Turabi Saltık
Araştırmacı Yazar

Kuzey Batı Kafkasya’da konuşulan dillere göre yapılan belirlemelerle pek çok dilbilimci Çerkes sözcüğü ile ifade ettikleri etnografik toplulukları belli başlı üç guruba ayırmışlar. Bunlar Adığeler, Adığe olduklarını söyleyen fakat dilsel farklılıklar taşıyan Ubıhlar, Abhaz, Abaza etnografik topluluklar şeklinde tanımlamalar yapmışlardı.

Adığe denilen topluluklar temel olarak Batı Karadeniz de sahilde yaşayanlarla, iç karasal bölgelerde yaşayanlar olarak iki gurubu ifade etmektedir. Adığe etnomisindeki bu topluluklar Kafkasya’da Azak Denizi ile Taman yarımadası, Anapa, Kuban, Mayop topraklarıyla pek çok ırmak ve su kıyılarında geniş bir coğrafyaya dağılmış ve hemen bütün boylar; pek çok dönem içi içe giriş topluluklardı.

Temelinde Meot-Sind-Zikh, toplulukların tümü akraba boylardı. Meot’lar M.Ö. 540’larda yaşamışlardı. Kuban’ın güneyinde yaşayan Sindlerle sınırları vardı. Sindlerin, Meot olmayan bir halk olduğunu savunan görüşlere karşı Strabon, Sindleri Meot halkının arasına koymaktadır. Meotlarla birlikte, Dızığ, Kerket, Dandarları da Meotların arasına koymaktadır. Strabon’un bu görüşüne karşın yinede klasik dönem yazarları Sindlerle-Meotlarla ilgili söz etmektedirler.

Zikhlerin ise Meotların yanlarına biraz geç indiklerini yazan Plinus, Meotlardan söz ederken Zikhlerden sıklıkla söz etmektedir. Zikhleri: “Motide’nin Doğusu ile Kuzey Kafkasya da bulunan çok sayıdaki halklar arasında” göstermektedir. Ptolemaios ise Zikhleri: “Sind bölgesinde Koraxi dağına kadar uzanan yerlerde oturduklarını” göstermektedir. Strabon ise: “Zikhleri Meot boyları arasında saymaktadır.” Zikhleri yine Laba ile yukarı Kuban arasında yaşadıklarını gösterenler de var. Zikhlerin, ilk yurtları daha M.Ö. 100’lerde Yukarı Kuban bölgesiydi. Zikhler buralarda yaşarlarken göçe zorlandıkları bu zorluklar sonucu buraları terk edip Meot topraklarına geldiklerini savunanlarda var.

Greko-Romen ve Greko-Latin döneminin en eski tarihçilerinden Plinius, Ptolemaios, Hekataios, Herodot, Strabon, Diodoros ve daha başka pek çok antik çağ yazarları Kafkasya etnografyası üzerine yazılar yayınlamışlar. Tümü yaşadığı çağda Adığe-Ubıh-Abhaz topluluklarını ve Kafkasya’da ki İskit- Sarmat- As- Alan-Kimmer toplulukları üzerine belirlemeler yaparken coğrafyada hemen tüm toplulukların içi içe geçmiş, kültürel-foklorik, etnografik yakınlıklarını dillendirmişler.

Eski Kafkas topluluklarının Greko-Romen dönemindeki Ege-Akdeniz halklarıyla sürekli ilişkileri ve kıyılarda ki yaşam alanlarıyla, konumları üzerine eski Çerkes etnografik yapısının anlatırken; hemen tüm boyların aynı etnik köken üzerinden dağıldıklarını dillendirmişlerdi. Bazen ve çoğu defa da Greko-Latinlerle, Greko-Romen edebiyatçıları Kafkas topluluklarını zorlandıkları yerde tüm boyların aynı kökenden geldiğini söylenmiş işin içinden çıkmaya çalışmışlar. Çünkü Kafkasya’da yaşayan yerli topluluklar sayıları o çağlarda bile yüzden fazla etnik topluluklardı. En çok da Greko-Romenler işin içinden çıkamayınca bu boyları İskit Sarmat- Kimmer topluluklarına bağlamışlar. Bu konuda Namitok Aytek şu temel belirlemeyi yapmaktadır: “Greklerin, uzak ülkelerin halklarının etniğini belirtmekte engellerle karşılaştıkları her durumda onları İskitler arasına koyarak işin içinden çıkmalarıyla ünlü oldukları bilinmektedir.

Romalılar zamanında İskitya yerine Sarmatya kullanılmaya başlanmış ve Sarmatya, Tanais ile Meotide’in ayırdığı Avrupa Sarmatyası ve Asya Sarmatyası olarak ikiye bölünür olmuştur. (Age) Sarmat etnik kavramı Ural Dağları’yla Hazar Denizi’ne kadar uzanan, köken bakımından da çeşitli milletlerin yaşadığı genmiş bir coğrafi bölgeye dağılmışlardı. “Sind-Meot, Zikh, Kerket, Dandri vd. boylarının ardılı olan Adığe-Ubıh-Abhaz topluluklarını Greko-Romenler Sarmat-İskit etnografisine bağlamları hem coğrafi hem kıyı boyları arsında özellikle akrabalık bağları yok gibidir. İkinci bir görüş ise Sarmat toplulukların Meot topluluklarıyla iç içe girmiş akraba boylar olduğudur.” (Age) Bu konuda Strabon’dan alıntı yapan Namitok Aytek; “Dioskurias kenti, Pont ile Hazar arasında bulunan (…) gezgin yaşam sürdürmeleri ve gururlarıyla yabanıl olmalarından kaynaklanan yalıtılmışlıklar dolaysıyla farklı dilleri konuşan, ayrıca çoğunluğu Sarmat ve hepsi Kafkasya halkından 70 halkı içinde barındırdığı insanlar ve komşu halkların bir ortak pazarı olarak görülebilir.” (Age) şeklindeki açıklamaktadır.

Yine Namitok; İskitleri, Sarmatlar ile eski bu 70 Kafkas halklarını, özellikle Meot gurubu arasında yakın kan bağının olduğunu söylemektedir. Sarmatları Kafkasyalılara bağlayan etnik ilişkiler üzerine Greko-Romen ve Greko-Latin yazarları Meotlarla Sarmatları tek ve aynı halk olarak görmüşler. Homeros dönemi Grekleri, Sarmatların Meotların yaşadıkları kıyılarda İskitlerinde onlardan geldiğini dillendirmişler. Herodot ise diyor aynı kitapta Namitok: “Sarmatların İskit diliyle, ama oldukça yalan yanlış konuştuklarını söylemektedir.” Ancak bu görüşün eksik ve yanlış olduğunu şöyle açıklyor: “İskitler arasında Sarmat ailesine ait olanlar vardı.” Yine Greko- Latin yazarlarından Ptolemais ile Plinius ise Sarmatları Medlerin (Kürtlerin T.S) üzerine saymaktadırlar: “Asya Sarmatları Med’dir” Medler (Kürtler) batı Kafkasya’da eski Çerkesya’da da yaşıyorlardı. Namitok, kitabında Plinius ve Herodot’tan alıntıyla: “Medler (Kürtler T.S.), Meot ülkesinde Arikh veya Ari adı altında yaşıyorlardı” şeklinde tanımlamaktadır.
*
SALTIK Turabi, Tarihsel Mücadele Sürecinde Adığeler, Abhazlar, Alanlar (Osetinler), Çeçenler, Babek /Sancı Yayınları Kolektifi, Mart 2020 İstanbul.
**Fotograf, Kafkas Savaşçıları.

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!