Geçtiğimiz günlerde internet üzerinden yayın yapacak olan Komün Televizyonu’nun duyurusu sayfamda yapılmıştı. Felsefenin Gözü adlı bir programla salı akşamları bir sunumumun olacağını anımsatmak isterim. Programda Devrim Kara da moderatör olarak yer alıyor. Dolayısıyla iki kişilik bir felsefe programı gerçekleştirmiş oluyoruz. Ayrıca sizler de teknik olanakların el verdiği ölçüde soru, eleştiri, itiraz ve varsa değişik yargılarınızı ekrana yansıtabilirsiniz. Bu nokta önemlidir. Çünkü felsefe kitaplar okumaktan, kuramlar ezberlemekten, bilinenleri tekrardan ibaret değildir. Felsefe bir etkinliktir, yaşayan bir organizmadır. Programın adındaki “göz” de tesadüfen seçilmiş değildir.

Bilim, politika, sanat ve felsefe içinde popülerleştirilmesi en zor olanı, kanaatimce felsefedir. Dolayısıyla bu etkinliğin içinde yer alabilmek az da olsa gayreti gerektirir. Felsefe diğerlerinden farklı olarak, ancak bilindiği takdirde faydası açığa çıkan bir disiplindir. Bilim, politika ve sanat etkinliğinde insanlar donanımlı olmasalar bile az çok bu disiplinlerin ürünlerinden de yaralanırlar. Mesela, evrensel çekim yasasının detayını bilmeyen biri pekala uçağa binebilir, seçim yasalarını bilmese de oy kullanabilir, muhtar seçilebilir, hatta milletvekili bile seçilir, cumhurbaşkanı da hayda hayda olabilir. Sanat eserlerini dinlerken ya da izlerken de köklü bir sanat eğitimi almak gerekmez. Her insan sanatsal güzelden az çok haz alır. Doğuştan getirdiği yetenekler bunun için yeterli de olabilir.

Felsefeden yaralanmak için felsefe bilmek kaçınılmazdır. Bilmek kuşkusuz ki önemlidir ama yeterli de değildir. Felsefe bilinen ve öğrenilen bir şey olmakla birlikte yapılan bir etkinliktir. Kendisine özgü bir gözü olduğu gibi kendisine özgü bir de dili vardır. Programlarda üzerinde durmayı tasarladığımız noktalar içinde, disiplinler arasındaki bu göz ve dil farkları da yer alacaktır. Gerek göz ve dil gibi duyu organlarımız gerekse akıl ve mantık gibi kuralların masum olduğu düşünülebilir mi? Yanıtlanması gereken sorulardan birisi budur. Bu çerçevede görmenin ideolojik bir eylem olduğuna vurgu yapmamız kaçınılmaz görünüyor. Belli ki bu anlama diğer alanlara da transfer edilebilir. Sonuç olarak tek tarz bir felsefe olmadığı tezi, bizim için hareket noktası olacaktır. 12 Mayıs 2020, salı akşamı saat: 20’de görüşmek üzere (Avrupa saatiyle 19.00).

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!