60’lı yıllarda, 60 hektarlık yeşil tepelerin, düz çayır ve çimenlerin ortasına kurulan yerin adı Tozkoparan’dır. O yıllarda, İstanbul Suriçi’ndeki yığılmalara çözüm için bu şirin tepelerin üzerine toplu konutlar yapıyor devlet, yine bir koyup beş alarak. 60 hektarın sadece üçte bir bölümünü kaplayan bu konutların çevresi yeşil bırakılır. İnsanlar nefes alsınlar, […]

”Bu pazar sizleri hüzünlendirmek istemezdim.😔 Gidenlerin ardından hüzünlenmemek mümkün mü? Hatırlamak acı verse de, hatırlamaya devam ettiğimiz sürece bütün gidişler anlamlıdır, öyle değil mi sevgili dostlar? O zaman hüznümü paylaşır mısınız? Teşekkür ederim, şimdiden” “Ne güzel şey hatırlamak seni, bunca kalabalıkta ve bunca yorgunluklarımın içinde…” Yine geldim, yine geleceğim. Zamanın […]

Haberi duyan kültür ve sanatseverler sinemalara koştular. Perdeler açıldı. Işıklar söndü. Filmin ilk karesi sahneye düştüğünde sessizlik, meraklı gözlerle birlikte çöktü salona. Bu yılın en iyi kısa filmi neyi, nasıl anlatacaktı? Kısa film çevirmek zordu. Uzun metrajlı filmlerdeki hatalı bölümler, filmin geneli içinde kaybolurdu. Film birçok dalda ödül alabilir, başarılı […]

 Belkide ‘dil’ literatüründe ‘du’  zaman kipi bu kadar önem taşır.  Ve yakınlarının bu kadar canını yakar. ” yaşıyor” degil, ” yaşıyordu !..”  ” Berkin yaşıyordu!  Ve onun icin kan aranıyordu. Kanım kanına uyuyordu. Koştum ama yetişemedim. Benden daha şanslı biri kanını vermişti. Annesi ile tanıştım. Elini sıktım. Yüzünde günlerce süren yorgunluğun rutin ifadesi […]

    18 Mayıs’ı unutmam!        Unutmam 18 Mayıs’ı, türküsünü her dinlediğimde yüreğimden bir ok fırlar, gider gider, o karanlık günlerin ardından güzel bir hapishane  anısına saplanıp geri döner. Filmciler buna flashback derler. Yani geçmişi günümüze getirme. Görünenin aksine ışık makinadan çıkmaz, görüntüden makinaya yansır, oradan ekrana ya da beyaz perdeye. O […]

Yani korkmayacağız! Eğer yaşadıklarımız bir film, bir kâbus değil, bir gerçekse (ki gerçek), bu gerçek sadece “büyük insanlığı” hedefliyorsa, kendimizi korkmadan korumak, evlerimize (korkmadan) kapanmak, (dostlarımıza, sevdiklerimize “korku tacirleri”nin tarif ettiği, böl, parçala, tek tek ayır, iki kişinin yan yana gelmesini engelle tuzağına düşmeden, sevgiyi, saygıyı koruyarak mesafe koymak… Doğrudur. […]

Yıllar önce Afrika’dan aç insan görüntülerini getirdiler tok ülke insanlarının gözlerinin önüne. Dünya nüfusu, kaynaklar, enerji… Yetmiyor, yetmez dediler. Bizlerin gözlerinin önünden gitmeyen Afrikalı insanların aç görüntüleri geldikçe çaresizleştik. Sorunu çözmek amaçlı “bilim” adamları devreye girdi. Tohumlar geliştirdiler. Bir ekip, bin biçilen aynı renkte aynı yuvarlaklıkta, aynı parlaklıkta sebzeler, meyveler […]

İçinde bulunduğumuz bu olağanüstü süreç, kendi düşünce ve değer yargılarını da beraberinde getirdi. Şimdi bu yargılar ve değerlerle hareket ediyoruz. Bunun dışına çıkamıyoruz, hapsoluyoruz adeta. Bu koşullar değişip durum “normale” döndüğü zaman geriye acı bir tebessümle bakarız. Örneğin, karşımıza çıkan bu sorunlara “eski” günlerdeki gibi hem çözüm üretip hem de […]

Çocukluğumun lacivert günleriydi. Bakırköy Taş mektep ilkokul 4.sınıf öğrencisiydim. Ders, ödev satranç gibi zor geliyordu. Okulu kırmıştık Tamer’le. Tren istasyonu, düdük çalan kondöktürler.  Makas değiştirirken trenin çıkartığı ray sesleri hala kulaklarımda. Bilek gücü ile açılan tren kapıları, esen rüzgarlar, yüzü yalayan, saç tarayan esintileri hala yüzümde… İspanyol paça pantolon, üç […]

Translate »