Güz bitti, Refik Durbaş gitti – Hilmi Toy

Güz bitti, Refik Durbaş gitti iki yıl önce bugün. Sonbaharın son günü, 30 Kasım. Ömrünün Sonbaharını son gününe sığdırdı 74 yaşlık olarak. 30 Kasım 2018, iki yıl önce bugün, bir şiirli veda bırakarak ayrıldı aramızdan. Şiirleriyle geçti dünyamızdan. Mısralarıyla dokundu yaşamımıza. Anılarına saygıyla, şiirlerine sevgiyle güle güle Usta demek düştü bize.

“Elim sanata düşer usta

Dilim küfre, yüreğim acıya

Ölüm hep bana

Bana mı düşer usta?

Sevda ne yana düşer usta,

Hicran ne yana?

Yalnızlık hep bana

Bana mı düşer usta?

Gurbet ne yana düşer usta,

Sıla ne yana?

Hasret hep bana

Bana mı düşer usta?” diye sormuştu Refik Durbaş. Zülfü Livaneli besteleyip söyledi türküsünü.

Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğmuş, Liseyi İzmir’de bitirmiş. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden bitirmeden ayrılmış. KIYI dergisinde yayınlanan röportajında: “Çocukluğumun ilk on yılı Erzurum’da geçti. 21 yaşına kadar İzmir’de yaşadım, bunun iki yılı Salihli’de… 1965’te, 21 yaşında İstanbul’a geldim, üniversiteye… 1965’ten beri de İstanbul’dayım, arada sırada İzmir’e giderim bağlarımı koparmamak için. Çünkü annemin mezarı ve anne tarafından akrabalarım İzmir’de” diyor.

Şiiri “iki sevda arasında kara sevda” olarak tanımlayan Refik Durbaş, kendi yaşamını bir söyleşide: “-“… Düşlerini Attilâ İlhan’ın şiirleri ve ucuz şarapların kokusuyla yıkayan, çiçeği burnunda şair”ken nasıl bir gelecek düşlemiştiniz?

-Geleceğe yönelik, büyük, çok büyük düşlerim olmadı. Çalışmaktan düş kurmaya fırsat kalmıyordu ki… Ortaokul üçüncü sınıftan liseyi bitirene kadar ki üç yıllık liseyi de altı yılda bitirdim, okul dışında hep çalıştım, üniversiteye gelene kadar. Babam yaz aylarında Ege köylerinde içme suyu işleri yapıyordu. Her yaz onun yanında çalışıyordum. Bergama’da, Foça’da, Soma’da, Salihli Demirköprü Barajı yapıldıktan sonra sular altında kalıp da yeniden kurulan Köprübaşı ve Borlu gibi köylerde, Menemen’de ve başka Ege köylerinde… Bunun dışında matbaada mücellithanede çalıştım, tütün ve incir mağazalarında kâtiplik yaptım. Sabahları otobüslerde gazete sattım, evlere gazete dağıttım. Benzin istasyonlarında araba yıkadım” diyerek anlatıyor.

1965 – 1968 arasında çeşitli işlerde çalıştı. Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde düzeltmenlik yaptı. Yazar, Şair arkadaşlarıyla birlikte 1962 – 1964 arasında “Evrim”, 1967 ‘de “Alan 67” dergisini yayınladı. İlk şiirlerini 1971 yılında “Kuş Tufanı” adlı şiir kitabında topladı. 1972 – 1974 yıllarında “Yeni A” dergisinde yazı işleri müdürlüğü sorumluluğunu üstlendi. Gazetelerde sanat sayfaları hazırladı. Değişik gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. En son BirGün gazetesinde yazarken veda etti yaşama. Silivri 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde günde 4 tane günlük gazete alıyorduk. Evrensel, BirGün, Cumhuriyet, Hürriyet olarak. BirGün’de çıkan edebiyat ve sanat üzerine yazılarını severek okurdum Refik Durbaş’ın. Edebiyat günlerini yazardı, kimi yazar ve şairlerle anılarını yazardı.

Sevdiğim şairlerdendi, aynı zamanda şiirlerini de sevdiğim şairlerdendi. Şiirleriyle tanıyıp sevdiğim şairlerden Refik Abi. 74 yaşam yılı bırakarak geride, “ayrılık ne yana düşer usta, ölüm ne yana düşer?” dedirten bir soruya yanıt vermeden gitti bu kez. Hem şiirin, hem de şiirlerini dize dize yazdığı emekçilerin kaybı.

Şiirler bıraktı bize, şairlik bıraktı mısra mısra. Güle güle usta. Ayrılık bizden yana düştü bu kezde, ölüm bizden yana düştü.

“Bahtına şivan düşe çocukluk

Yurduna şivan umutsuzluk

Zulmüne şivan düşe yoksulluk

Rahmine şivan düşe gurbet

Sesine şivan düşe hasret” diye yazdı memleketin ve memleket insanının hallerine bakarak REFİK Durbaş.

“Yazılsam ayrılığın menziline

Söz nereye Uçar,

Yalnızlık nereye sensiz

Nereye acılar.

Nereye Uçar gökyüzü

Ses nereye Uçar

Öyle sevmişim ki seni

Ölüm nereye bensiz” derken Refik Durbaş, ölüme “ben” oldu şiirli sevdasıyla. Ölüm ona düştü bu kez, ayrılık bize.

Ayrılığın menziline yazılıp gitti Refik Abi de iki yıl önce Kış’a bir gün kalasıya. Bir mevsim daha göremeden, yaşayamadan gitti. Söz uçar oldu, ses Uçar oldu. 74 yıllık bir yaşam, 74 yıllık bir şiir emekçiliği bıraktı geride. Umutlar uçuşur, özlemler uçuşurdu dize dize gelip konardı yürek dalına.

Üretken bir şair, üretken bir yazar olarak kültür sanat cephesinin emekçisi olan Refik Durbaş’ın geride, emekçilere armağan bıraktığı eserleri:

REFİK DURBAŞ ŞİİRLERİ:

Kuş Tufanı (1971)

Hücremde Ayışığı (1974)

Çırak Aranıyor (1978)

İkinci Baskı (1979)

Çaylar Şirketten (1980)

Denizler Sincabı (çocuklar için şiirler, 1982)

Kırmızı Kanatlı Kartal (çocuklar için şiirler, 1982)

Nereye Uçar Gökyüzü (1983)

Siyah Bir Acıda (1984)

Bir Umuttan Bir Sevinçten (1984, toplu şiirler 1)

Yeni Bir Defter-Şiirler-Meçhul Bir Aşk (1985)

Adresi Uçurum (1986, toplu şiirler 2)

Geçti mi Geçen Günler (1989)

Menzil (1992)

Kimse Hatırlamıyor (1994, toplu şiirler 1)

Nereye Uçar Gökyüzü (1994, toplu şiirler 2)

İki Sevda Arasında Kara Sevda (1994)

Tilki Tilki Saat Kaç (1995)

Düşler Şairi (1997)

İstanbul Hatırası (1998)

Röportaj:

Ahmet Arif Anlatıyor: Kalbim Dinamit Kuyusu (1990)

İnceleme:

Şair Cezaevi Kapısında (1992)

Galata Köprüsü (1995)

İlhami Bekir’den Mektup Var (1997)

Anılarımın Kardeşi İzmir (2001)

Deneme:

Yazılmaz Bir İstanbul (1988)

İki Sevda Arasında Karasevda (1994)

Yasemin ve Martı (1997)

Antoloji:

Türk Yazınında Cezaevi Şiirleri (1993)

Öykülerle İstanbul (1995)

Yenileştirme:

Yedi İklim Dört Bucak (1977, Evliya Çelebi’den çocuklar için)

Şakaname (1983, Evliya Çelebi’den çocuklar için)

Mavi Alacalı Baston (1983, Muallim Naci’den çocuklar için)

REFİK DURBAŞ’IN ALDIĞI ÖDÜLLER:

1979 Yeditepe Şiir Armağanı, Çırak Aranıyor ile 1983 Necatigil Şiir Ödülü, Nereye Uçar Gökyüzü ile 1993 Halil Kocagöz Şiir Ödülü, Menzil ile 2014 PEN Türkiye Şiir Ödülü aldı.

Şiirler bıraktı bize, şairlik bıraktı mısra mısra. Güle güle usta. Ayrılık bizden yana düştü bugün yine, ölüm senden/bizden yana düştü.

Gün ömre düşsün, yaşamak bize şiirsiz kalmadan. Yürek dalınıza gönlünüzdeki düşsün.

Hilmi Toy

Next Post

Petrol üreticileri ve tahıl alıcıları ulusal grev başlattı

Per Ara 3 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Petrol işçileri ve tahıl alıcılarının ulusal sendika örgütleri, FTCIODyARA ve URGARA, bugün sabah işveren odalarının önünde maaş zammı talep eden bir ulusal güç ölçüsü başlatmaya başladı, bu da ortak müzakereleri tekrar tekrar başarısızlığa götürdü. kınadı. Her iki kuruluşun ortak eylemleri, tarımsal ihracat kompleksi üzerinde güçlü […]
Translate »