Doğan Fetih Koç
Şair Yazar
Simurg News Yazı Kurulu üyesi

Devrimci olmak, içinde yaşanılan hayat koşullarının yarattığı sorunlara cevap olmaktır esasında.

Günümüzün egemen sistemi kapitalist sistem insanlığı barbarlığa doğru sürüklüyor,  toplumsal-kolektif yaşamı yıkarak, bireyselleştiriyor. Üretimde uygulanan modern teknoloji sadece tekelcilerin servetine servet katmak için kullanılıyor. Bireyler arası uçurumların artması yanında, ülkeler arası, ırklar arası, cinsiyetler arası, inançlar arası, sınıflar arası uçurum her geçen gün daha da büyüyor.

Günümüzde kadın neden sistem ve erkek tarafından sömürülüyor?

İnsan davranışının belirleyicisinin doğa mı yoksa sosyal kurumlar mı olduğu tartışması hala cevabını aramaktadır. Onca yıldır bu bağlamda devam eden amansız mücadelenin, birbiri ile çelişen kanıtlar eşliğinde geldiği nokta konunun tek yönlü olarak ele alınmasının eksik olacağı ve yanılgılara neden olacağıdır. Bu çerçevede toplumsal cinsiyet tartışmalarının da bu eksende olmasının çok daha verimli olacağı açıktır. Tarihsel süreçte “sen kadınsın ve kaderine razı olacaksın“ olgusu hangi biçimlerde adlandırılmış olursa olsun, özünde kadının cinsel, duygusal ve ekonomik sömürüsünü içeren ve bu sömürü mekanizmasının işletilebilmesi için de, kadın bedeninin cinsel bir mal olarak kullanımını toplum gözünde normalleştirerek meşru kılan ataerkil düşünce yapısı yatmaktadır. Ozaman, her kadın bu erkek gerici saplantısına karşı devrimci bir kalkışmaya şiddetle karşı çıkması için devrimci bir örgütlemeye ihtiyacı vardır ve zorunludur.

Kadınlar, dünyanın her yerinde sömürülüyor, eziliyor, şidete uğruyor, tecevüze uğruyor, fuhuşa zorlanıyor, küçük yaşta dedeleri yaşında erkeklerle evlendiriliyor. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltabiliriz. Bu kadar kirlenmiş beyinleri ve zihinleri yok etmek için ve kız çocukları daha sağlıklı bir dünyada yaşamaları, kadınların daha özgür bir dünyada kendilerini insan olarak ifade etmeleri için tek bir yol mevcuttur. Devrimci örgütlenmeye gitmeli ve devrimci yaşamı örgütlemekten başka hiç bir alternetifi yoktur. Kadın devrimcileştikçe kendi öz gücünü de fark edecektir. Rosa Luxemburg’un bu sözleri devrime dairdi: “Berlin’de asayiş sağlandı!” Ey kör zalimler! Sizin “düzeniniz” kumdan zemin üzerine kurulu. Devrim daha yarın “gümbürtüyle ayağa kalkacak yeniden” ve yüreklerinize korku salan borazanlarla ilan edecek: Vardım, varım, var olacağım!” Evet, varolmalısın, varetmelisin.

Günümüz dünyasında onca yoksuluğun, adaletsizliğin, açlığın, göz yaşların, vahşetin, savaşların, soykırımların ve sürgünlerin olduğu ve yaşandığı bir süreçte sesiz kalmak insanı bir suçtur. Bu suçlara ortak olmuyoruz ve bu gerici kapitalist, feodal, kralık, diktatörlük sistem ve yönetim biçimlerine baş kaldırmak, isyan etmek ve yıkmak için devrimci olmak her insanın görevidir. Bu görevi devrimci örgütü oluşturarak yada katılarak aktif bir şekilde mücadele etmek olmalıdır. Bu gerici düzenle aktif bir devrimci mücadele verilmedikçe yıkılmayacaktır ve dünya ezilen halkları daha katmerli bir biçimde sömürmeye devam edeceklerdir. Örgütlenerek dur diyeceğiz bu gericiliğe. Yarınları kendi kolektif düşüncelerimizle inşaa etmek için, kolektif çalışma ve hareket etmek için örgütlenmeliyiz.

Kapitalist sistem insan ve doğa düşmanıyken ama kadına iki kere düşmandır

Kapitalizm insan ve doğa düşmanı olduğu bir gerçekliktir. Ama insanlığın düşmanı dediğimizde, burda yine erkeklere göre daha çok kadını sömürdüğü de çok açıktır. Yani kapitalizm kadına iki kere düşmandır. Kadına karşı  şiddet dünyada en yaygın suç olmasına karşın, en az cezalandırılandır. Kadınların aile ve toplum içinde töre cinayetlerine, tecavüzlere, eğitimsizliğe,  sağlıksız geleneklere (kadın sünneti, çocuk yaşya evlilik, vb.), psikolojik şiddetlere, emekten uzak tutularak ev mahkumiyetine maruz bırakılmaktadır. Yani, kapitalizm, verili bulduğu ataerkil toplum yapısını devralıp kendi hizmetine sunarak kulanıyor.

Gerek, eğtimde, çalışma alanlarında, sokakta, evde ve yaşamın her alanında geleneksel kalıplardan başlayarak, aile ilişkilerine değin, ekonomi, siyaset, ideoloji, sanat ve kültüre kendi kadın düşmanı damgasını vurdu ve vurmayada devam ediyor. Tarihsel olarak, kadına yönelik ayırımcılığı pekiştirdi ve bu ayırımcılığı kar doğrultusunda kulanarak devam ediyor. Kısacası, tüm bu barbarlığa dur diye bilmek için, daha eşit bir dünyada yaşamak için, ve gelecek nesillere değerli bir miras bırakmak için devrimcileşerek örgütlü mücadeleye atılmakla mümkündür.

Ozaman hayatın neresinde olursak olalım tek seçenek örgütlenmektir

Hayatın neresinde olurasak olalım, tek de olsak, az da olsak, hangi renkten olursak olalım, çekirdek halinde bile olsak, kadın, erkek ezilenlerin bütününü mücadeleye katılması için örgütlenerek, örgütleyerek kendi gerçekliğimizle kendi dünyamızı devrimlerle değiştirerek, dönüştürerek elimize almalıyız. Bunu yaparsak ancak bir bütün olarak insanlığı ve doğayı kurtarmış oluruz.

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!