Dijital Yıkım Projesi Covid19 Salgını-Nesrin Lora

Nesrin Lora
Yazar
Simurg News Yazı Kurulu Üyesi

Neredesin ey vicdan, hangi ara kayboldun aramızdan?

Ne demeli, nereden başlamalı, gözlerimizin önünde insanlar ölüyor. Yaşlılar, hastalar geçmişimiz ölüyor adeta. Siliniyorlar  birer birer tarih sayfalarından. Hiç yaşamamışlar gibi, sanki hiçbir şey paylaşilmamış gibi sessizce ölüyorlar. Bizse öylece bakakaliyoruz. Çünkü henüz 21. yüzyılda yaşıyoruz, Gelişmedik henüz. Covid19 bile” Mutasyona uğradı” biz halen olduğumuz yerde sayıyoruz. Ne Covid 19 illetinin tam anlamıyla nasıl oluştuğuna dair bir bilgimiz var, ne de bu hastalığı iyileştirecek aşımız.  Hastanelerimizde ise, ne yeterince sağlık Personellerimiz ne de yeterince solunum cihazlarımız.

Bir Şeyimiz var elbette  tüm dünyaya yetecek;  ölüleri bağrında yaşatacak olan Topraklarımız…

Nereden çıktı bu illet?

Geçtiğimiz Aralık ayı itibariyle ilk defa Çin‘in Wuhan kentinde ortaya çıktığı söylenen, Corona 19 virüsü, dünyanın gündemine oturmuş ve küresel bir kaosun ortaya çıkmasını sağlamıştır. İsviçre Parlamentosunun açıklamalarına göre, 23. Mart 2020 itibariyle şu ana kadar dünyada,170 ülkede ortaya çıktığı ve 338000 vakanın olduğu tespit edildi. Ayrıca 14000`inin ölümle sonuçlandığı kesinleşti. Günden güne bu sayi dahada artmakta. Ancak bircok insana test yapilmadigi icin, enfekte olmus vaka sayisi milyonlari buluyor. Günümüzde akıllı telefonların haricinde artık akıllı virüslerinde yaygınlaşacagi kimsenin aklından geçmezdi elbette, öyleki bu virüs, öncelikle yaşlıları ve hastaları hedef almakta. Kodlanmış gibi vücuda teneffüs ettiği anda direk akciğerlere yerleşerek, ölümcül sonuçlara sebebiyet vermekte.

Corona Virüsünün geçmişte birçok örneği olmasına rağmen,  pek inandırıcı olmasada, bir aşısının bile olmaması ya da hazırlanmasının uzun süreceğinin söylenmesi bazı çelişkileri de beraberinde getiriyor. Teknolojinin ve Tıbbın  giderek geliştiği dünyada birçok denemelerin yapıldığı ve milyonlarca paranın, fonun buralara aktarılması aşikardır.  Bugün bu çalışmalara en iyi örnek İsviçre’deki Cern projesidir. burda dünyanın oluşumu ile ilgili denemeler yapılmaktadır. Her ne kadar bir süreliğine ara verilse de bizim bilmediğimiz bir çok deneme dünyanın herhangi bir yerinde yine devam etmektedir.

Özelliklede Tıp alanındaki çalışmalara bakacak olursak, iki yıl önce  Çin’in Wuhan şehrinde, Amerikan firmasına ait olan, Wuhan Ulusal Biyogüvenlik Labaratuvari (BSL-4) adinda  bir Laboratuvar açıldı. Bu Laboratuvarda virüs denemeleri yapılıyordu. Virüsler inceleniyor ve var olan virüsleri ortadan kaldırmak için yeni virüsler üretiliyordu. Bugüne kadar tam olarak, Virüslerin evrimsel yapısıyla alakalı, canlı veya cansız olduğu noktasında kesin bir bilgi bulunmuyor. Dolayısıyla nasıl oluştuklarına dair  sorgulamanin önüne geçiyor. İstedikleri gibi virüsler üzerinde denemeler yaparak  mutasyona uğratmak kolaylaşıyor. Görünen o ki bu  Laboratuvarda yeni bir deneme yapılıyordu. Yani kimyasal ve biyolojik bir karışımdan oluşan bir savaş virüsü hazırlanıyordu. Corona19  ve tam zamanında bilinçli bir sızıntı yayılmaya başladı.

Neden bunca önemli deneme nin yapıldığı  laboratuar çinde açıldı?

Cin 1 milyar 420 milyon, Wuhan kentide 10.600 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Ayrıca ekonomik anlamda da önemli bir yer olarak biliniyor. Bunlardan en önemlisi de Wuhanda yapilan 5G denemeleridir. hatta bazı fikirler salgının 5G nin yaydığı radyasyon sonucunda ortaya çıktığını dahi savunurlar.

Yine diğer bir noktada şehrin kalabalık olması ve daha birçok çalışmanın burada gerçekleştirilmesinden kaynaklı, çok fazla dikkatleri çekmeyeceğindendir. Ayrıca Çin’in kültürel farklılıkları, dünyanın diğer ülkelerine nazaren ayrı bir yerde durmaktadır. Çin özellikle beslenme noktasında daha özgür davranmaktadır. Belleklerde  bir virüsün ortaya çıkmasına zemin hazırlayacak potansiyeli elinde bulundurmaktadır. Cin neden bir Amerikan firmasının laboratuvar açmasına izin verdi. Özellikle Donald Trump’ın ve Kim Jong-Un ile aralarında geçen Kimyasal savaş tehditleri hiç de küçümsenmesi gereken bir durum değildir. Son yıllarda Çin’in ekonomik ve teknolojik anlamda gelişmesi ABD için bir tehdit oluşturmaktadır ve bu tüm dünya tarafından bilinmektedir.

Dünya üzerindeki ekonomik krize yakından göz atacak olursak:

Bilindiği gibi Dünya ekonomisi 2008 yılından beri artan ölçüde büyük bir krizin içindedir. ABD merkezli bu kriz artık günümüzde içinden çıkılamaz bir hal almıştır. gereğinden fazla üretim hırsı giderek artmış olup, tüketim noktasında bilinçsizce davranılsada, aşırı üretime yetişemeyip orantı hiçbir zaman sağlanamamıştır. Kapitalistlerce başlıca sorunun bu olduğu bilinsede  daha fazla kar odaklı üretim,  devam etmiştir. Kalitenin ve ihtiyacın hiçe sayıldığı  üretimde ucuz iş gücü ve  insan sağlığına zararlı ham maddeler kullanılmıştır. Dünyaya baktığımızda özelliklede Çin ucuz işgücü ve hammadde noktasında ilk sıralarda gelmektedir. Her ne kadar Kapitalistler krizi atlatmak noktasında girişimlerde bulunsalarda sadece günü kurtarmaktan öteye gitmemiştir.

Serbest ekonomi piyasası oluşturma, özelleştirme, halkı daha fazla vergi ödemeye itme, yeni fon düzenlemesi vb. birçok çözüm denenmiş, fakat başarılı olunamamıştır. Kapitalist/Emperyalist ülkelerin hepsinde bu döngü aynı şekilde devam etmektedir. bu krizden en çok kaybedecek hiçbirşeyi olmayan, İşçi sınıfının yanı sıra, bütün gücü ellerinde tutmaya çalışan Global şirketlerdir. Bu şirketlerin krizi atlamaya çalıştıkları diğer bir noktada devletler arası ekonomik çatışmalardır. Bu devletlerin başını yine Çin, Rusya, ABD,  AB ülkeleri çekmektedir. Kapitalist her devlet kendine kısa orta ve uzun vadede hedefler koyar ve bu hedefler doğrultusunda ilerler.

Bugün en bariz şekilde görülen ABD örneğinde, 2016 yılında başa getirilen Trump, `Make the America Great again` Büyük Amerikayı yeniden kurma vaadini vermiştir. Fakat bir kurtuluş olarak seçilen Trump, ne zaman ne yapacağı belli olmayan, Narsist tavırları karşısında ne kendi halkı tarafından ne de dünya devletleri tarafından güvensiz tanımlanıp benimsenmemiştir. Özelliklede Çin devleti ile olan husumeti, Çin’in  ABD için ekonomik anlamda büyük bir tehdit oluşturması ve Ortadoğu’da yaşanan çıkmaz, dünya ekseninde büyük korkulara neden olmuştur. Birinci ve ikinci Dünya savaşından sonra daha da korkutucu olan, Nükleer bir  Dünya savaşı çıkma ihtimalini akıllara koymuştur. Öyleki ne insanlık ne de Kapitalist/Emperyalistler ikinci bir Nagazaki ve Hiroşima’ya atılan Atom bombası, olayını göze alamayacaklardır.

Peki içinden çıkılamayan bu ekonomik kriz durumu nasıl sonlandırılacak, uzun vadede  Krizi atlatmada en ulaşılabilir hedef ne olacak?

Elbetteki yeni bir yönetim sistemi olacaktır. Bunun adına da Dijital sömürü sistemi/ Dijital Kapitalizm de diyebiliriz. Kapitalistlerin bu, Dijital sömürü sistemini oluşturmaları için bir alt yapı olusturmak gerekiyordu. Bilindiği gibi Emperyalistler, Teknolojik anlamda özelliklede Nanoteknoloji noktasında önemli gelişmeler katettiler. Kuantum fiziğini kullanarak maddenin kontrolünü ellerinde tuttular. Böylece Yer ve gök bilimi olmak üzere özelliklede Tıp alanını ve birçok dalı denetimleri altına almayı başardılar.  Somut bir örnek verecek olursak: Tip alanında maddenin şekli değiştirilerek ilaç yaratma ya da tam tersi salgın hastalıklar yaratmak çocuk oyuncağı haline geldi. Nanoteknolojinin, her ne kadar birçok noktada, kulağa hoş gelen faydalı bir kavram olduğu düşünülse de, yanlış ellerde olduğundan, insanlığın aleyhine kullanılacağını görmekte zorlanıyoruz. Bu sistemin çağımızda iyice oturmasını hayal bile edememek, uzak bir ihtimal olarak düşünmekteyiz. öyleki internet kullanımı noktasinda dahi zorluklar yaşıyoruz.

Bu durum, biz  21. yüzyıl insanının, Nanoteknolojiye hazır olmaması, Kapitalistlerin işini zorlaştırıyordu. Örneğin: insan emeğinin yerini makinelerin almaya başlamasında, Teknik ve Endüstriyel stratejiyi oturtmada gecikmelerine, yapay zekanın, neredeyse insani fonksiyonların çoğuna sahip olmasi, ses tanımada, muhakeme etmede, mantık yürütmede hareket ve konuşma gibi birçok hünerinin olmasi, fakat yine tam anlamıyla askeri ve denetim alanında tam anlamıyla hayata geçirememeleri, huzursuzlastırıyordu. Her ne kadar Tekstil vb. temel ihtiyaçların internet üzerinden satın alınmasına başlanmasına ragmen,  en önemli sektörlerden biri olan gıda sektöründeki değişimleri uygulayamamak, yine keza atilim yapamamalarina neden olacaktir. Yine kültürlerin ortadan kalkmasını sağlamak tek bir dünya kültürü oluşturmak için düzenlenen sanal dünya, sosyal medya üzerinden hayata geçirilmesi başarıya ulaşmada, uzaktan eğitim ve Home Office denilen evde çalışma sistemi henüz doğru düzgün hayata geçirilememiştir.

Tüm bu saydıklarımın İnternet tabanlı gerçekleşmesi, paranında artık sanal olarak hayata konulmasını gerektiriyor ve öyleki Bitcoin böylelikle yerini almış oluyor. Bitcoin Dijital para birimi henüz birçoğumuz tarafından bilinmesede aslında 2009 da hayatımıza girmiştir. Kazanması zor olan ve hiçbir kontrolünün olmaması, bu sayede birçok suçun önüne geçilememesine neden oluyor. Bitcoin yeni dünya düzeniyle tamamı ile geliştirilip asıl amacına ulaşacaktır.

Yaratılmak istenen bu düzende, insanoğlunu; tam anlamıyla esir almada, sorgulamayan, bencil, duygusuz ve inançsız insan yaratmak başlıca hedeftir. Yaşlı ve hasta nüfusun ortadan kaldırıldığı, sadece sağlıklı, itaatkar genç nüfusun olduğu bir dünya oluşturmada kolları sıvadılar. Cok fazla zamanlarının kalmaması bir an önce harekete geçmelerini gerektiriyordu. Bütün bu kontrolü sağlamak için tek birşey lazımdı. Bir SALGIN: Covid19 virüsü. Bütün düğümlerin çözülmesi de işe yarayacak olan tek kozdu ve başarıya ulaştı. Fakat Dijital sömürü sisteminin tam anlamıyla oturması için, bir 10 yıl daha gerekecekti. Yaşlı nüfus tamamiyle ortadan kalkacak, orta nüfus bu işin hamallığını çekecek ve genç nüfusta işin öznesi olacaktı. Sonunda Dijital yıkım projesi büyük bir ustalıkla hayata geçirildi. önümüzdeki bir 10 yıl içerisinde gözümüzü daha fazla insan ölümlerine kapatacağız. 2030 larda artık hiçbirşey hissetmemeye başlayacağız. Bütün bunlar birer Bilim Kurgu filmi gelebilirler ta ki en yakınımızdan birileri can verene kadar…

Sağlıkla kalın.

Nesrin Lora

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »