü olmuştur Mahir gibi Deniz gibi kuşların şakırtılarında. Haluk Tolga İlhan; Grup Abdal’ın abdal çığlığı; sazını sesine katık edip çağlamıştır çığlık çığlığa. Ne de güzel çağlamıştır dosdoğru Munzur’a. Ağıt yakmıştır kurda, kuşa, en çok da düşünen asi insana. Haluk Tolga İlhan’a ve yiğit İbo’ya saygıyla…

Levent Kaçar Mayıs 16-2020 İstanbul

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!

1 thought on “Haluk’tan İbo’ya…

Comments are closed.

Translate »