Necmi Bektaşoğlu
Müzisyen Yazar

İki buçuk milyon genç yürek ve dimağ. Her biri anasının babasının kuzusu. Geri kalan hayatlarını belirleyecek sınavda ter dökecekler bugün ve yarın. Geleceğini kurtarmak kaygısıyla. Başarılar diliyorum öncelikle. Hepsi de kazansın, basarsın, hayatını kurtarsın.

Çok isterdim, ancak durum vahim. Üniversite okumanın hayatı kurtarmadığı görüneli çok zaman oldu aslında. Görenlere.

Dedim ya her çocuk anasının kuzusu. Kıyamadığı. Okusun, adam olsun babası gibi, anası gibi. Üniversite mezunu olsun. Masa başı iş bulsun. Doktor, mühendis, vali, kaymakam.

Daha ilkokul öncesinden başlayarak, ana okulu vs de başlıyor harcamalar. Özel ana okulu, ilkokul, orta, lise. Dersane üstüne dersane. Çocuğum okuyacak. Ben görmedim o görsün. Ben yaşamadım o yaşasıncı yaklaşımlar. Anasının sarısı, babasının karası.

Eğitim yaygınlaştı. Her ilde, ilçede, hatta mahallede üniversiteler var. Ne güzel. Hizmet ayağımızda. Her birinde nice nice profesörler. Makalesiz, adı sanı yok uluslararası camiada. Bilimde, düşüncede, araştırmada, buluşta.

Ne çok üniversite var ülkemde. Ne güzel. Ancak ilk beşyüzde adı sanı yok uluslararası sıralamada.
İşiniz çok zor çocuklar. Kusura bakmayın.
Sorumluluğunuzu ötelediniz analar, babalar. Kusura bakmayın. Okullar bitince başlayacak asıl fırtına. Görünen köy kılavuz istemez. Herşey ortada aslında.

Başlamak bitirmenin yarısıdır demiş büyükler. Elbet bitecek okullar. Alınacak diplomalar. Afilli, parlak kağıttan, selafonlu, kabartmalı diplomalar. Ne güzel. Tam duvara asmalık.

Tamam da, çoktandır fabrika kurulmuyor bu topraklarda. Üretim yok. Tarım ve hayvancılık yok. Herşeyi ithal ediyoruz. Tohumlar hibrit. İnekler bile ithal. Görmüyor musunuz.

Betonarme yapılar üstüne kurulu ekonomi. Rant ekonomisi. Residance’lar, apartmanlar, villalar, ofisler vs. Duble yollar, köprüler, tünellerle donandı ülke. Ne güzel.

Sınavlar bitince tercih yapacak çocuklarımız. Mühendislik bölümleri kaynıyor Anadolu’da. Bilgisayar, elektrik, elektronik. Makine, ziraat, gıda.
Tamam da üretimin olmadığı, fabrikaların, tarımın, hayvancılığın olmadığı topraklarda, her yıl iki buçuk milyon gencin yığıldığı ekonomide, nerede iş bulacak bu çocuklar. Bırak iki buçuk milyonu, iki yüz elli bin gence bile iş kapısı olacak fabrika yok, kurulmuyor çoktandır bu ülkede.

Allah yardımcınız olsun analar, babalar ve çocuklar.
Bir dükkan açarsınız artık paranız kalırsa çocuğunuza. Bilgisayar mühendisine bilgisayarcı. Elektrik mühendisine elektrikçi. Saz evi, müzik evi konservatuar mezununa. Sınavı kazananlar, okullarını bitirir, dükkan açar parası olan ana babası. O çocuklar patron olur, dükkan sahibi. Sınavı kazanamayanlar, hemen çırak olarak başlarsa ilgili bir ustanın yanında. Çalışan olur ilgili dükkanda, işçi. O da olmazsa kalfa olur. Boş gezenin boş kalfası. Ben sana gelirim, sen bana. Ne işimiz varsa yapılacak. Geçinip gideriz böylece. Yaşar ekonomi. Hem devlete vergi olur harcamalar üstünden..
Kamu yönetimi, işletme vs mezununun işi daha da zor. Kaymakamlık, valilik kadrosu belli. Emekli olan olursa geçer çocuğunuz ilgili koltuğa. O da torpiliniz varsa.

Hadi bakalım, hepimizin hakkına hayırlısı..

Şehirli Ozan

Simurg-News'i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz!