Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda – Erdal YILDIRIM

27 yıl önce insanlık dışı gerici, şeriatçı, faşist güruhlarca tutuşturulan insanlık ve Madımak Oteli halen yanmaya devam ediyor. 2 Temmuz 1993’te 33 Can, 33 fidan, 33 aydın, yazar, şair ve genci yitirdi bu ülke toprakları. Madımak’tan yükselen çığlıklar ve dumanlar ülkenin dört bir yanından duyulur ve görülür oldu.. Ancak gerçekleşmeyen adalet sebebiyledir ki, sadece Madımak’tan değil, bu ülke coğrafyasının her karışından dumanlar tütmeye, çığlıklar gelmeye devam ediyor..

Osmanlının gerici, feodal ve baskıcı düzenine şiirleri, bağlaması ve devrimci, direnişçi düşünceleriyle başkaldıran Pirim Pir Sultan’ı darağacına gönderen zihniyet, aradan geçen yüzlerce yıl sonra bile, O’nun fikirlerinin yaşamaya devam ettiğini görünce tahammülsüzlüğünü bir kez daha belli etti. Pir Sultan Abdal’ı şiirlerle, türkülerle, tiyatroyla anmak için Sivas’a giden aydın, yazar, sanatçılar, semahçılara da tahammül edemedi. Sivas Madımak Oteli, devletin hükümeti, askeri, polisi, valisinin gözleri önünde ateşe verildi..

Selçuklunun Baba İshak ve Baba İlyas, Osmanlının da Abdal Musa, Şahkulu, Kalender Çelebi, Şeyh Bedreddin ve Pir Sultan gibi düzene baş kaldıran, haksızlıklara karşı halkın öncülüğüne soyunan önderlerimize tahammül göstermesini zaten beklemiyoruz.

Bu gerici düzenlere karşı halkları örgütlemiş bu büyük önderler, ya binlerce Kızılbaş Alevi ile kılıçtan geçirilmiş, ya da darağacına gönderilmişlerdir. Pir Sultan Abdal da, inancın, bilincin ve direncin sembolü olarak darağacına kendisi yürümüş, inancı, düşünceleri ve toplumu için serini vermiştir. Hınzır’ın sadece bir dörtlükte bile “şah” sözcüğünü kullanmaması halinde kendisini affedeceği şeklindeki biatçı istemine “Hızır Paşa bizi berdar etmeden / Açılın kapılar Şah’a gidelim / Siyaset günleri gelip çatmadan / Açılın kapılar Şah’a gidelim” diye yanıt verip darağacına yürümüştür. İşte egemenleri korkutan tam da bu inanç, bilinç ve dirençtir. İşte bizleri Malya Ovası’nda, Tokat, Antalya, Ege, Koçgiri, Dersim, Maraş, Gazi ve Madımak’ta yakmalarının, katletmelerinin, bombalamalarının altında yatan gerçek de bu Kızılbaş duruşa karşıtlık ve düşmanlıktır.  

Öyle bir düşmanlık, öyle bir tahammülsüzlüktür ki, Şeyhülislamlar Kızılbaşlarla ilgili “Kızılbaşların malı da, canı da, namusu da helaldir” fetvaları vermiş, sadece katletmekle kalmamışlar, aynı zamanda inanç ritüellerimiz, dergâhlarımız, pirlerimiz, hatta Alevi ozanların türküleri, deyişleri, hatta bağlamaları bile yasaklanmıştır. Ancak egemenlerin unuttuğu çok önemli bir şey var. O da tarihin akışının hiçbir tiran, diktatör tarafından durdurulamayacağı gerçeğidir. Tüm baskılara, yasaklara, katliamlara rağmen 400 yıldan sonra bile Pir Sultan’ın deyişlerini, türkülerini, şiirlerini söylemeye ve bu büyük önderlerimizi sahiplenmeye devam ediyoruz, edeceğiz..

 Eşit yurttaşlık hakkını elde edilinceye, Alevilik özgürleşinceye, asimilasyon politikalarından vazgeçilinceye kadar, her gün, bir önceki günden daha bilinçli, daha dirençli ve daha güçlü olarak bu mücadeleye ve sahiplenmeye, adalet aramaya devam edeceğiz. Gerçek suçlu ve sorumlular, dönemin Cumhurbaşkanı Başbakanı, İçişleri Bakanı, Sivas Valisi, Genelkurmay Başkanı, Garnizon komutanı, Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü, İtfaiye müdürü ve katliama bizzat karışmış, oteli ateşe vermiş olan katillerle, onları kollayan, koruyan, saklayan ve savunan, iş sahibi yapan AKP zihniyetidir. Gözümüzde, yüreklerde ve vicdanlarda suçlu olan bu kişiler yargı önüne çıkartılıp adalet sağlanana kadar bu mücadele devam edecektir. 

Madımak Katliamı, yüzlerce yıldan bu yana Mezopotamya ve Anadolu topraklarında asimile edilmek istenen, inkâr edilen, yok sayılıp imha edilmek için katliamlara, soykırımlara tabi tutulmuş tüm Alevi ve Kızılbaşlarla birlikte ülkemizdeki aydın, yazar, sanatçılar, emekten, özgürlük ve eşitlikten yana olan tüm muhalif kesimlere ve demokrasi güçlerine karşı yapılmış bir katliamdır.

Katliamları örtbas edip suçluları koruyan, suçluların avukatlığını yapan, kimi suçluları da ödüllendirip Bakan, Milletvekili, Belediye Başkanı yapan, Roboski’de, Gezi’de yeni katliamlar gerçekleştiren bu tekçi, ırkçı, gerici zihniyetler iktidardan uzaklaştırılmadıkça Madımak yanmaya,  Madımak’tan çığlıklar gelmeye devam edecektir.  

Madımak katliamı bir insanlık suçudur. İnsanlık suçlarında ise zamanaşımı olmaz. Bu sebeple, kendisine insanım, adaletten, eşitlikten, insan haklarından, özgürlüklerden yana ve demokratım, yurtseverim, devrimci ve sosyalistim diyen herkesi Madımak katliamının gerçek suçlu ve sorumlularının ortaya çıkartılması, yargı önüne getirilmesi için sürdürülen mücadeleye omuz vermeye davet ediyorum.

Madımak’ı unutmadık, Unutmayacağız. Unutmak İhanettir.

Madımak Oteli Utanç Müzesi olacaktır !

Erdal YILDIRIM

Erdal Yıldırım

Next Post

Bir Kadının Manifestosu - Ergür Altan

Çar Tem 1 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Özür diliyoruz bayım; Madımak’ı “dumanlı hava sahası”na çevirip, biz ozanları, aydınları, can`ları soluksuz bıraktığınızda, cebimizde sigara paketi olanlarımız vardı ! Özür diliyoruz bayım; anneliği kutsayıp da, Cumartesi Anneleri`nden ölü çocuklarının bedenlerini, kemiklerini esirgemenizi makul karşılamalıydık ve biliyoruz ki, cennet ayaklarımızın altında değil, vatan bellediğimiz […]
Translate »