Ismail Doğruer
Gazeteci

İsmail Doğruer

Hukuk ve Adalet iki bağlantılı ve aynı zamanda aralarında uçurum olan kavram. Bugün iki genç hukukçu, avukat ölüm orucundalar. Müvekillerinin adil yargılanabilmesi içinde gözlerini kırpmadan nice riskleri alan bu insanlar ne ironidir ki kendilerinin yargılanmalarında da bırakın adaleti, verili hukukun dahi işlemediği süreçlerin işletilmesi için hukuksuzluğa karşı başka başvuracak bir yol bırakılmadığı için açlık grevindeler. Kulakların sağır vijdanların manda gönünden katı olduğu şartlarda eylemlerini ölüm orucuna çevirdiler . Ebru Timtik 198. gününde Aytaç Ünsal 167. günündeler. Yani insanın biyolojik yapısı için çoktan kritik sınırı aştılar.

Devrimci Demokratik güçler çok parçalı ve çok gündemli bir süreçte bu eyleme kayıtsız kalamasalarda ne tam omuz verebiliyorlar ne de buna yönelik bir farklılık yaratma olanakları görünmüyor.

Ülkenin aydınlarından çok sınırlı bir kesimi bu kahredici süreçte göz göre göre iki yürekli aydın hukukçu ve devrimci insanı yalnız bırakmaya gönülleri el vermiyor.

Ya geride kalanlar…ya ülkenin koca koca tabelalı gelecek adına konuştuklarında mangalda kül bırakmayan her yaşam alanına ait kurumları…yöneticileri. Saray ve Iktidara ait akçeli alanlar etrafında gezinen onca ”Gazeteci”, ”Sanatçı”, ”Yazar.Çizer”, ” Hukukçu”, ”Eğitimci”, insana dair hak hukuk üzerine kurulu onca oda,dernek, birlik, sendika vb sözcüleri. Politikacı, milletvekili ve neyin nasıl yapılmaması gerektiği söz konusu olunca uzman kesilen her kalemden ”birbilenler” suspus.

Almanya’da Nazizmin ilk iktidar sürecinde yanından yöresinden birbir koparılıp yokedilmeye götürülenlere seyirci kalan ve kendisine sıra geldiğinde etrafına çaresizce bakınıp suskunluğunun acı bedelini utançla dillendiren papaz ın yerindesiniz şimdi.

Ebru ve Aytunç ölüm orucundalar ve şimdi birşey yapma zamanı. Halen onların yaşamlarını kurtarabilme olanağı varken bir şey yapın!

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!