Alevi LGBTI+’lar – 3: “Aleviler çocuklarının eşcinsel kimliğini gizlemeyi seçiyor” – Ceren Ataş

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay, biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Kendimi eşcinsel erkek (gey) olarak tanımlıyorum.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Dindar bir insan değilim. Aleviliği dini bir pratik olarak hiçbir zaman yaşamadım. Ancak, hem bir etnik kültür olarak hem de politik bir direniş alanı olarak Aleviliği benimsiyorum.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Türkiye toplumunda Alevi bir aileye doğmuş bir eşcinsel erkek olarak, eşcinsel kimliğimin toplumsal alanda daha az kabul gördüğünü düşünüyorum. Alevi kimliğim her ne kadar toplum içerisinde, çoğunlukla konuşulmaması gereken, tabu bir konu gibi görülse de, en azından Aleviler arasında her zaman güvenli bir alan buldu ve hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Eşcinsel olarak ise, özellikle de ergenlik dönemimde ciddi derecede yalnız hissediyordum. Eğitimli, liberal ve hatta sosyalist görüşlü insanlar arasında bile, eşcinsel olduğumu dile getirmek çok kolay değil. Öte yandan, bu gruplar içerisinde Alevi kimliğim hakkında rahatça konuşabiliyorum.
Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Bir önceki cevabımda da söylediğim gibi, dindar bir insan değilim. O yüzden Aleviliğin dini anlamda inanç boyutu ile çok ilgilenmiyorum. Ancak, yüzyıllar boyunca egemen devlet dini tarafından yok sayılmış ve yok edilmeye çalışılmış bir inancın içine doğmuş biri olarak, bu mirası yok sayamıyorum ve baskıcı, tek tipçi devlet zihniyetine karşı yüzyıllardır süren onurlu bir direnişin bugün de ayakta olan temsilcisi olarak görüyorum. Bu bağlamda Alevi inancının en çok benimsediğim prensiplerinden biri, Hz. Ali’ye atfedilen, “Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma” sözü.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Türkiye’de Alevi toplumu homojen bir topluluk değil. Dini inançlar olarak birbirlerine benzeseler de, toplumsal açıdan birbirinden ayrışan gruplar var. Örneğin benim ailem İç Anadolulu ve köylü bir aile. Her ne kadar Türkiye genelinde görülen Anadolu bağnazlığını kendi ailemde görmesem de, konu eşcinsellik olunca, Türkiye toplumunun genelindeki ataerkil, homofobik tutumları kendi ailem içinde de görüyorum. Daha henüz eşcinsel olduğumun tam olarak farkında olmadığım çocukluk yıllarımda, aile içinde Zeki Müren ya da Bülent Ersoy gibi ünlüler hakkında edilen lafları dinleyerek büyüdüğüm için, eşcinselliğimi fark ettiğimde doğal olarak gizlemem gerektiğini düşündüm çünkü geleneksel ataerkil Anadolu aile değerleri içinde eşcinselliğe yer olmadığı mesajını çoktan almıştım. Günümüzde, eğitimli ve muhalif bir kısım Alevi arasında politik olarak LGBTİ+ hakları savunulsa da, genel olarak Alevi toplumunun hala eşcinselleri dışlayıcı bir tutuma sahip olduğunu düşünüyorum.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Yetişkin hayatımda Alevi cem ibadetine hiç katılmadım. Köyden İstanbul’a taşındıktan sonra annemler bazen ceme katılırdı ama beni hiç götürmediler. Bir çocuk olarak gözlemlerim ise, genel olarak köy hayatı hakkında hatırladıklarım ile o kadar iç içe ki, köy hayatının doğal bir parçası olarak hatırlıyorum.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Daha önceki cevabımda da söylediğim gibi, Türkiye toplumunun genel ataerkil aile ve ahlak değerleri içinde maalesef LGBTİ+ var oluşa yer yok. Her ne kadar bu ataerkil değerleri reddederek demokratik ve insan haklarına saygılı tutum takınan (özellikle de kadın mücadelesi içerisinde) çok sayıda Alevi olsa da, topluluk olarak Türkiye Alevilerinin eşcinselliğe bakışını Türkiye toplumunun genelinden çok da farklı görmüyorum. Türkiye toplumun en çok dile getirdiği eşcinselliğin “günah” olduğu inancı Aleviler arasında da mevcut. Ayrıca, Türkiye genelinde var olan, “eş dosta rezil oluruz”, “el alem ne der?”, “duyulursa toplum içine çıkamayız” ya da “bizden öyleleri çıkmaz” anlayışları Aleviler arasında da yaygın. Eğer bir farktan söz edeceksek, belki bu fark Alevi ailelerin çocuklarını öldürmek ya da reddetmektense, genellikle çocuklarının eşcinsel kimliğini etraftan saklamak yolunu seçmeleridir.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Bütün Aleviler hakkında genelleme yapmak pek mümkün olmasa da, ağırlıklı olarak,

Alevilerin de Türkiye toplumunun geneli gibi eşcinselleri ötekileştirdiğini, sessizleştirmeye çalıştığını ve LGBTİ+’ların görünürlüğünden rahatsızlık duyduğunu düşünüyorum.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Alevi LGBTİ+ şeklinde bir öz örgütlenmenin çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ancak gerek var olan Alevi örgütlenmelerinde, gerek sosyalist/feminist örgütlenmelerde gerekse LGBTİ+ örgütlenmelerinde Alevilik ve LGBTİ+ var oluşun kesişimsel olarak ve samimi bir şekilde tartışılabilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevre/ oluşumlar var mı?

Bildiğim kadarıyla öyle bir topluluk ya da oluşum yok. Kendimi daha çok sosyalist/feminist oluşumlara yakın hissediyorum.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Gözlemlediğim kadarıyla, Alevi toplumu eşcinselliği ya da LGBTİ+ haklarını daha çok demokratik eşitlik ve çağdaş insan hakları bağlamında değerlendiriyor. Bu bağlamda da kimi zaman, bazı Alevilerin eşcinselliği içlerine sindiremeseler de laikliklerine halel gelmesin diye ses çıkarmadıklarını düşünüyorum. Öte yandan, eşcinselliğin Alevilikte teorik ya da teolojik olarak tartışıldığını pek göremiyorum. Her ne kadar ben dindar olmasam da, Alevi toplumunun kendi içlerindeki LGBTİ+ Alevileri ötekileştirip cemaatten uzaklaştırmamak adına, LGBTİ+’ların hem aile ve toplum içerisindeki hem de cem’deki yerlerini netleştirecek tartışmalara girmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Eklemek istediğiniz bir konu varsa serbest alan:

Eşcinsel bir Alevi olarak bu yaşıma kadar Alevilikte LGBTİ+ bireyleri kucaklayıcı ve kapsayıcı bir tutum görmesem de bunun ileride değişeceğine dair umudumu kaybetmiyorum. Yüzyıllar boyunca egemen zihniyet tarafından ezilmiş iki topluluk olarak Alevilerin ve LGBTİ+’ların birbirlerini anlamalarının zor olmayacağına inanıyorum ve bu iki kesim arasında karşılıklı anlayış ve dayanışmanın inşasında LGBTİ+ Alevilerin kilit konumda olduğunu düşünüyorum.

17.06.2020

Not: Yazarın bu yazısı avrupaforum1.org da da yayınlanmıştır.

Koordinator00

Next Post

İNSAN AÇISINDAN EDEBİYAT YAKLAŞIMIYLA NERMİ UYGUR - Özden Çiçek

Per Haz 18 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 “Evrene insan açısından bakmaktır edebiyat, evreni dille yorumlamaktır.” Arapça ` dan Türkçe diline yerleşen edebiyat terimi TDK ` nın tarifiyle; olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığla sözlü ya da yazılı olarak biçimlendirilme sanatıdır. Bir diğer tarif de; bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, […]
Translate »