“Ekmek Arası Duble Yol”

Necmi Bektaşoğlu
Müzisyen

Devletin işi mi fabrika kurmak
Her okuyanı devlete almak
İş güç bulmak
İstihdam yaratmak

Özel teşebbüsün önü açılmalı
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”
İşçi, emekçi vs
Bunların hepsi boş lakırdılar
Bırakınız efendim bu köhne zihniyetleri
Ne sosyalizm kaldı ne de Sovyetler

Satıp savmalı para eder ne varsa
Ne gerek var devlette fabrikalara
Devletin işi üretmek değil
Hantal hantal
Arpalık bunlar
Zaten zarar ediyorlar
Devlete yük oluyorlar
Kapaaatt
Sat

Kitleri falan da satmalı
Üçe beşe de bakmadan
Telekom mu saatt
Tekel saatt
Termik santraller
Ormanlar, su kaynakları
Yeraltı, yer üstü ne varsa
Saatt babam sat
Gelsin paralar
Kısa günüm hesapları

Dış borçlanma, iç borçlanma
Üst borçlanma, alt borçlanma
Eğitim de özel olsun
Sağlık ta
Herkes öyle yapıyor
Millî gelirimiz katlandı
Duble yollar yaptırmalı özel teşebbüslere
Duble yollarla donatmalı vatanı
Gidişi ayrı, dönüşü ayrı
Ohh mis
Muasır medeniyetleri de aştık
Batı bizi kıskanıyor

Yerli malı yurdun malı
Kaldıysa herkes onu kullanmalı
Eskide kaldı kabotaj bayramı
Yediğimiz önümüzde
Tüm dünya markaları emrinizde
Yemediğimiz ardımızda
Hepsini EFT yaptık
Cebimizde ne varsa

Çiftçi borçlu bankalara
Hayvancılık bitti çoktan
Tohumlar hibrit
İnekler hoştayn
Bankalarımız yabancı ortaklı
Altın, döviz, tahvil, borsa
Yatır belki kazanırsın paran kaldıysa

Har vurup harman savurup
Bin odalı saraylarda oturup
Altın varak züccaciye
Vip davetler, merasimler
Bir gösteriş, bir şatafat
İtibardan tasarruf olmaz
Osmanlı’ nın torunlarıyız ne de olsa

Bitti işte öz kaynaklar
Üstüne de tonla borçlar
Borç asıllarını geç
Borcun faizi bile boyumuzu aşınca
Geçiş garantili taahhütler
Yedek akçeleri de harcamışız bu arada
Kötü gün paramız da kalmamış
Hazine tam yakıt kuru bakır
Ne elde var ne avuçta

Deprem mi olur
Koronavirüs mü basar her yanı
Doğaya edince doğal sonuç
Tedbirsiz, ön görüsüz
Al işte, felaketler kapıda
Osmanlı’nın torunları
Bu tiyatro da burada biter
Son sahneler, son replikler

Ata sözlerimiz boşuna değil
İşini bilmeyen kasap misali
Yılan bile toprağı teğeninlen yer oğlum
diyen annem misali
Ya da ayağını yorganına göre
uzatmayan ağustos böceği
Kış geldi, geçti bahar
Menümüzde bundan sonra
Ekmek arası duble yol var

Şehirli Ozan

Necmi Bektaşoğlu

Next Post

MÜLTECİ RENKLERİN DERWİŞİ / Fetih Koç

Sal Mar 31 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Geyiklerle konuşmuş, kuşalrın cıvıltısına karışımış, kekliğe ıslık çalarak muhabet eylemiş, dağ kavuklarında yaşıyan her türlü canlıyla yakınlık duymuş ve renklerin içine gömerek tılsımını mülteci diyarlarda sanata sınıyor. Renkleriyle hayata tutunan bir ressamdır Yaşar Demir. Kısacası, börtü-böceğin özlemiyle mülteci gülüşlerin hiç vaz geçmiyeceği cıgarasının dumanıyla […]
Translate »