COVID-19’un SOSYAL PSİKOLOJİSİ

Sait Oral Uyan
Ressam Yazar
SimurgNews Yazı Kurulu Üyesi

COVID_19″un SOSYAL PSİKOLOJİSİ

Çin’in Wuhan Eyaleti’nde ortaya çıkan ve COVID-19 adıyla anılan, Sars ve Mers virüslerinin birleşmesi sonucu mutasyona uğradığı söylenen Korona virüsü, hiç olmadığı kadar dünyayı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Ve aylarca da devam edeceğe benziyor. Burada tıbbi verilerle virüsün insanlık üzerindeki ölümcül etkisini yazmak ve bunun üzerinden sağlık önlemlerini sıralamak, yazan için en kolay yol. Ancak bu virüsün, egemenler elinde nasıl “SOSYAL İZOLASYON” aracına dönüştüğünü ve dünya halklarının nasıl sürü psikolojisiyle buna boyun eğdirildiğini yazmak, bir o kadar da zor olsa gerek.

Biraz hafıza tazelemesi yaparak işe başlayalım: 90’lı yıllarda ve henüz cep telefonları bu kadar yaygın değilken ve daha akıllanmamışken.. internet toplumsal “hizmet”e sokulmamışken ve dahi hackerlik (isim olarak) ortaya çıkmamışken İtalya’da, CIA öncülüğünde belli başlı istihbarat örgütleri toplantı yapıyorlardı. Bu toplantının “basına sızdırılan sonuç bildirgesinde, özetle şunların altı çiziliyordu:

  1. 2020 yılı toplumsal patlamalar yılı olacak..
  2. Bilgisayar korsanları (O zamanlar Hacker olarak adlandırılmıyorlardı.), Mao’nun Halk Savaşı Stratejisine göre hareket kabiliyetine sahip olacaklar..
  3. Küresel haberleşme daha hızlı olacağından, kontrol daha da zorlaşacak..
  4. NATO Konseptine uygun Nizami Harp için dizayn edilen ordular, ağır ve hantaldırlar. İç Savaşta kullanmaya uygun değildirler..

diye devam eden maddeler şu şekilde sonlandırılıyordu.

  1. NATO içindeki “Gladio” tipi örgütlenmeler revize edilmeli..
  2. Nato’ya bağlı ağır, hantal ordular Toplumsal Patlamalara uygun hafif ve motorize ordu haline getirilmeli..
  3. Kontrollü bir biçimde toplumsal enerji düşürülmeli..
  4. İstihbarat ağı genişletilmeli..vd.

Aklımda kalanlara baktığımızda bile bugünü anlatmaya yetiyor. Ancak hafıza tazelemesine devam etmekte yarar var…

90’lı yıllarda İtalya’da “Temiz Eller”..Türkiye’de “Susurluk Operasyonu”yla Gladio Tipi örgütlenmelere “devlet bağırsaklarını temizliyor” algısı yaratılarak sadece dokunuluyordu. Halkın algısı bu “kısmi operasyonlar” sayesinde istenildiği gibi kontrolde tutuluyordu ve manipüle ediliyordu.

90’lı yılların sonuna doğru “Hacker”lar adlarını duyurmaya başlıyorlardı. 98’ yılında İsrailli 19 yaşındaki Ehud Tenebaum’un, Pentagon’un tüm bilgisayarlarına saldırı yaparak çok sayıda program kodlarını ve askeri kodları çaldığını yazıyordu boyalı basın. Ehud Tenebaum kısa sürede yakalanıyordu ve cezaevinde kısa sayılacak bir süre yattıktan sonra, büyük bir yazılım şirketine, yazılım Danışmanı olarak işe alınıyordu…

Bu olayları çoğaltmak mümkün. Yalnızca iki örnekte görüldüğü gibi, kontrollü “suç” işletilerek toplumda istenilen etki yaratılıyordu. Önce suç işletiliyor, sonra suçlu “yakalanarak” hiçbir suç cezasız kalmaz algısı yaratılıyordu. Amerikan toplumu ve diğer toplumlar kitlesel deneklere dönüştürülüyordu.

Dünya milenyuma çok hızlı bir giriş yaptı. Bilişimin önü alınamaz yükselişi ve hızı, yeni pazarlar yarattığı gibi, paranın dolaşma hızını da..mantığını da kökten değiştiriyordu. Emperyalist sistem de bu hız karşısında, küresel krizlerin sürekliliğinden kar etmeyi başarıyordu. Bu da emperyalist sisteme yeni bir tanımlama yapmayı zorunlu hale getiriyordu (hala da getiriyor). Doğallığıyla spekülatif sermayenin, sanayi sermayesinden uzak ara koşması da, kontrol edilemez noktalara ulaştığında, farklı “çözüm” yaratılıyordu.

BÖLGESEL DÜNYA SAVAŞLARI

Daha önceleri 1. ve 2. Körfez Savaşlarında ön provası yapılan “BÖLGESEL DÜNYA SAVAŞI”, Balkanlarda provaya dönüşüyordu. 2010 yılında  “Arap Baharı” farklı bir evreye taşıyordu “BÖLGESEL DÜNYA SAVAŞI”nı. Birçok merkezden aynı anda facebook..twitter vb. internet paylaşım sitelerinden, geri bırakılmış Arap halklarını “örgütleyerek” sokağa çekiyorlardı. Tüm Arap Coğrafyası “İÇ SAVAŞ”la tanıştırılıyor ve onlara “ÖZGÜRLÜK” vaadediliyordu. Emperyalistler tüm bölgenin öncelikle altyapılarını çökertiyor, yakıyor-yıkıyor..sonra da yeniden inşaa ediyor..yeraltı ve yerüstü değerlerini pay kapma savaşına dönüştürürken, aynı zamanda yeni savaş teknolojilerini piyasaya sürerken, eskilerini de alanda yarattıkları fundamentalist örgütlere vererek (IŞİD..EL NUSRA..vd.), onları soykırım.. katliam makineleri haline getiriyordu. Ancak ne var ki; bu “BÖLGESEL DÜNYA SAVAŞI” da, öngörülen krizi ve artan toplumsal hoşnutsuzluğu önlemeye yetmiyordu. 2013 yılında ILO’nun raporunda “…Kıbrıs, Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz, Slovenya ve Çekya’da toplumsal huzursuzluk tırmanıyor…” tespiti yer alıyordu ve 2020 yılı makası daralıyordu. Bütün bunları yaparken de, birbirleri arasındaki –vekalet savaşları olarak adlandırdıkları– anlaşmazlık, farklı şiddet mekanizmalarıyla sonlandırılmaya çalışılıyordu. Burada Suriye’yi savaş bataklığına çevirmelerine rağmen,  sonuçsuzluğa doğru gittiği anda COVID-19’un Çin’de ortaya çıkması ve Çin’in bu virüs salgınını “BİYOLOJİK SALDIRI” olarak değerlendirmesi..aynı zamanda başta Amerikan emperyalizminin bunu fırsata çevirmeye çalışması..Çin’in virüsü kontrol altına almayı başarması ama Çin dışına çıkmasını engellemeyi bırakın, adeta yolunu açması sonucu, bir anda pandemik duruma gelmesi sonucu, tüm dünyaya yayılmasına yol açtı. Bir anda tüm dünyayı etkisi altına alan virüs, Emperyalist üst aklın “B” planını uygulamaya soktuğunu ve tüm dünyanın bir merkezden yönetildiği gerçeğini, bilince çıkarmamıza yardımcı oldu. Bu aşamadan sonra, dünya artık eskisi gibi dönmeyecekti.

Buraya kadar kronolojik olarak ortaya koyduğum tarihsel gelişmelere nokta koyup,  dünya halklarının korku-panik ve izolasyon sürecine nasıl sokulduğuna bakalım:

SOSYAL İZOLASYON

“…

Sosyal izolasyon, kişinin kendini toplumdan kısmi veya tamamen uzaklaştırmasıdır. Sosyal izolasyon, grip ve tüberküloz gibi havadan bulaşan hastalıkların yayılmasını yavaşlatmak, izlemek ve sonunda durdurmak için okul, festival ve toplu taşıma araçlarının kapanışları gibi geniş önlemleri tanımlamak için kullanılan bir halk sağlığı stratejisidir…”(*)

Sosyal izolasyon için gerekli KORKUNÇ malzeme bulunuyordu. O da COVİD-19

SOSYAL PSİKOLOJİ

         “…

            Sosyal psikoloji, özellikle sosyal ortamlarda ve durumlarda, insani etkileşimlerin incelenmesi olarak tanımlanabilir ve sosyal durumların insani davranışlar üzerindeki etkisini vurgular. Daha açıklayıcı bir dille, sosyal psikoloji, insanların düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının, diğer insanların gerçek, hayali veya ima edilen durumları tarafından nasıl etkilendiğine dair bilimsel araştırmalara odaklanmaktadır…” (**)

Sıra psikolojik ortamın yaratılmasına kalıyordu. Güney Yarımküre yada Kuzey Yarımküre, fark etmeksizin dünyanın her yanından hoşnutsuzluk yükseliyordu ve “BÖLGESEL DÜNYA SAVAŞ”ı da enerjiyi “kabul edilebilir” seviyeye indiremiyordu. Emperyalistler küreselleşen ama küçülen pazarın, yeniden “vahşice” paylaşım stratejilerine uygun toplumlara, yeni ve radikal bir yaşam dayatıyorlar ve bunu da sosyal psikolojinin yardımıyla yavaş yavaş hayata geçiriyorlar. Korku-Panik-Bilinmezlik-Çaresizlik-Boyun eğme-Tek Tipleştirme..tüm bunlar COVID-19’la hoşnutsuzluğu, devletlere olan güvensizliği, işten çıkarmaları, yoksulluğu..kısaca tüm demokratik ve insanca yaşam normlarını tek kalemde, toplumsal karşı duruş olmaksızın boşa çıkartarak gerçekleştirdi. Bununla zor aygıtı DEVLET,  küresel sermayenin önündeki engelleri kaldırırken, küçük ve orta ölçekli işletmeleri de uçurumun kenarına sürükledi. OHAL uygulamaları, sistem içi muhalefetin de desteklemesiyle olağan duruma getirildi. Böylelikle “pandemik” korkunun kanıksatılmasıyla, örneğin; yüz kişinin yapacağı işi, otuz kişiye dayatmaya başladılar. İşten atılma korkusu, ölümden korkmanın önüne geçecek ve olabildiğince bireycilik ve yabancılaşmaya tavan yaptırılacak. Önümüzdeki süreçlerde bu bilanço daha da ağırlaşacak ve manipülasyonlarla dayatılan ve insani olmayan yeni yaşam biçimi dünya halklarına kabul ettirilmeye çalışılacak. Özellikle bu COVID-19 Pandemi döneminde, bu oyunu boşa çıkartacak basit, basit olduğu kadar İNSANİ OLAN ŞU YAKLAŞIMI İÇSELLEŞTİRMELİYİZ:

“Görme ve düşünme biçimimizi değiştirmeliyiz. ‘Bana da bulaşmasından korkuyorum’ ya da ‘Bana bulaşmasını umursamıyorum’ yerine, ‘Ben diğerlerini koruyorum’ diyebilmeliyiz” (***)

Aynı zamanda da unutulmamalıdır ki; sonuçta bu kadar sıralayageldiğim olumsuz tablonun yaratıcıları kapitalist-emperyalistler, sistem kurucular “KAĞITTAN KAPLANDIR.!” Ve unutulmamalıdır ki; dünyadaki devrimci durum, hiç olmadığı kadar mevcuttur. Ve yine unutulmamalıdır ki; ESKİNİN İÇERİSİNDEN YENİ DOĞAR.! Önemli olan bu devrimci mevcudiyeti, doğru zamanda, doğru kanala yöneltebilmektir. Tüm dünya halklarının bunu başaracak gücü vardır.. Ve BAŞARACAKtır da.! (21 Mart 2020) 

S. Oral Uyan

     *  Prof. Dr.G. Willard Allport

  **   Prof. Dr.G. Willard Allport

***   Yönetmen Ferzan Özpetek

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »