ANTİK YUNAN MÜZİĞİN TARİHSEL KÖKLERİ /Fetih Koç

Fetih Doğan Koç
Şair Yazar

Yunan mitolojisinden günümze akarak gelen antik yunan müziğin mistik tadınadki melodilerin sırını kimse daha çözemedi.

Müziğin başlangıcı tam olarak bilinmese de ilkel insanın içgüdüsel ritim duygusu ve doğa seslerini taklit etmesiyle ortaya çıktığı olasıdır. Müzik; ilkel insanın sevinç duyduğu zaman yaptığı hareketlerle, yani dans ile birlikte ve hüzünlü anlarda söylediği şarkılarla, söze dayalı olarak iki türde gelişti. Ilk çağda mağara resimleri (Mağara Arıcı, Mağara Seybıray, Mağara Avzeti, mağara siwiskı vb.) ve arkolojik bulgular en eski uygarlıklarda müziğin varlığını işaret eder.

Çocukluğumda, mağara Arıcı, mağara Seybıray, mağara Terziye Emeni, mağara Avzeti, mağara Siwiskı ve Aremılaketo içindeki kayalara işlenmiş fügüranlar hep dikkatimi çekmişti. Bize, bu fügüranlar bu mağarada yaşıyanlara aittir diyorlardı. Tanrıdan, öldüklerinde taş yapıp burda kalmalarını buyurmuşlar ve Tanrıda bu isteklerini yerine getirmiş deniliyordu. Oysa, tersi bir durum olduğu şimdi daha açık bir gerçeklik. Fügüranlar bir sanat olduğu da açık ve net.

Konumuza geçersek, müzik insanlık tarihiyle birlikte ortaya çıktığı antik kalıntılar ve bulgular bunu doğruluyor.

Dil kabiliyetinin daha gelişmediği küçük çocukları incelediğimizde onların da belli ritimsel kalıplar ve hecelerle sesler çıkarttıklarını görebiliriz. Ve bu iki maddenin ışığında ilk çağda yaşayan ilk insanın müziği ile ilgili bir fikir sahibi olabiliriz.

Bu yazımda, Yunan müziğin doğuşu, gelişimi ve günümüzdeki durumu ile ilgili bölümler halinde ve başlıklar altında toparlayarak aktarmaya çalışacam.

Antik Yunan Müziğin Çıkışı

Antik Yunan müziği, uzun süredir akılları kurcalayan bir gizem olsa da klasik Yunanistan’da müzik neredeyse her yerdeydi. MÖ yaklaşık 750’den MÖ 350’ye kadar, Homeros, Sappho ve diğerlerininki de dahil şiirlerin birçoğu besteleniyor ve bazen dansın da eşlik ettiği gösterilerde söyleniyordu. Edebi metinler notalar, gamlar, eserler ve kullanılan enstrümanlar hakkında son derece detaylı ve kapsamlı bilgiler sunuyor. Bu metinlerden elde edilen bilgilere göre tek bir kişinin aynı anda çaldığı iki çift dilli kamıştan oluşan ve o dönemde oldukça yaygın olan aulosun yanı sıra, lir de Yunan müziğinin sevilen unsurları arasındaydı.

Böylesi bir bilgi zenginliğine rağmen, antik Yunan müziğinin kulağa nasıl geldiğini tarif etmek inanılmaz derecede güçtü. Bu durum antik kaynaklarda bulunan terim ve kavramların karmaşık ve tanınmaz oluşundan kaynaklanıyordu. Notalandırılmış müzik her ne kadar mevcut ve doğru bir şekilde çevrilebilir olsa da sayıca az oluşu ve bütünlüklü olmayışı antik Yunan müziğini kavramada ciddi bir engel oluşturuyordu.

Tekrar oluşturulan müzikler sıklıkla tuhaf ve nahoş bulunuyor, dolayısıyla antik Yunan müziği birçoklarınca kayıp bir sanat olarak görülüyordu.

Antik Yunanlılar MÖ. 700 ila MÖ. 400 yılları arasında, lir, delikli kamış ve çeşitli vurmalı çalgılarla çalınması için şarkılar besteledi. Bundan 2.000 yıldan daha uzun bir süre sonrasında, günümüz bilim insanları bu besteleri sonunda nasıl canlandıracaklarını buldular ve %100 tutarlı olduğunu iddia ettikleri şarkıları çaldılar.

Yunanistan’da taşlara kazınmış yazıtlar ve Mısır’daki papirüslerde yazılanlar, klasik dönem akademisyenleri tarafından biliniyor. MÖ. 300’den MS. 300’e kadar olan dönemde yazılan bu parçalar bize Antik Yunan müziği hakkında daha önce hiç olmadığı kadar net bilgiler sunuyor.

Yunan Müziğinin Yapı Taşları

Yazılı yapıtlar, anıtlar ve belgeler yardımıyla eski Yunanlıların müzik sistemi, müzik yazısı ve müzik estetiği hakkında bilgiler bugüne kadar gelmiştir.

MÖ 9. yüzyılda ortaya çıkmış destanlar İlyada ve Odisseia büyük ozan Homeros (Homeros) tarafından yazılmıştır. Burada müzikle ilgili bilgiler mevcut olup yarı konuşma, yarı şarkı söyleme şekli olan resitatif biçiminde destanların söylendiği kabul edilir.

Yunanlılarda müzik, diğer sanat dallarına göre daha az gelişmişti. Armoni bilinmiyordu, melodi kavramı ise bugün kullanılan anlamda değildi. Onlara göre müziğin işlevi ritmik ses düzenlemeleri oluşturmak ve bunların şiir ritmine bağlı kalmasını sağlamaktı.

Yunanlılar, Asyalı kavimlerden bazı çalgıları almışlar ve kullanmışlardır. Aulos (ağlos) gibi telli çalgılar Frigya’dan Yunanistan’a geçmiştir. En gözde çalgıları lirdir. Diğer telli çalgıları magadiz, fenike liri, zambuk, barbitos, trigon, pandura, monokord ve helikondur.

Üflemeli çalgılardan en fazla kullanılanı aulostur. O dönemde ezgilerin sadece insanları değil hayvanları da etkilediğine inanılırdı. Aulos daha çok dramada kullanılmış, törenlerde ve eğlencelerde de bu çalgıya sıkça rastlanmıştır. Yunan çalgıları arasında kitara; bir çeşit lir gibi yumuşak sesli, ses tanrısı Apollon’nun simgesi olan ve daha çok tapınak müziğinde kullanılan bir çalgıdır.

Yunan çalgılarından biri olan panflüt, su perisi Syrinks’in (Sirinks) adını almıştır. Efsaneye göre kırların ve çobanların tanrısı Pan, bu güzel su perisine aşık olur.

Syrinks, Pan’dan kaçmak için bir nehirdeki su perilerinden yardım ister. Nehirdeki su perileri, onu bir su kamışına çevirir. Pan da bu bitkilerden bazılarını keser ve panflüt yapar. Panflüt, birden fazla (genelde yedi) kamışın farklı uzunluklarda kesilip yan yana birleştirilmesinden oluşur. Kamışların tepelerindeki deliğe hava üflenerek ses çıkarılır. Kamışlar farklı uzunluklarda kesildiği için her kamıştan farklı bir ses çıkar.

Ancak, güncel gelişmeler insanların zihnindeki bu karamsar düşünceyi heyecan verici bir biçimde alt üst etti. Antik Yunan müziğini incelemek için yıllardan beri üzerinde çalışılan projeler olsada antik Yunanların nasıl müzik yaptığı konusunda ilginçve farklı sonuçlar çıkmakta. Dolaysıyla, araştırmalar da devam ediyor.

Müzik İsmi Nerden ve Nasıl Geldi

Antik yunan Mitolojisine göre baş yaradan Zeus; Mnemosyne ile 9 günlük bir kaçamak yaşamış ve bu gecelerin her biri için Mnemosyne’ den bir kızı olmuştur. Zeus’ tan olma bu peri kızlarının her birine Muse isimi verilmiştir. Bu kızların her biri bir bilgi veya sanatın savunucusu olarak anılırlar. Bu bilgi ve sanatlara Muselerin yetenekleri denilir. Müzik isimi buradan gelmektedir.(Museike) Antik yunandan kalma resim, heykel ve o devirle alakalı kaynaklar incelendiğinde müziğin tanrısı Apollon tanrılar meclisinde lir çalıp diğer tanrıları eğlendirirken ve Muse’lerde ona yardım ederken gösterilirler. Bu kızların isimleri ve görevleri şöyledir:

Euterpe, Fülüt-Müzik
Eroto, Aşk Şiirleri
Kalliope, Destan-Epik Şiir
Kleio, Tarih
Melpemone, Tragedya
Polymnia, mukaddes Şiirleri
Terpsikhore, Dans
Thalia, Komedya
Urania, Gök Bilimi

Antik yunanda müzik çok ciddi bir işti ve bütün iyiliklerin kaynağı olarak görülüyordu. Her toplumsal olayın kendine ait bir müziği ve kendi arasında belirlenmiş sıkı kaideleri vardı. Müzikteki her bir mod’un (makamın) değişik tesir bıraktığının farkındalardı. Bu etkiye ethos (karakter) deniyordu. Bu makamlardan rehabilitasyon ve tıp amaçlı da faydalanıyorlardı.Antik yunanda kullanılan şarkı türleri şunlardır:

Dityramb: Dionysos’un onuruna söylenir. Koro şeklinde söylenir
Enkomion: Kahramanların onuruna söylenir.
Epinikion: Galip gelen sporcu ya da dövüşçünün onuruna söylenir.
Erotikon: Aşk şarkısı.
Hymenaios: Evlilik, düğün şarkısı.
Hymn: Tanrıya övgü.
Hyporcheme: Tapınma sırasında dansla birlikte söylenir.
Paean: Apollo veya Artemis’in onuruna söylenir
Partheneion: Bakire kadınlar korosu seslendirir.
Skolion: Şölen müziği.
Threnos: Cenaze müziği.

Buraya kadar çeşitli kaynaklar, arkeolojik buluntular(resim, heykel v.s) ve araştırmacıların söylediklerinden yola çıkarak genel bir müzik ve müziğin doğuşu tanımı yaptık. Ama bunların net ve sarsılmaz kanıtlar olduğunu iddia edemeyiz.
Müziğin, dönemin ve yapıtın karakterini en iyi şekilde ortaya koyacak kanıtlar o yapıta ait nota ve ses kayıtları olduğuna göre asıl bakmamız gereken kalıntılar bunlar olmalıdır.

Antik Yunan Müziğin günümüzdeki Yeri

Antik Yunan müziği hakkındaki karamsarlık son yıllarda, iyi korunmuş aulosların Robin Howell ve Avrupa Müzik Arkeolojisi Projesi’nden araştırmacılar gibi uzman teknisyenlerce yeniden oluşturulmasıyla ciddi ölçüde değişti. Barnaby Brown ve Callum Armstrong gibi üstün yetenekli sanatçılar tarafından çalınan bu auloslar, enstrümanların kendi perdeleri, tınıları ve akortlarının yanı sıra, antik müzik perde aralığına da sadık bir rehber sağladığı söylendi.

Antik şarkıların merkezinde ritimler yatıyor, Antik Yunan müziğinin ritimleri ise şiir vezinlerinden çıkarılabiliyor. Bu vezinler kelimelerdeki hecelerin uzunluğuna bağlı. Antik şarkılar için herhangi bir tempo işareti bulunmuyor, ancak bir veznin kısaca mı yoksa uzunca mı söyleneceği genellikle açıkça görülebiliyor. Bir tempo belirlemekse müziğin doğru bir biçimde oluşturulabilmesi için son derece önemli.

Peki ya ezgiler, melodi ve armoni? Çoğu insanın Antik Yunan müziğinin kayıp bir müzik olduğunu söylerken kastettiği şey tam da bu. Müzik kuramıyla ilgili binlerce kelime Platon, Aristoteles, Aristoksenos, Ptolemaios, Aristides Quintilianus gibi antik yazarların eserleriyle günümüze ulaşıyor. İçinde antik müzik notalarının bulunduğu parçalar halindeki birkaç partisyon geç 16. yüzyılda Floransa’da ortaya çıktı. Ancak, antik müziğe dair ipuçları barındıran bu kanıt edebi kaynaklardan öğrendiğimiz melodik ve armonik eserlere hiç benzemediğ söylendi.

Üzerinde antik notalar bulunan papirüs veya taş belgeler 1581’den beri aralıklarla gün yüzüne çıkarılıyor, şu an yaklaşık 60 parça bulunuyor. Martin West ve Egert Pöhlmann gibi araştırmacılarca dikkatlice toplanan,

kopya edilen ve çevrilen bu belgeler Antik Yunan müziğinin nasıl olduğunu kavramamızda bizlere daha iyi olanaklar sunuyor.

Antik Yunan müziği icra ediliyor

1892’de bulunan en erken elle tutulur müzik belgesi Atinalı trajedi şairi Euripides’in Orestes’inden bir parçayı barındırıyor. Bu parçanın çevrilmesi, büyük ölçüde tuhaf bir melodik hassasiyet sunan çeyrek aralık intervaller kullanılması sebebiyle uzun süre bir sorun olarak kaldı. Batı müziği tam sesler ve yarım ses aralıklarıyla icra ediliyor; daha küçük intervaller kulağımıza nota sanki tonun dışında söyleniyor veya icra ediliyor gibi geliyor.

Konuyla ilgili yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda heyecan verici bir sonuca ulaşıldı. Batı klasik müzik geleneğinin sıklıkla, MS 9. yüzyıldaki Gregoryen kilise müziğiyle başladığı söyleniyor. Ancak, Yunan müziğinin yeniden oluşturulması ve icra edilmesi antik Yunan müziğinin Avrupa müzik geleneğinin kökeni olarak tanınması gerekliliğini gösteriyor.

Latin ozan Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre Frig kralı Midas Tmolos dağında dolaşırken lir çalan Apollon ile kaval (aulos) çalan Pan arasında kimin daha iyi çaldığına dair bir yarışma yapıldığını görür. Bu yarışmaya dağ tanrısıTmolos’un hakemlik yapmaktadır. Yarışma sonucunda Tmolos Apollon’un daha iyi çaldığını belirtir ve ödülü Apollon’a verir. Orada bulunan Kral Midas ise hiç üzerine vazife değilken Pan’ın daha iyi çaldığını söyler. Bunun üzerine Apollon kızarak Kral Midas’ın kulaklarını uzatıp, eşek kulağına çevirir.

Kaynaklar (Yunanca)

Ερωτήσεις

1. Από ποιεσ πθγζσ μποροφμε να αντλιςουμε πλθροφορίεσ για τθν αρχαία ελλθνικι μουςικι

2. Από ποφ προζρχεται θ λζξθ μουςικι; Σι ςιμαινε αρχικά;

3. ΢ε ποιεσ περιςτάςεισ είχε ςθμαντικό ρόλο θ μουςικι ςτθν αρχαία Ελλάδα; 4. Σι ιταν οι «μουςικοί αγϊνεσ»;

5. Σι ιταν τα «Πανακιναια» και τα «Διονφςια»;

6. Σι ιταν οι αγϊνεσ «κικαρωδίασ», «κικαριςτικισ», «αυλθτικισ», «αυλωδίασ», και οι «δραματικοί αγϊνεσ»;

7. Ποιοσ ιταν ο ρόλοσ τθσ μουςικισ ςτθν τραγωδία; 8. Ποια αρχαία ελλθνικά μουςικά όργανα γνωρίηετε;

9. Με ποιο μουςικό όργανο ςυνδεόταν θ λατρεία του Απόλλωνα και με ποιο του Διονφςου;

10. Σι ιταν θ «κραυγι του Πάνα»;

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »