83. YIL OLDU DERSİM ÇIĞLIĞINI YİNE DUYAN OLMADI… NURETTİN ASLAN

83. YIL OLDU DERSİM ÇIĞLIĞINI YİNE DUYAN OLMADI…83 yıl önce bugün ip geçirildi boynuna Dersim‘linin.

“Elazığ’ın düzü” düzü diye ne çok ağıt yakılmış böyle.O düzlüğün yukarı tarafında uzanıp giden iki tepe, Elazığ’ın düzünde olanlara nasıl da tanıklık etmişler.Bu iki tepe aynı zamanda Elazığ’ın simgeleri gibi.Tepelerden birinin adı Harput. Eskiden adını tarihe Xarpit olarak yazdırmış.Bizim Dersim de benden önceki kuşak Elazığ yada Eleziz demezler bu şehrin adına. Xarpit’ir oranın adı onlarda.

Ermenilerin izleri öylesine çoktur ki orada. Zaten Van şehri sonrası en büyük kırımın ev sahibidir, Xarpit. Diğer tepenin adı ise Gülmez’dir.Bu tepe o şehirde olanlara öylesine tanıktır ki nasıl gülsün.Kıvrıla kıvrıla, Gülmez Tepesinden inerken, aşağı düzlükte kurulan şehir korku birde hüzün katar yüreğe.Buğday Meydanı düşer akla. Buğday nimettir. Açlığı giderdiğinden canlı olana can kattığından kutsaldır.

81 yıl öncesinde kutsallığını yitirdi, o meydan.Buğday yerine satılan Dersim Seyit’lerinin kellesi oldu o meydanda. Kurulan darağacı boyuna geçirilen ip ile öldürüldüler.Usene Seydi, Seyit Rıza, Fındık Ağa, Uşene Sey Rızay, Hesen Ağa, Aliye Mırze Sıli, Hesene İvraime QıjıGülermi Gülmez Tepesi? Gökyüzü misali kafanı dolduran bulutlar önce nem sonra sağnak bir yağmur düşürür gözlerine o an. Usene Seydi’nin bilge kamilliği oturur Pir döşeğinde. Gulban olur secde eder gider öpersin ellerinden.Hani Useni Seydi tutuklandığında askeri cemsenin yanında ağlar gözlerle dört nala koşan at var ya….

Nasıl da insanlığa ders veriyordu.Seyit Rıza’nın, ”Bir hatayım, Evladu Kerbelayız, Günahsızız, Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir….” Sözleri düz ovayı doldurarak kendisini vurur, Gülmez ve Xarput tepelerine.Sonra diğer büyüklerimizin nur yüzleri vurur kendisini Munzur Dağlarına.

83 Yıl SONRASI…Çok şey söylendi, daha da söylenecek. Yazıldı çizildi, daha da olacak. Söyleneninde yazılanında kimi yanlış, kimi doğru. Kimi bilgi kirliliğiyle Dersim’i tarihten silmeye yönelik, kimiyse aydınlatıcı. Tarih bunları nasıl temizleyecek, nasıl yerli yerine oturtacağını bilmiyorum. Bildiğim sağa sola, aşağıya yukarıya çekmeden su kadar ak olan bir gerçeği kabul etmek gerekiyor.15 Kasım 1937 de Elazığ Buğday Meydanı’n da idam edilen Dersim Seyit’leri dahil cezaevlerinde öldürülen, kırımda dağbaşında vurulan Dersimlilerin gerek aşiret, gerekse ezbet olsun aralarında çokça husumet olduğu halde üzerinde birleştikleri iki şey vardı. Dersim İtikatı birde İkrar’ı….İtikat ve İkrar denildiğinde nehirler terse akar, serden geçilirde bu iki şeyden vaz geçilmezdi. Günümüzün moderniliğinde söyleyecek olursam dünya görüşleri bu iki şeyden ibaretti.

YA ŞİMDİ?Dersim’e sahip çıkma adına sağa sola aşağı yukarıya çekilerek herkes kendi kafasına göre bir Dersim yaratmış yada yaratmaya çalışıyor.Dersim gerçekliğinde uzaklaşmak en büyük ziyandır. Dersim adına hareket eden kurumları değerli bulurum. Ancak tehlikeli olan Dersim gerçekliğinden uzaklaşıp suni bir Dersim yaratanları ise değersiz ve Dersim’in kaybedilmesine ön ayak olduklarını düşünürüm.

Dersim İtikati ve İkrarı, SIRRI HAKİKAT’A doğru yürünen yol. O yolda yüründüğünde Dersim kazanır. GerisiLAF’U GÜZAFTIR….

adı geçen yazar

Next Post

BANU BÜYÜKAVCI’YA YÖNELİK BASKILARA SON!

Sal Kas 17 , 2020
Print 🖨 PDF 📄 eBook 📱 Münih ”Komünistler Davası” olarakta kamuoyunda yankısı olan TKP/ML Davasında uzun süre tutuklu yargılanan ve tahliye edildikten kısa bir süre sonra çeşitli cezalara çarptırılan 21. yüzyılın Dreyfuss davalarından biri olarak tarihe geçecek süreç işletilerek başladığı gibi biten Münih yargılaması sanık ve hükümlülerinden Dr Dilay Banu […]
Translate »