B A H A R G E L D İ / Fetih Koç

Doğan Fetih Koç
Şair Yazar
SimurgNews Yazı Kurulu Üyesi

Bahar geldi… İlk bahar…

Bu yıl ne ben, ne sen nede hiç kimse baharı, yani ilk baharı yaşamıyacağız.

İlk aşkların coşkusunu hepimiz biliriz. Kanımız, ruhumuz ve bir bütün bedenimiz, düş dünyamız kıpır kıpır olmuştu. Bunu, hayatımızda bir kerecik yaşarız. Yani, ilk aşkım, veya aşkımız diyerek not düşmüşüzdür o sıcacık duygu düşümüze. Hiç silinmeyen bir not. İlkler daima güzeldir, heycan vericidir, muhteşemdir, çünkü ilktir. Her şeyin ilki insanın dünyasında dehşet verici bir heycan yaratır.

ilk aşk, ilk öpücük, ilk öpüşme, ilk sevişme, ilk…ilk…ilk… ve ilk okul…

İnsanın ruhunda, hayatında çıkmayan ve daima yerini koruyan ilkler çokça vardır. Yazmakla, sıralamakla bitmez ilkler…

İlk öpüşmem samanlıkta olmuştu. Benden bir yaş küçük güzel bir kızla ilk öpücük. (ismini vermiyem. Bilen biliyor zaten😊) Yani, ilk öpücükle gelen heycanımızın yaşı yedi – sekiz yaşlardaydı. İlk yakalamamda ilk öpücükle olmuştu.

Kız beni kendi samanlıklarına (merek) götürdü. Beni samanlığa atan kız benden daha aktifti. İlk o öptü beni. Oynaşmaya başladık, evlilik hayelleri kurmaya başladığımız anda Eşli teyze bizi yakaladı. Ben kaçtım. Ama Eşli kıza okkalı bir tokat vurmuştu. Küçük kızın elinde tutup eve, annesine teslim etti. Daha sonra o güzel kıza diğer köy çocuklarıda aşık oldu tabi. Bende başka kızlara aşık olduğum gibi. Kızlarda erkeklere aşık olurlardı. Baharda, yani ilk baharda hep beraber kuzulara giderdik oynardık, cilveleşirdik, kızlar ayrı erkekler ayrı toplanır dedikudu yapardık. Kim kimi seviyor dedikodusu😊

Evet, ilkler heyecanlıdır, farklıdır, farkedilen ve yaşanılan en güçlü eylemdir.

Ben, ilk kendimi fark ettiğimde saçlarımı ıslatıp aynaya bakarak yaşamaya başladım düş dünyamın kıpır kıpır heycanını. Köyde, çeşmeye giderdim saçlarını ıslatır gölgeme cakamı sunardım. Yürüyüşüm, konuşmam ve tavırlarımda değişime uğradığını çok sonraları anımsamış, hatırlamış ve gülümsemiştim. Eskiye yolculuk yaparken hep ilklere gidiyorsun. Tarih ve yaşamışlık bizi hep ilklere götürür ordan yeniden hayata tutunmaya başlıtır. Yani bizdeki silinmeyen ilkler bizi güçlü bir şekilde hayata yeniden tutunmaya vesile oluyor.

Bahar geldi… İlk bahar…

Uzun ve güzel kış aylarından ilk bahara çıkmak çocukluğumuzun en anlamlı ve güzel beklentisiydi. Dağlar, yamaçlar, tepeler benek benek olurdu. derelerde şarıl şarıl sular akardı. Arıların vızıltısı duyulmaya başlanırdı. Tarlalar ekilirdi. Gübrenin kokusu tarlaların bereketi olurdu.

İlkler yine hayatımıza girerdi ilk baharla birlikte.

Nergizler, menekşeler, papatyalar, renge renk kır çiçekleri açardı.

Kengerler, glezerler, marşingler yenilirdi. Işkın, mantar ve guluk toplanmaya gidilirdi.

İlk çiçek açan ağaç badem (Piamı) olurdu. Ormanın içinde açtığı bem beyaz çiçekleriyle kendini fark etirirdi.

Kırlara, tarlalara ve bahçelere yayılırdı yaşam.

Doğaya yayılan yaşam aşka da yayılıyordu. Körpeler, ergenlikler ve gençler dal budak boy veriyorlardı. Kısacası her dalın yaşı dalıyla cilveleşiyordu. İlk bahar gibi renga renk coşuyordu.  

Kış uykusundan uyanırdı köy ve cıvıl cıvıl ilk baharı yaşardı.  

Kuzular meleşirdi aşklar oynaşırdı. Gençler kaçamaklı bakışlarla çeşmeye giden genç kızlara derin derin bakardı. Kızlar naz yaparak saçlarını savurur delikanlıya cakasını atardı. Ruhu ilk bahar olurdu dağlar gibi coşardı damarlarda. Baharın aşklarını zapt etmek kolay değil. Deli kısrak gibi coşuturur yürekleri. Coşan yürekleri zıplatırdı. Ah, bu Nisan – Mayıs ayları yokmu?

İlk bahar geldi iç dünyam seninle efil efil esiyor.

Bahar geldi mis gibi kokan sümbül, menekşe ve papatya kokuları arasında senin hayalde yaşamak ve öpmek de var. 

Bir yanı güneş bir yanı sağanak gök kuşağı renklerinde seni görmek de var ruhumda. İlk baharın coşkusuyla gelincik çiçeklerinde seni özlemek de var toprağa düşen cemrede.

İlk bahar geldi kırlar yemyeşil, ovalar çiçekli bahçeler gibi yeniden hayatı filizlendiriyor.

Her yer sen, ben, biz oluyoruz. Çocukların gözlerinde, gülüşlerinde ve ellerinde bahar sevinç coşkusu akıyor. İlk bahar akıyor sana, bana ve bir bütün yaşama…

Senin için gürül gürül akan bir ırmak gibiyim…

Yenilendim, çiçeklendim, yapraklandım ve tazelendim ilk bahar gibi. Ruhum kıpır kıpır, saçlarım efil efil… şiir yazacak kalbim… senin için türkü söyliyecek dilim… demlenecem baharın ortasında, kıvamına girip gelecem sana… baharın bütün çiçeklerini kucağıma doldurup sana getirecem… badem ağacın altında oturup ilk seni öpecem hayalimde… sonra geride kalan bütün aşklarıma dokunacam… yaşadığım her şeyi masal gibi anlatacam dinle… gel desem gelemesin, gelmesende olur ruhumda yaşıyorsun ya ilk bahar gibi. İlk öpücük gibi…

Yaşam kısa ve geçici… Mevsimler kalıcı ve döne döne yine gelirler…

Sen de onu çağır baharı saçlarına tak… onu his et ve döne döne onu yaşa…

İlk öpücük samanlıkta tılsımın rahmine düştü… sonra kırlarda ilk sürünmeye başladı… ilk adımını da kırlarda attı… varoşlarda yürüyerek büyüdü… şehir şehir dolaştı… bir kaç ülke ve iki kıta gördü…

Bahar geldi… İlk bahar…

İlkler canlandı ruhumda…

Samanlık, bahçeler, tarlalar, kırlar, ırmaklar, ilk okul… Sıncapların gözetiminde ceviz ağaçların altındaki saklı sırlar…  ve sen İLK olan…

Fetih Koç

Next Post

AKP, HSK, CORONA VE KADINA ŞİDDET[*] SİBEL ÖZBUDUN

Paz Nis 12 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 “De te fabula narratur.”[1] Hâkim ve Savcılar Kurulu, Türkiye’de Covid-19 salgınıyla bağlantılı ilk “resmî” ölümden (10 Mart 2020) 10 gün sonra, bir yasayla ilgili olarak, yalnızca birkaç kadın örgütü dışında gözlerden kaçan, ama dikkate değer bir “ek karar” yayınladı… “6284 sayılı kanun kapsamında verilen […]
Translate »