Ceren Ataş
Araştırmacı Yazar


Sanıyorum 2018 yılıydı, Alevi eşcinseller ile ilgili tez çalışması hazırlayan akademisyen Ali Yıldırım’ın (İstanbul Bilgi Üniversitesi) sunumuna katılım sağlamıştım. Burada sevgili Ali, cinsel yönelimi eşcinsellik olan LGBTI+ (Lezbiyen, gay, biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerle görüşmeler yapmıştı. Görüşmedeki kişilerin bir kısmı Alevilik inancını benimsiyor, bir kısmı yalnızca biyolojik olarak Aleviyken, bir kısmı ise politik olarak Aleviliği seçiyordu. Bu sunum esnasında ortamda bulunan LGBTI+ arkadaşlarla derinlemesine tartışmalar yapıldı. Burada görülen şuydu, eşcinseller Aleviliğin içinde kendilerini var edebilecekleri bir alan görürken Alevi toplumu içerisinde bu alanın bir karşılığını bulamıyorlardı. Bu noktada o gün de aklıma gelen bir soru şuydu: Eşcinsel Alevi örgütlenmesi neden yok?

Öncelikle teorik olarak Alevilik inancının eşcinselliğe bakışını incelemek isterim. Eşcinselliğe gelmeden şunu söyleyebiliriz: Alevilik inancını cinsel bir politikası yoktur. (Akkaya, 2017) Teoriye ve ritüellere baktığımızda Alevilik cinsiyetlerden bahsetmez, kadına yönelik bir toplumsal rol yüklemez, giyim şekli önermesi yapmaz, kadını yalnız “annelik” üzerinden tanımlayıp çocuk doğurmayan kadını değersizleştirmez. Kadın şu işi yapabilir, şu şekilde giyinemez, demez. Aynı şekilde erkekler için de bir toplumsal rol önermez, giyim şekli sunmaz. “Erkekler ağlamaz” demez(!) Alevilik cinsiyetler üstüdür. Bu inancın ocaklarında, yol önderlerinde bu sebeple şimdiye kadar iki cins, kadın olarak Pir Ana, erkek olarak Pir Dede, yer almıştır. Ana ve Dedeler için cinsiyet belirtmeden Pir kavramı da bu nedenle kullanılmaktadır. Eren derken kadın ya da erkek cinsini kast etmez Aleviler, iki cinsi birden söylemiş olur.

Alevilikte eşcinselliğin yeri

Peki burada eşcinsellerin yeri nerededir? Cinsel politikası olmayan bir inançta eşcinsellere yer var mıdır? Eğer Alevilikte eşcinseller dışlanıyorsa, Alevilik cinsiyetler üstüdür demek mümkün müdür?

Bu noktada sunumun gerçekleştiği gün de tartıştığımız “Can” kavramı işin içine giriyor. Alevilik inancında “Can”, cinsiyetsizleşme demektir. İnsanların hiçbir statüsünün olmaması, herkesin eşitlenmesi demektir. Kadın ve erkek olmanın ötesinde, her cinsin bir olması, can olması demektir. Peki, madem cinsel kimlikler ortadan kalkıyor ve herkes can olabiliyorsa, Alevilik ve Aleviler neden eşcinselliği dışlasın? Ötekileştirilmiş, “lanetlenmiş” bir yönelim olarak eşcinsel bireylerin Alevilik inancında yeri olduğu kanaatindeyim. Yalnız değilim ki, bugüne kadar eşcinsel Alevi ozanları, aşıkları, eşcinsel zakirler, eşcinsel Pir’ler, eşcinsellere nikah kıyan Pirler oldu. Ki bunlar bizim bildiklerimiz, bilmediğimiz pek çok eşcinselin Alevi toplumu içinde yeri vardı. Belki kimliğini söyledi, belki söylemedi; tartışma konusu bu değildir.


Bugün Alevilikte kadın mücadelesi için çalışırken diğer ötekileştirilen cinsel kimlik olarak eşcinsellerin de örgütlenmesini görmezden gelmek olmaz. Mücadele birlikte güzeldir! Toplumun her kesiminde eşcinsel bireylerin dayanışma halinde oluşumlarla bir araya geldiği noktada Alevi toplumuna da bu gözle bakmak gerekir.

Eşcinseller konusunda neredeyiz? Neler yapmalıyız? Çünkü Alevilerin örgütlenmesi neden önemliyse, Alevi eşcinsellerin örgütlenmesi de aynı nedenle önemli!

Eşcinseller vardır.

Eşcinsellik haktır!

09.06.2020

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!