S. Oral UYAN
Ressam-Yazar
Simurg News Yazı Kurulu Üyesi

DOĞA-İNSAN-SERÇE

            Fil dereye su içmeye giderken, yol kenarında çalılar arasındaki serçe yuvasını görür. Yuvanın içinde üç serçe yavrusu vardır. Gider yuvanın üzerine basar, üç yavruyu ezerek öldürür ve yoluna devam eder. Serçe durumu görür, ağlar, üzülür ve acıyla filin kulağına konuşur:

-“Eyy ulu Fil, yüce Fil.! Sen ki, bu ormanın en güçlü..en büyük varlığısın. Ne istedin benim yavrularımdan da onları hunharca öldürdün? Ben ki minnacık bir kuşum, benim sana ne zararım var da kıydın yavrularıma? Üstelik akrabam kuşlar da seni temizliyor..kenelerden koruyor. Sana hizmetimiz ortadayken bu acımasızlık neden?”

Fil dinledikten sonra ağlayan serçeye yanıt verir:

-“Beni unutma diye yuvanı yerle bir ettim?”

Serçe biçare uçar ve diğer serçelerden yardım ister. Diğer serçeler korktuklarından yardım talebini reddederler. Serçe günler süren üzüntü ve düşünce sürecinden sonra bir planla karganın yanına gider ve anlatarak yardım ister. Aynı yardımı kurbağadan da ister. Karga ve kurbağa planı dinledikten sonra yardım etmeyi kabul ederler.

            Bir zaman sonra fil dinlenirken, karga filin gözlerini oyar. Fil artık kördür. Susadığı zaman kurbağanın sesine doğru yürümeye başlar. Çünkü kurbağa doğası gereği sulak yerde yaşar. Kurbağanın sesine yaklaştıkça susuzluğun yarattığı suya kavuşma telaşı, koşmasına neden olur. Ama kurbağa uçurum kenarındadır. Kurbağanın sesine tam yaklaştığı anda uçurumdan düşmeye başlar. Fil düşerken kulağında serçenin sesi yankılanır:

-“Eyy ulu fil..yüce fil ‘beni unutma’ dediğin işte o minicik bir serçe senin sonunu hazırladı. Seni uçuruma sürükledi. Bak ben uçuyorum, sen düşüyorsun.!”

            Çin mitolojisinden bir alıntıyla kurguladığım bu hikayeden sınıf savaşımına bir çıkarsama yapalım. Fil emperyalizm, serçe de ezilen geniş emekçi yığınlar olsun.

            Vahşi kapitalizm tüm dünyanın dengesini para-meta-para paradoksuyla yokederken, buna dur demesi gereken ezilen geniş emekçi yığınlar ve oluşan devrimci duruma devrimci önderlik yapamayan sol-sosyalist kesim doğanın çığlığına da somut yanıt veremedi.

            Doğa önce Avustralya’daki 240 gün kesintisiz süren 28 insanın ve bir milyardan fazla canlının ölümüyle vicdanlara seslendi. Kapitalist-emperyalist sistem karşısında insanlık, çeşitli korkularla karşı koyamamasının yanı sıra, kendisine dayatılan yabancılaşma gömleğini, cılız biçimde, ayak diremesine rağmen yavaş yavaş kanıksayarak giymeye başlıyordu. Yer yer, ülke ülke karşı da çıkılmasına rağmen, güçlü örgütlü sınıf duruşuna kavuşamıyordu. COVID-19’la yokedilen, yağmalanan, kirletilen doğa bir uyarı daha yaptı. Bu kez yıkımın çok fazla olacağı tahmin ediliyor. Virüs ilk çıktığı anda emperyalistler arası “it dalaşı”nın gösterdiği tablo onların da bu PANDEMİye hazırlıksız yakalandığıydı. Kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan virüs karşısında, spekülatif sermayenin sanayi sermayesinden uzaklaşarak büyümesini engelleyemeyen kapitalist-emperyalist sistem kriz içinde kriz yaşarken hazırlıksız yakalanmışlığın telaşı ve bilinmezliğin korkusu kısa süreli kontrolsüz paniğe neden oldu. Ancak hemen toparlayarak gelecek için tasarladıkları yeni üretim ve yeni yaşam biçimini “B Planı” olarak öne çekmeye başladı.

            Neydi bu yeni üretim ve yeni yaşam biçimi: Avrupa’nın başını çektiği “Akıllı Kentler Projesi” ve 500 milyar Dolar yatırımla başlanan, Suudi Arabistan, A.B.D., İsrail ve Rusya’nın başını çektiği “Robotların Şehri Projesi: NEOM”. İlki proje aşamasında ve yavaş yavaş hayata geçirilmesi başlanan bir proje. İkincisi ise Veliaht Prens Selman tarafından Lansmanı yapılarak start verilen ve inşaası devam eden NEOM Projesi. Bu projenin kurulacağı alan 26.500 km.karelik bir alan. Hayata geçirilecek projede Suudi yasaları geçerli olmayacak ve robot nüfusu insan nüfusundan fazla olacak. Oraya kabul edilecek insan nüfusu seçkin bireylerden oluşacak, kişiye göre beslenme..kişiye göre sağlık ve kişiye göre ilaç programı olacak. Enerji olarak da yalnızca rüzgar ve güneş enerjisi kullanılacak. Bu sıralayageldiğim maddelerin özetin özeti niteliğinde olduğunu da belirtmeliyim. Bu projede yer alan üretim konularının bir kısmını ise, enerji..su..biyoteknoloji,..gıda..ileri üretim teknikleri ve eğlence endüstrisini kapsayacak.

Projenin vitrin yüzü Prens Selman NEOM’un hayata geçirilmesini 2030 olarak açıklamıştı proje lansmanında. Avrupa’nın başını çektiği “Akıllı Kent Projesi”nin meyvelerinin alınması ise 2025 yılı olarak ifade edilmektedir. Emperyalizm krizlerinden kurtulmak, dijital üretimi robotik araçlarla yapmak, bu alanlardaki insan gücünü farklı ve daha çok hizmet sektörü alanlarına kaydırmak için uzun yıllar zaten çalışma yapıyordu; hala da devam ediyor. Hummalı çalışmaları yaparken, başını C.I.A’nin çektiği istihbarat örgütleri toplantısı sonuç bildirgesinde açıkladıkları “2020 yılı toplumsal patlamalar yılı olacak” belirlemesini engeleyecek bir takım hazırlık yaparken ve daha birçok “eksiğini” tamamlayamamışken hazırlıksız yakalandığı bu PANDEMİyi kısa sürede fırsata çevirerek, tüm dünyayı sessiz sedasız evde “F Tipi” yalıtık yaşama sokuverdi. Toplumsal muhalefeti –şimdilik- susturuverdi. Daha şimdiden Fransa’da işten çıkarmaların dört milyonu geçtiği söyleniyor. Gün geçtikçe domino etkisi yaratacak ve dalga dalga dünya ülkelerine yayılacak bir etkiden bahsediyorum. İşte doğa, bu “FİL” (Emperyalizm)’e Avustralya’daki 240 gün süren orman yangınıyla bir uyarı verirken “SERÇE” (Ezilen Geniş Emekçi Kesimler)’ye de VİCDAN uyarısı yapıyordu.!

            Şimdi ise COVID-19 virüsüyle umutsuzluğun, korkunun çözüm olmadığı; çözümün “serçelerin, kargaların, kurbağaların” ve dahi tüm canlıların birlikte yaşadığı bir dünya yaratmakla mümkün olduğu çağrısını yapıyor. Bizlere de -Ezilen geniş emekçi yığınlara da-  bu çağrıya “Dadaloğlu” şiiriyle yanıt vermek düşer:

“FİL”ler gayri kına yakınsın

Böbür böbür dört bir yana bakınsın

Ama bizden gece gündüz sakınsın

Öç alırız ilk fırsatı bulanda

Dadâloğlu söyler size andını

Şimdiden yok bilsin hasım kendini

Bağlasalar parçalarım bendimi

Yatacağım bile bilsem zindanda

12.04.2020

S. Oral UYAN

*(Dadaloğlu beni bağışlasın, şiirde yer alan ‘Derviş Paşa’ yerine Filleri koydum.)

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »