Fundamantelizm/Radikal Dincilik de Irkçılık da İnsanlık Suçudur!

Manşette sıralanan kavramların ete kemiğe bürünmüş hali olan Grup, Yapı, Parti, Hareket ve Devletler sistemin gayrı meşru çocuğu olan faşizm dir. Uluslararası faşist hareketin koordineli yada dirsek temaslı olanlarıda dahil hepsinin arka planında Emperyalist devletlerin ve kimi tekellerin izlerini bulabiliriz. Emperyalist metropollerde yüksel-til-enakım olan faşizm için yaratıcısı/besleyicisi devletler ve uluslararası kuruluşlar bu noktada önlem almaya çağrı mercii olmasa gerek. Postmodernist yaklaşımların genelgeçer olduğu ve ilgi gördüğü günümüzde bu tarz katardaki bir vagon olarak sistem içinde yer arama ve yeraçılmasını ummaktan çok devrimci demokratik mücadeleyi özsavunma yol ve yöntemlerini irdelemeli esas yönelim halinde güçleri konumlandırmalı,eğitmeli ve sınıf savaşının zorlu anlarına hazırlıklı olmayı sağlayacak bir perspektif kuşanılmalıdır. Yaşam alanlarımızdaki güncel gelişmelere şaşı bakan, bir günlük mücadele anlayışı yada anlayışsızlığı ile dibe vuran kitleselliğin mevcudiyetinide yitirme ve en dogru sözlerin dahi havanda su dövülmesi örneği yankısız kalmasına seyirci kalmakla sonuçlanan, başta işçi sınıfı ve geniş halk kesimlerini kendiliğindenciliğin kucağında kitlesel katliamlara uzanan bir savunmasızlığa mahküm etmeye dönüşebilecek hatalı perspektiflerden yol yakınken vazgeçilmelidir. Simurg News

***

”İnsanlık düşmanı ırkçı ve fundamentalist/radikal dinci çeteleşmeler dünyanın pek çok bölgesinde boy gösteriyor, katliamlar gerçekleştiriyorlar. Ortadoğu’da DAİŞ, Afrika’da Boko Haram, Afganistan’da El Kaide, Almanya’da NSU, Yunanistan’da Altın Şafak, İskandinav Ülkelerinde Nordik Direniş Hareketi (NMR) gibi ırkçı ve radikal dinci çeteler kendisi gibi olmayanları katledecek ölçüde terör uyguluyorlar.

Biyolojik pandemiden daha zararlı olan bu ideolojik pandemiler, sadece ortaya çıktıkları coğrafyayla sınırlı kalmıyor ve hızla tüm dünyaya yayılıyorlar. Yakın zamanda Şengal’de, Rojava’da, Suriye’de, Suruç’ta, Ankara’da insanları diri diri yakan, kafalarını kesen, canlı bomba saldırısıyla katleden, tecavüz eden DAİŞ çeteleri bir süredir Avrupa’da da terör eylemleri gerçekleştiriyorlar.

Radikal İslamcı selefi çeteler son olarak Fransa’da bir dizi katliam gerçekleştirdiler. Paris’te bir tarih öğretmeninin gösterdiği karikatür gerekçe edilerek katledilmesinin ardından Nice ve Avignon’da da saldırılar devam etti. Bu selefi, radikal İslamcı zihniyet sadece Hristiyanların yoğun yaşadığı Batı coğrafyasında değil Müslümanların yoğun olduğu coğrafyalarda da pek çok insanlık suçuna imza attı, atmaya devam ediyor. Hiçbir “ama-fakat” insanların kafasını kesen, barış isteyenlerin arasına canlı bomba olarak dalan, elleri kolları bağlı insanları diri diri yakan, sıradan insanların üzerine kamyon süren bu caniliğin gerekçesi olamaz! Bu canilikle ve katliamlarla arasına mesafe koymayan Müslüman da en az bu katliamların failleri kadar suçun ortağıdır. Bu saldırıyı düzenleyenleri, destekleyenleri, göz yumanları kınıyor ve mutlaka hesap vermeliler diyoruz.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısının ardından hızlanan saldırılar ve ırkçı sokak gösterileri bu çetelerin arkasındaki haminin kim olduğunu da açıkça ortaya koymakta. Erdoğan’ın ve MİT’in yönlendirdiği faşist çeteler tıpkı geçtiğimiz günlerde Avusturya’da Kürt Halkına, kadınlara ve sosyalistlere yönelik yaptıkları gibi Fransa’daki Ermeni mahallelerinde ırkçı gösteriler, saldırılar düzenlemekteler. Nitekim Fransa’daki saldırılarla ilişkili olduğu düşünülen ve geçtiğimiz günlerde radikal İslamcı fikirler yaydığı gerekçesiyle kapatılan Baraka City’nin kurucusu İdriss Sihamedi, Türkiye’den sığınma istemişti. Sihamedi’nin talebine devletin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden verilen olumlu cevap bu ilişkiyi de açıkça ortaya koymuştur.

Ve biliyoruz ki, radikallik sadece Müslüman halklara ait bir insanlık suçu değil. Almanya’da NSU’nun Hanau ve Solingen katliamları, Yeni Zelanda’daki cami katliamı, Ebu Gureyb Hapishanesi’nde yaşananlar madalyonun diğer yüzü.

Devletler sermaye düzeninin devamını sağlamak ve hükümetler ise iktidarlarını korumak için ırkçılığı ve radikal dinciliği bir enstrüman olarak kullanmaktan vaz geçmelidir. Tıpkı son olarak yaşanan Erdoğan-Macron polemiğinde olduğu gibi, Hristiyan devletler, hükümetler İslamı, göçmenleri bir tehlike olarak göstererek, Müslüman devlet ise Hristiyanlığı, Müslüman olmayan ulusları düşman ilan ederek ekonomik ve siyasal tıkanıklıklarını manipüle etmekteler. Kâh bu politikaları bizzat geliştirerek, kâh ırkçı ve dinci örgütlenmelere göz yumarak emekçiler, ezilenler ve halklar arasında gardlaşmalara, kutuplaşmalara yol açmaktalar. Bu sayede yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin, göçün, ayrımcılığın, savaşların asıl kaynağı olan kapitalist sisteme karşı öfkeyi yanlış hedeflere yönlendirmekteler.

Son olarak Fransa’da insanları katleden bu çetelerin, sömürgeci refleksli devletlerinin yarattığı kaotik alanlarda büyüdükleri de unutulmamalıdır. Dünyanın başka bir coğrafyasında yaşanan savaş, işgal, katliam, soykırım bir şekilde dönüp bu savaşı çıkartanları, destekleyenleri ya da göz yumanları da bulmaktadır.

Avrupa Demokratik Güç Birliği olarak başta Fransa halkı olmak üzere fundamentalist ve ırkçı saldırıların hedefi olan insanlarımıza başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Hangi dine ya da millete mensup olursa olsun, kendisi gibi olmayana yönelik yapılan baskı, zulüm, dışlama, ötekileştirme, asimilasyon ve katliamlara hayır diyoruz!

Müslüman halklarımızı DAİŞ, El Kaide, İhvan-ı Müslim, El Nusra, Boko Haram gibi radikal İslamcı örgütlere ve bunları destekleyenlere, göz yumanlara tavır almaya davet ediyoruz. Aynı şekilde, Avrupa halklarını da NSU, AfD, Nordik Direniş Hareketi (NMR), Combat 18, Altın Şafak gibi faşist, ırkçı hareketlere ve bunlara destekleyenlere, göz yumanlara karşı mücadeleye çağırıyoruz.

Avrupa devletlerini ve uluslararası kurumları ise ticari ve siyasi çıkarları gereği insanlık suçlarına karşı sessiz, etkisiz kalmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz.

Avrupa Demokratik Güç Birliği

30.10.2020”

Koordinator00

Next Post

ABD'de başkanlık seçimi: Biden başkanlık için gerekli 270 delegenin 264'ünü elde etti, Trump'ın delege sayısı 214

Per Kas 5 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 ABD’de Donald Trump ile Joe Biden’ın yarıştığı 59. başkanlık seçiminde oyların sayımına devam ediliyor. Trump’ın erkenden zaferini ilan etmesi ve ‘hileler karşısında’ oy sayımının durdurulması için Yüksek Mahkeme’ye gideceğini söylemesi Biden cephesinde tepkiyle karşılandı. Açıklanan sonuçlara göre ülke tarihine geçen birçok ilk var. ABD’de Cumhuriyetçilerin […]
Translate »