Turabi Saltık
Araştırmacı Yazar

Cezaevinde bir defterin öyküsü…
Çanakkale

Koronalı bu günlerde, yirmi dört saat kapalı kalınca, insan kendisine ne çok iş çıkarıyor. Tıpkı yıllar öncesi gibi… İnsan zorluklardan öğreniyor. Ne yapılırdı orada? Bir sefer günde sekiz on saatten fazla okumalar yapar, notlar alırdık.

Yirmi dört saatte yirmi dakika avluya havalandırmaya çıkmaya izin verilirdi. Çok baskı ve işkencelerle, tek tip elbise uygulaması direnişleri ve türlü zorluklar vardı. O yirmi dakikada havalandırma da en hızlı adımlarla Volta atılırdı. Dönünce koğuşa, kapanırıdı demir kapılar, kör pencereler, bir yirmi dört saat sonra yeniden yirmi dakika açılsın diye…

Ve koğuşta sıkı bir okuma… Bazen de dil çalışılırdı. O zamanlar o cezaevi koşullarında kağıt yok, zarf yok, defter yok, kalem zar zor temin ediliyor…. Komün ise zaten yoksul, kasa tam takırdı…

Bir yolunu bulup kantinden yüz dosya kağıdı temin ettim. Ama normal kağıt pahalı… Ucuz saman kağıdı bulabildik. Bir dosya kağıdını ikiye bölünce dört sayfa ediyor… 400 sayfalık bir defter yapmaya karar verdik. Bolulu bir yoldaşla. O dışarıda matbaada cilt, mücellit işleri yapmış…

Uzun uğraşlarla iğne ve noylon iplikle bu defteri ördük, ciltledik… Sonra mukava… ve kapak… Kaplamak için cilt kağıdı yok. Sonunda çeşitli kağıtlarla ve o zamamlar bizlere gelen teprik, kartpostallarıyla iç, dış kapak yüzeyini süsledik zamaklarla..

Yine bulabildiğimiz bir naylonla kirlenmesin diye ciltledik, bu 400 sayfalık defteri. Yazılar sayfalarda çok yer işgal etmesin diye, inci gibi küçük harflerle yazarak iki üç yıl hatta anımsamıyorum daha fazla Fransız dili çalıştım. Bu defa da Fransızca sözlük, okuma kitabı, faydalanacağım kitaplar yok. Düşündüm: Fransız konsolosluğuna bir mektup yazayım dedim. Cezaevinde o zor koşullarda bana yanıt verirler mi? Fransız diline çalıştığımı ve bazı yardımcı dökümanlardan faydalanmak isteğimi bildiren bir mektup yazdım konsolosluğa.

Bir ay geçti, bana konsolosluktan yarı Türkçe yarı Fransızca yazılmış bir mektupla, bazı yardımcı okuma kitapları geldi. Mektubun altında ki imza Guy de Lav diye bir konsolosa aitti. Şimdi yaşıyor mu yaşamıyor mu bilemiyorum. Ona buradan yıllar sonra teşekkür ediyor ve onu yaşıyorsa selamlıyorum.

Sonunda uzun yıllar fransız diline çalıştım. Orta düzeye yakın şekilde bir dili kendi kendime öğrendim.

Aradan yıllar geçti. Bu koronalı günlerde bu Defreri yeniden açtım. Son on gündür Fransız dili çalışıyorum. Ta o zamanlardan şimdiye kalan bir tarih bir müzayede defteri olmuş. Bir başka nüshası olmayan el yapımı 400 sayfalık tek bir defter…

Ne günlerdi, acı- tatlı yüzlerce anı ve dierençli hapis, hücre, açlık grevleri dolu yıllar… bedenimiz içerideydi, aklımız, yüreğimiz dışarıda… Şimdi de bu koronalı hapis günleri vız geliyor insana…

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!