S. Oral UYAN
Ressam-Yazar
Simurg News Yazı Kurulu Üyesi

                           BİR ZOR AYGITI :  DEVLET ve İNFAZ YASASI !

            İnsan hakları ihlali PANDEMİ sürecinde katmerleşerek artmaya devam ediyor. Çünkü: DEVLET UNUTMAZ..DEVLET AFFETMEZ..DEVLET KİNCİDİR ! Bunu akılda tutarak yasallaşan “İnfaz Yasası Değişikliği”ne bir göz atmakta yarar var.

            Evrensel insan hakları hukuksal normlarına göre “Devlet kendine yönelik suçları affedebilir, ancak insanın insana yaptığı suçları affedemez…tanımlaması yapılır ve

Uygulanacak İnfaz Yasasına İlişkin Evrensel İlkeler şu başlıklarla ele alınır:

• YASALLIK 

• KESİNTİSİZLİK 

• İNFAZIN ALENİ (AÇIK) BİR ŞEKİLDE YAPILMASI 

• İNSAN HAKLARINA SAYGILI İNFAZ 

• BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ İNFAZ  ”

Tabi ki ne çıkan İnfaz Yasası Değişikliğinde, ne de şimdiye kadar çıkan yasalarda İnfaz Yasasına İlişkin Evrensel İlkelerin aranmadığının altını çizmeliyim.

Kamuoyu Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana 100’ü aşan af ve infaz yasası değişikliği yasasıyla tanıştı. İlk defa 5 Aralık 1921 yılında ‘Fransızların işgal ettiği topraklarda işlenen suçlara ilişkin af’ ile başladığı kayıtlara geçildi. Türkiye ilk genel affı 7 Ocak 1922 yılında tanıdı. Ardına 1923 yılında ve 1924 yılındaki aflar izledi. 1933 yılında Cumhuriyet’in 10. yılı, 1960 yılında 27 Mayıs darbesinin affı ve 1974 yılında Cumhuriyet’in 50. yılı dolayısıyla çıkarılmış olan  aflarla toplam 10 genel af  ve buna paralel olarak 4 genel affa ek yasa çıkarıldı. Tarihte “Rahşan Affı” olarak anılan 2000 ve 2002 yıllarında çıkarılan şartlı salıverme ve cezaların ertelenmesine dair yasaları da sayarsak 6-7 yılda bir genel af sayılabilecek uygulamalar oldu. Ama hemen hemen hepsinde de Devrimci-Yurtsever Politik Tutsaklar kapsam dışında tutulmaya çalışıldı. 12 Nisan 1991’de çıkarılan “Şartlı Salıverme Yasası”nda da 125. Ve 146. Maddeler kapsam dışı bırakılmıştı. Tıpkı 1974 Genel Affında olduğu gibi “Devlet” kendisine yönelik “suç”ları “af”fetmiyordu.

            Burada bir parantez açıp Devrimci-Yurtsever Politik Tutsakların “AF” kavramını nasıl yorumladıklarına bir bakalım: “Devletin halkına karşı insan haklarını ihlal, sorumluluklarını yerine getirmeme, başta Kürt Ulusunu ve çeşitli azınlık etnisiteleri yok sayma, inanç gruplarını yok sayma ve hepsini birden asimile etme, var olan demokratik yasaları dahi anti-demokratik yasalara çevirme saldırısı karşısında siyaset yapma hakkını, meşru müdafa çerçevesinde sonuna kadar kullanma mücadelesi, devletin koyduğu yasalar boyutuyla belki yasal değil ama MEŞRUdur. O yüzden bize yöneltilen suçları kabul etmiyoruz ve bunun da adı ‘AF’ olmaz diyoruz.! Devrimci-Yurtsever Politik Tutsaklara Derhal Özgürlük.!” biçiminde yorumluyorlardı haklı olarak.

            Şunları da hatırlatmadan geçemeyeceğim:

  1. Maraş Katliamında iktidarda CHP vardı,
  2. Madımak Katliamında iktidarda SHP ortaklığı vardı,
  3. 19 Aralık Hapishaneler Katliamında DSP vardı,
  4. 1974 “Genel Af”ında ve 1991 “Şartlı Salıverme” yasalarında da  C.H.P. ve S.H.P. vardı. İki yasada da devrimci tutsaklar kapsam dışı bırakılmıştı. Daha sonra bu hukuksuzluk ve insan hakkı ihlali Anayasa Mahkemesi’den dönmüştü.
  5. 2000 yılındaki “Rahşan Affı” denilen yasada da Devrimci-Yurtsever tutsaklar kapsam dışında bırakılmış bu da Anayasa Mahkemesi’nden dönmüştü.

Yani hangi partinin iktidarda olması önemli değil. Önemli olan devletin faşist niteliği ve alınan kararın hangi araçla kullanıldığıdır. Kimi zaman A.K.P. ile, kimi zaman C.H.P. ile, kimi zaman da D.S.P. ile yaşama geçirir bu garabet yasaları. İşte böyle bir Pandemi sürecinde İnsan Hakları ihlalini her alanda, sesimizi kendimize bile duyuramadan haykırdık, haykırıyoruz.! Yeni İnfaz Yasası İ.H.D.’nin, H.D.P.’nin, değişik S.T.K.’ların, kısmen de C.H.P.’nin itirazlarına rağmen yaralarımıza tuz basarak yasalaştı. Bu infaz yasası değişikliği yine-yeniden Devrimci-Yurtsever Politik Tutsakları kapsam dışı bıraktı. Çocuklu anne olan, ölümcül hasta olan, kendi başına yaşamını idame edemeyen, Wernicke-Korsakoff sendromlu olan ve daha birçok hastalıkları olan Devrimci-Yurtsever Politik Tutsakları ve gazetecileri, aydın yazar ve akademisyenleri, avukatları, sanatçıları, işçileri-emekçileri ve öğrencileri ölüme mahkum etme uğraşında.

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen tutsaklık koşullarında dahi direnişlerini biteviye devam ettiren Devrimci-Yurtsever Politik Tutsaklar ve gazeteciler, aydın yazar ve akademisyenler, avukatlar, sanatçılar, işçiler-emekçiler ve öğrenciler karanlıkları aydınlatan ak kor Meşaleleri olmaya devam ediyorlar.

Bugün için cılız ama yarına daha güçlü haykırarak:

            “İnsana ait olan şeyler

                 Antigone’dan Spartaküs’e

                 Demirci Kawa’dan Börklüce’ye

                 Ve

                 Örs ile çekiç arasında

                 O muazzam ışığı yeniden

                 Akkor haline getirerek

                 Yeniden çeliğe dönüştürerek

                 Bir keskin bıçak sırtında

                 Yürümeyi öğreten

                 …..lekelenmemiş sayfalarda

                                                             yerimizi alacağız.!” diyorlar.

19.04.2020

S. Oral UYAN

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!