Anılarını yadigâr bıraktın Usta – Hilmi Toy

Hilmi Toy
Yazar

Bir yıl oldu, bir koca yıl sınıf yoldaşlığına yoldaş omuzlarda taşınmasına, ayrılığına dostun, vedasına Usta’nın. Bu satırları yazarken zorlandığım an kadar zor geliyor usulca gidişini kabullenmek.

Anılarını yadigâr bıraktın bize, sana anılarını armağan edeceğim / edeceğiz bu sene. Unutmadım ne senin sözünü ne de benim sözümü.

Koronalı günlerden geçiyor hayat. Sınıf kinini, sınıf düşmanı bilincini hep aydınlık tuttuğun, yoluna ışık eylediğin, öfkeni bilediğin kapitalist emperyalist sistemin sağlık sisteminin yetmezliği, umarsızlığı bir kez daha kendini gösterdi. İnsanlarımız ölüme terk ediliyor, patronların karı için, bu sistemin çarkı dönsün diye işçiler ölüm riski altında çalışmaya zorunlu tutuluyor. Kapitalizmin en iyimser sunumu “ücretsiz izin” işçiye, emekçiye. Dün bir genç işçi kardeşimizi, 33 yaşında civan, sendikalı bir işçi kardeşimizi yitirdik. Hasan Oğuz, bir ölümsüz ölü, işçi sınıfının ölüsü. “Her sınıf kendi ölüsüne ağlar!” diye yazdım ardından, işçi sınıfı ağladı ardı sıra. Birlikte afiş yaptıkları duvara şimdi Hasan’ın afişlerini yapıyor arkadaşları. “Erkenci veda için bu kadar acelen niye Bra Hasan” diye seslendim ama duyamadı senin gibi o da. 

Bugün de ortak dostumuz, sevdiğimiz saydığımız, ayrı düşüp gurbet elde buluştuğumuz Kaymakam’ın acı haberi geldi Usta. En son 2015 yazında izinde ziyaret ettiğini söylemiştin bana. Kaymakam da sana komşu geliyor bilgin olsun. Uğurlamaya bile gidemedik son yolculuğuna Koronalı günlerden ötürü. 

Haa bak unutmadan yooorum, Entepli sevdiklerin, sevenlerin mezarını da yaptılar. Mezarın güzeli olur mu? Olmaz, ama seninki güzel oldu yine de. Mezarın yüzü acıdır, mezarın yüzü soğuktur, en çokta hüzünlü bir hasretliktir. Göremedim, kısmet olmadı daha görmek, Fotoğrafını gönderdi Derde derman gibi yetişen, ön ayak olan arkadaşımız, resminde var üstünde, sıcacık bakıyorsun, eli kulağında türkü söyler gibi. 

Entepli Edem, senin anılarında yeri çok olan, anılarını da yazmanı isteyen Garbis’te senden 5 ay sonra veda etti yaşama. Sana komşu gelemedi, yaşadığı şehirde uğurlandı “Bilinçli ölüm ölümsüzlüktür!” pankartıyla. 

Bir yıl önce sevgili arkadaşım Beyaz’ın telefonda üzgün sesiyle verdiği haberin ardından yazdığım yazıyı Usta’ya saygıyla yeniden paylaşıyorum.

“Yüreğini Bir Merhabaya Açanlardan Muharrem  Usta  (ŞARKLI) Hayata Gözlerini Yumdu Ama Yüreğimizde Anılarıyla Yaşamaya Devam Edecek.

Günler ağır, günler ölüm haberleriyle geldi bugün. 

İşçi Muharrem’I, sosyalist işçi önderi, sendikacı, Antep’te sendikal hareketin ve mücadelenin öncülerinden, önderlerinden Muharrem Usta’yı (ŞARKLI) kaybetmenin derin acısını yaşamak düştü yine bize. 

Gelenekten geleceğe yürüyüşün direngen temsilcilerinden, Antep’in devrimci ustasını kaybettik bugün. 

68’den 71 devrimci hareketine, 71 devrimci hareketinden günümüze geleneği yaşayan ve yaşatan bir ustayı kaybetti Antep. 

İbrahim Kaypakkaya’nın Antep’te ilk tanıştığı ve  yoldaşlarından, İbocu geleneğin saygın Antepli temsilcilerinden Muharrem Usta’yı kaybettik. Anteplilerin acı kaybı, işçi sınıfı ve ezilen halkların fedakar, mücadeleci, sosyalizme, halkların eşitliği ve kardeşliğine inançla bağlı olarak ömrünü tamamlayan Muharrem Usta’yı yitirdik.

En eskimiz ama en gencimizdi. İşçi sınıfı davasına büyük bir sevdayla bağlı, yüreğine insan güzelliğini Nakşeden, ilmek ilmek kavgasını ören, yoldaşlıklara yüreğini açan Muharrem Usta’yı yitirdik. 

Güneşi içenlerin türküsünü söyleyerek yaşadı hep. Güneşin sofrasında buluşup dostların arasında olmanın sevincini yaşayarak, paylaşarak yaşadı hep. 

Yüreğimizde ince bir sızıyla üzgünüz şimdi. Anıların izinde zorlu bir ayrılık yaşadığımız. Bizi bir parça hüzün ve gözyaşlarımızla bıraktın. 

Acımız büyük, acımız derin Seve’li, Barak ovasının yağız delikanlısı, Barak türkülerinin güzel sesi Yüreğimiz yangın yeri bugün.

Yaşarken çok incitti bu hayat seni, sınıf kinini her defasında bilediğin bu kara, bu kahpe düzen çok ama çok incitti seni. Yaşından çok, yaşından büyük çilesini çektin bu zalim, bu zulüm dünyasının. Gözaltı, tutuklama ve hapishanelerinde yaşadın, her türlü işkence tezgahlarından ak alınla çıkmış bir ömür bıraktın geride. Büyük insanlığa onurlu bir miras bıraktın. 

Hayat Üniversitesinin hem öğrencisi, hem öğretmeniydin. Ustamızdın bizim, bizlerse senin kalfan, çırağındık. Evin ziyaretgahımızdı hepimize. 

Rahat uyu usta, güle güle usta. Bizleri unutma. Senden önce gidenlerimize, Antep uşağına özellikle selam götür bizden yana. Yaşadığın dünya, yaşadığın düzen, bu şehir, bu sokaklar çok incitti seni, yattığın yer incitmesin.

Karış karış, adım adım bu şehrin sokaklarında izin var seni anımsatan. Sesin az yankılanmadı meydanlarında. Nice yiğitleri uğurladın yüreğin yana yana bu şehrin mezarlıklarına. Omzunda taşıdın gencecik, gül tenli bedenleri yüreğin burkularak. Anlatırken bile sözcükler düğüm düğüm oluyordu boğazında.

Seni unutmak ne mümkün sevgili Muharrem Usta  (ŞARKLI). Her zaman bizimlesin, her zaman seninleyiz. 

Sevgili Eşi Fatma Ablamızın, Kederli ailesinin, ve tüm sevdikleri ile sevenlerinin, işçi sınıfının acısını paylaşır, sabır dilerim. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum”.

15.04.2020

Kaynak:https://avrupaforum1.org

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!
Translate »